BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meydanları okumak

Meydanları okumak

Meydanları duymayan, meydanları okuyamayan rejimler ve liderler kaybetmeye mahkûmdur. Bu, dün böyleydi, yarın da böyle olacaktır. Meydanları dolduran kitleler, o gün kayıp verse bile esasında takip eden günlerde zafer onlarındır. Meydanlar, geçmiş dünyada önemliydi. Bugün ‘sosyal medya’ denen iletişim devrimiyle çok daha önemli oldu.



Meydanları duymayan, meydanları okuyamayan rejimler ve liderler kaybetmeye mahkûmdur. Bu, dün böyleydi, yarın da böyle olacaktır. Meydanları dolduran kitleler, o gün kayıp verse bile esasında takip eden günlerde zafer onlarındır. Meydanlar, geçmiş dünyada önemliydi. Bugün ‘sosyal medya’ denen iletişim devrimiyle çok daha önemli oldu. Mısır halkı, aylar öncesinde rejime karşı sosyal medya üzerinden Tahrir Meydanı’nda toplanmışlardı. Hüsnü Mübarek her ne kadar tatlı vaatlerde bulunduysa da kanan olmadı. Hiçbir baskı, o meydan halkını yıldıramadı, dağıtamadı. Sonunda kaybeden uzatmalı diktatör oldu. Şimdi oğluyla beraber çok ibretlik bir manzarada yargılanıyor. Şu dünyanın parası, şöhreti, serveti, makamı uğruna kendine böyle bir son hazırlayanlara yazıklar olsun! Tunus diktatörü Zeynelabidin bin Ali, meydanlara dayanamayarak firar etti. Hüsnü Mübarek, kapana kısıldı. Muammer el Kaddafi bir insanın başına gelebilecek en kötü ölüm şekillerinden biriyle linç edilerek öldürüldü. Hepsinin ortak yanı zalim olmaları ve halkı soymaları. Diğerlerini bekleyen son da herhalde farklı olmaz. Diktatörlükte babasıyla yarışan Beşar el Esad, şimdilerde en çok merak edilen. O merak edilirken Kahire’de Tahrir Meydanı, bir kere daha infilak etti. Hafta sonu on bini aşkın bir kitle yine sosyal medya üzerinden haberleşerek öfkeleriyle meydana inip zamana isteklerini tahrir ettiler/yazdılar. Hüsnü Mübarek gitsin demişlerdi. Direndiler ve gönderdiler. Hırsız bir dikta rejimi bitsin, insanca yönetim gelsin istemişlerdi. Fakat, aradan geçen zaman içinde halk da dünya da gördü ki Mısır’da asıl diktatör Hüsnü Mübarek değildir. O bir kukla. Asıl diktatör, rejimdir. Rejimin sahibi askerdir. Batı böyle tanzim etmiş. Aylardır yeni anayasa için bekleniyor. Ancak hazırlanmakta olan anayasa, eski hamama eski tası uydurma kurnazlığı içinde. Yeni anayasaya ordunun rejimi koruma ve kollamakla vazifeli olduğu yazılıyormuş. İstediği zaman müdahale edebilecek. O kadar da değil. Ordu harcamaları her türlü muhasebe kaydının dışında kalıyormuş. İşte bu maddeler halkı galeyana getirmeye yetti. Şimdi Tahrir Meydanında ikinci perde açıldı. Dikkatler Şam üzerinde iken Kahire’de beklenmedik şeyler olabilir. Büyük kan akmasından korkarız. Türkçe’de “Mısır’daki sağır sultan duydu”... diye bir deyim vardır. Demek ki Mısır’ı yönetenler hep sağır. Meydanları okumak, duymak bu kadar mı zor? Zor değil ama işe gelmiyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT