BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Boğaziçi değil, burası Etiyopya

Boğaziçi değil, burası Etiyopya

Kabına sığmayan müteşebbislerimiz Etiyopya’yı keşfetti, ihracatımız 300 milyon dolara ulaştı...



ÖZEL HABER İrfan Özfatura frika Birliğine ev sahipliği yapan Habeşistan sanıldığı gibi çöl değil; güçlü nehirleri, baş döndürücü yeşili, susamı, kahvesi, tropikal meyveleri ve hatırı sayılır hayvancılığı ile ayakları üzerinde duran bir ülke.. Başkent Addisababa kabuğuna sığamıyor, 2600 metre rakımda dünyanın en modern metropollerinden biri inşa ediliyor. Etiyopya’da yer yer volkanik alanlar var, Türkler magma atıklarını öğütüp briket yapıyor, hafif, sıhhi, kullanımı kolay bir malzeme üretiyorlar. Yaklaşık 30 firmamız bu alanda iştigal ediyor. YÜZAKI TİKA Gerçekleştirdiği projelerle Türk Habeş kardeşliğine maya çalan TİKA’nın genç başkanı Serhat Küçükkurt, “Dünyayı yeniden keşfetmenin manası yok” diyor ve ekliyor: “Burada üç mühim mesele var: Su, sağlık ve eğitim. Bence önde geleni su. O olmayınca sağlık da, eğitim de olmuyor.. Bırakın insanları, hayvanların bile ihtiyacı karşılanamıyor. Hal böyle olunca göç başlıyor, köyler boşalıyor, şehirler şişiyor. Halbuki suyunuz varsa örnek çiftlikler ve örnek besi tesisleri kurabilirsiniz, halk toprağından kopmuyor.. Buraya Türkiye’den pek çok sivil toplum örgütü geliyor, katarakt ameliyatları, sağlık taramaları yapıyorlar. Ramazan ve Kurban vesilesi ile yardım dağıtıyorlar. Bizi ziyaret etme nezaketinde bulunanlarla planlama yapıyor, ‘siz de şuraya gidin’ diyoruz, muhtaç bölgeleri paylaştırıyoruz. Zira bazen iki üç grup aynı bölgede yardım dağıtırken bir başka bölge mahrum kalabiliyor. Ayrıca uzmanlar getiriyor, bakanlık çalışanlarını eğitiyoruz. Devlete bağlı okulların ekipman ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Hastanelere tıbbi malzeme, cihaz ve ambulans veriyoruz. Etiyopya Afrika Birliği’nin merkezi, çok önemli bir başkent. Hükümetimiz bu ülkeye çok ehemmiyet veriyor, nitekim bu ofisi Sayın Başbakanımız açtı. Harhar’da son Osmanlı konsolosunun evini ve Necaşi Hazretlerinin türbesini onaracağız. Projeler hazır, gün sayıyor. Etiyopyalılar Osmanlı ile geçirdikleri güzel günleri unutmamışlar, burada muhteşem bir zemin var.” NEREDEN NEREYE? Ekonomi Bakanlığı Temsilcisi Ergüç Ülker ise görüşlerini şöyle anlatıyor: “İlk kez 2006’da geldim o zamanlar haftada iki uçak vardı, Hartum aktarmalıydı. Yol zor ve zahmetliydi. Bütün Türkleri toplasan (elçilik, okullar, yurtlar ve THY çalışanları) 50’yi bulmazdı. Biz Afrika açılımına Mısır’dan başladık sonra Sudan’da yol, köprü ihaleleri alındı. Etiyopya kültür olarak bize çok yakın, Yemendeki Osmanlı valisi hayli müessir imiş buralarda. Gidin bir devlet dairesine, bir bankaya Türk olduğunuzu söyleyin, büyük ilgi bulacaksınız mutlaka. Eskiden de müteşebbis gelirdi ama cebine 10-15 bin dolar koyar macera ararlardı. Şimdi ne yaptığını bilen insanlar geliyor, itibarımız yükseliyor. Sadece Ayka Tekstil 6 bin kişi çalıştırıyor, sonra Else açıldı, Şahinler Holding de sırada. Böyle ülkelere yabancı nasıl gelir? Bir madenin, bir doğal kaynağın imtiyazını alır, mesela denizden petrol çıkarır, teknisyenleri kendindendir, halkla işleri olmaz. Halbuki biz emek yoğun işler yapıyor, fabrikayı şehrin tam ortasına kuruyoruz. Münasebetlerimiz çok yoğun. Mesela Ayka o bölgenin hayat tarzını değiştirdi. Sanat sahibi oldular kendilerine güvenleri arttı. Sayın Bakanımız Zafer Çağlayan, ‘biz sizin kaynaklarını sömürmeye gelmiyoruz der’ öyle de oluyor. Önce bina yapıyor inşaat öğretiyorsunuz, sonra birlikte makine kuruyorsunuz, kablo tesisat derken mekanik belletiyorsunuz. Biçki, kesim, dikiş, ramoyöz, overlok ve son ütücü yetiştiriyorsunuz ki bunlardan bazıları ileride kendi işyerlerini açacak, sektörde söz sahibi olacaklar. TEŞVİK EDİYORLAR Eğer burada üretip ihracat yapacaksanız arazi verir, 5 yıl boyunca vergi indirimi uygularlar. Makine, vasıta getirebilirsiniz. Bunlar görünüşte her ülkede vardır ama kağıt üstünde kalır. Burada ise hayata geçer, işinizi rüşvetsiz halledebilirsiniz pekala. Sıkıntılar yok mu var ama buranın usulünü bilmediğimizden, sistemi çözüyorsunuz zamanla. 2008’de ayrılmıştım. Aradan üç sene geçti, gelince ülkeyi çok farklı buldum. Eskiden haftada 5 gün elektrik kesilirdi, apartmanları parmakla sayardık. Şimdi şehri gökdelenler kaplamış. Petrolu olmadan büyüyen bir ekonomi. İnanın böylesi daha sağlıklı. Türk mallarına karşı büyük merak var. Çin ve Hindistan âdeta saldırıyor, her taşın altından çıkıyorlar. Ancak onların açtığı yollar, otobanlar bizim de işimize yarıyor. Buranın ölçüleri farklı, kapıya kamera sistemi kurmayı bırak, otomat bile satamazsın. Çünkü tutacağın bekçi daha ucuza gelir, gün boyu eşikte bekler kuş uçurtmaz. Henüz kredi kartı olmayan bir ülke, bilgisayardan ödeme olmaz. Ama bankacılık hızla gelişiyor, misal onlara servis verebilecek birine çok iş var. Türkler de yatırım kredisi almaya başladılar. % 30 koyana % 70 veriyorlar. Daha ne yapsınlar!” ORTALIK ŞANTİYE GİBİ Başkent Addisababa, 4 milyonu aşan nüfusuyla Afrika’nın en önemli merkezlerinden biri. Afrika Birliği’ne ev sahipliği yapan şehir, gökdelenlerle donanıyor. Bu inşaatların bir çoğu Türk müteahhitler tarafından yapılıyor. ADANALAR İKİ OLDU Başkent Addisababa’da birbirinden temiz ve nezih iki restoranımız var. Mutfağımız seviliyor ve tercih ediliyor. Denizli’li Ramazan Genç (solda), Habeşli bir hanımla evlenmiş, artık yerlisi olmuş, dönmeyi düşünmüyor. “Mutfağımız zaten çok güçlü, güleryüz ve temizliğimizle tanınıyoruz. Bu işin mayası sabır, geç bile kalmışız” diyor. Kayseri Develi’den Ayhan Bulut ise, “Burası hızla büyüyen bir şehir. Türk sayısı artıyor, kısa sürede büyük paralar kazanmak hayal ama istikrar var, ümit vadediyor” şeklinde konuşuyor. İhlas Vakfı Yöneticileri Ali Kara ve Müştak Saygın, Türkiye Etiyopya İşadamları Derneği’ni ziyaret etti. Kâğıda bakarsan gariban ülke ama... Türkiye Etiyopya İşadamları Derneğine bakan Hüseyin Bey, eski bir hariciyeci. Tecrübesi yetiyor. “Afrika’ya henüz 2004 yılında açılabildik” diyor, “Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde faaliyetlere başladık. Sonra Atilla Yurtçu yönetiminde bu dernek kuruldu. Etiyopya’dan ithalatımız 1 milyon doların altındaydı şimdi 35 milyon dolar. İhracatımız 100 milyon dolar bile değilken şimdi 300 milyon dolar. Türk ürünleri açısından burası bir köprü, onların ürünleri için de Türkiye iyi bir basamak. Burada yaklaşık 200 firmamız ve yarım milyar dolarlık yatırımımız var. Kültürlerimiz birbirine çok yakın. Toprakları bizden büyük, nüfusları bizden fazla (80 milyon). Koluna girip zorla götürdüklerimiz Türkiye hayran oldular. Şu anda bizimle ticaret yapıyorlar. Bu ülke tarihinde ilk defa tekstil ihracatı % 100 arttı. Önde gelen firmaları yazıyorlar Ayka, Elsa, Saygın hepsi bizim çocuklar.. Pamuk var, teknolojini getir, kanalını kur, ihracat yap. Ankara’dan biri soruyor orada jip var mı? Gel dedim seni 2012 Hummer’a bindireyim. Kağıda bakarsan gayri safi milli hasıla 100 dolar. Halbuki Dubai’de ne kadar zengin varsa burada da o kadar var. 80 milyonluk bir ülke. 70 milyon seni ilgilendirmese bile 10 milyona hitap edebilirsin pekala... Şurada birkaç garibin iş sahibi olmasına vesile olabilsek az şey mi? Ben Karamanlıyım hemşerilerime diyorum şu boşta yatan makineleri kapın gelin. İşçi istemediğin kadar, günlüğü bir dolar! Bush “21 yy Afrika’nın olacak” demişti. Çinliler bizden beş sene önce geldiler, şu anda çok farklı noktadalar...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT