BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eric Bouvet’yle terörü konuştuk

Eric Bouvet’yle terörü konuştuk

-Woow! Ne kadar zamanımız var? Bu sözler Eric Bouvet’ye ait.



-Woow! Ne kadar zamanımız var? Bu sözler Eric Bouvet’ye ait. Dünyanın önde gelen savaş fotoğrafçılarından Eric Bouvet’yi böylesine şaşırtan sorum neydi? Oraya geleceğim. Ancak, önce bu röportajın perde arkasını anlatayım. Bir süredir, toplumu teröre karşı bilinçlendirmede sanatın rolü üzerine araştırma yapıyorum. Terör tek taraflı propaganda yapıyor ve medyayı kullanıyor. ABD, Rusya ve Fransa’da güvenlik güçleri, terörle mücadelede halkın desteğini yanına almak için sanatçılarla iş birliği yapıyor. Zaman gazetesinin ülkemizde konuk ettiği dünyaca ünlü 25 fotoğrafçıdan biriyle röportaj yapma daveti aldığımda tereddütsüz, Eric Bouvet’yi seçtim. Çünkü, Eric Bouvet; Afganistan’da ABD, Çeçenistan’da Rusya, Libya’da Fransa ordusu ile çalışan bir fotoğraf sanatçısı. Bouvet’yle, 15 Kasım 2011 günü, saat 15.30’a randevulaştık. Tam saatinde The Marmara Oteli’nin 18. katındaki Boğaziçi’ne hâkim Topkapı Salonu’ndaydım. Eric de oradaydı ve yemek yiyordu. Röportaja hemen başlamam için masasına oturmam istendiğinde itiraz ettim: -Olmaz! Konumuz yemek değil. Gülüştük. ÖNEMLİ OLAN İNSAN Boş bir masaya oturup, Eric’in yemeğini bitirip gelmesini bekledim. Gelince de ilk sorumu patlattım: -Genelde sanatın, özelde ise fotoğrafçılığın toplumu teröre karşı bilinçlendirmede rolü nedir? -Woow! Derin konu. Ne kadar zamanımız var? Daha gençken fotoğrafçılığın dünyayı değiştirebileceğine inanırdım. 20 yıl sonra anladım ki, gerek savaş noktalarında gerek toplum hikâyelerinde biz ancak zamanın şahitleriyiz. Meselâ, Berlin Duvarı’nda, Tiananmen Meydanı’nda yaptığım çalışmalar, toplumun nasıl yaşadığına şahit olmak. Ancak, bir okul kitabında ya da 12-15 yaşındaki çocuklar için hazırlanan bir hikâye kitabında, çektiğim fotoğrafları gördüğümde bir şey için çalışmış olduğumu anlıyorum. -Bunun bir tür bilinç oluşturma olduğunu söyleyebilir miyiz? -Hımm... Elbette, hatta daha da fazlası.Önceden haber fotoğrafçılığı çok objektifti; gazeteler ne istiyorsa onu yapmanız gerekiyordu. Artık haber fotoğrafçılığı çok değişti. Şimdi resmi ben nasıl istersem öyle çekiyorum. Bunun temel sebebi fotoğrafçılığın gerçek bir sanat dalı olarak kabul görmeye başlaması. - Türk polisiyle yaptığınız “Gece Devriyesi” çalışmalarını Beyoğlu Sanat Galerisi’nde gördüm. Bu fotoğraflarla vermek istediğiniz mesaj nedir? -Atlantik’te balıkçılarla da ilginç çalışmalar yaptım. Beni ilgilendiren, olayın insan yanıdır; bu bir balıkçı, bir çiftçi ya da bir asker olur. Bu aynen savaşta da geçerli; benim yaptığım iki tarafı da resmetmek. TÜRK ORDUSUYLA ÇALIŞIRIM - Türkiye’nin doğusunda PKK terörü var. ABD ordusuyla Afganistan’da, Fransız ordusuyla Libya’da, Rus ordusuyla Çeçenistan’da yaptığın çalışmanın bir benzerini Türk ordusuyla da yapar mısın? - Elbette! Ancak burada bir foto muhabirine sordum. Bana: “Bak, Fransızlarla, Ruslarla ya da Afganistan’da ABD’yle yaptığın çalışmaları burada kesinlikle yapamazsın. Türkiye’desin, unut bunu” dedi. Eğer bana bu imkân verilse, ben gitmeye hazırım. Röportaj bitti, sıra birlikte resim çektirmeye geldi ki bir de ne göreyim! Eric Bouvet, benim altıma bir sandalye çekip kendisi tepeme dikilerek ayakta poz vermesin mi? Tıpkı, İsrail’deki “alçak koltuk” skandalı. Hemen bir sandalye de ben onun altına çekip, buyur ettim. Ve ikimiz de oturup öylece poz verdik. -Koltuklar eşit olacak!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT