BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vicdanî ret

Vicdanî ret

Televizyonda konuşan vicdanî retçi arkadaş “Allah’ı referans almayan orduya hizmet etmeyeceğini” söylüyor. Eğer, “dinî, siyasî, felsefî sebeplerle elime silah almak istemiyorum, silah denen alete karşıyım” dese idi anlayışla karşılardım. Ama “bu ordu” olmaz diyor. O halde? Başka bir ordu olabilir! Başka bir ordu, yani “Allah’ı referans alan bir ordu.”



Televizyonda konuşan vicdanî retçi arkadaş “Allah’ı referans almayan orduya hizmet etmeyeceğini” söylüyor. Eğer, “dinî, siyasî, felsefî sebeplerle elime silah almak istemiyorum, silah denen alete karşıyım” dese idi anlayışla karşılardım. Ama “bu ordu” olmaz diyor. O halde? Başka bir ordu olabilir! Başka bir ordu, yani “Allah’ı referans alan bir ordu.” Kendisi Yahya Kemal’in herhangi bir şiirini okudu mu bilmem ama Yahya Kemal 26 Ağustos 1922 başlıklı şiirinde der ki: Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yârabbi,/Senin uğrunda ölen ordu budur Yârabbi,/Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,/Gaalib et çünkü bu son ordusudur İslâm’ın. Ben buna inanırım, halkımızın da hâlâ çok büyük kısmının buna inandığını düşünüyorum. (Buyrun referanduma!) Hâlihazırdaki Müslüman ülkelerin hâl-i pür melâlini seyrettikçe bir kere daha inanıyorum. Amerikan askerlerinin postallarını öpenler mi, diktatör bile olsa bir insanı tekmeleye tekmeleye öldürüp ölüsünü, hem de “Allahü Ekber” nidalarıyla tartaklayıp eziyet eden, günlerce teşhir edenler mi, hacdan dönen otobüs yolcularına saldıranlar mı “Allah’ı referans alan” ordulara mensup? Mehmet Âkif’in duası da şudur: Müslüman yurdunu her yerde felâket vurdu,/Bir bu toprak kalıyor dinimizin son yurdu,/Bu da çiğnendi mi çiğnendi demek şer-i mübîn,/Haksâr eyleme yâ Rab onu olsun, âmîn! Vicdanî retçiler ülke güvenliği konusunda ne düşünüyorlar, merak ediyorum. Âkif’in duasına “âmin” diyorlar mı? Silah kullanmak istemeyeni zorla silah altına almak insan haklarına aykırı sayılıyor artık. O halde onlara, normal askerlik süresinin iki katı olmak üzere, asla talime filan çıkarmadan, silahın yanından bile geçirmeden askerî alanların temizliği, bakımı, ağaçlandırılması, inşaat, mutfak hizmetleri yaptırılabilir. Ama “ben nizâmiyeden girmem, askerler için patates de soymam” diyenler varsa o zaman ben onların samimiyetinden, yurt sevgisinden şüphe ederim. Unutulmasın ki, birileri bir ülkede rahat rahat patates soyabiliyorsa, vicdanî retçi olabiliyorsa o ülke coğrafyasının güvenliğini, esenliğini sağlayan başka birileri vardır ve onlara da bir vicdan borcu vardır. Dünyada savaş olmasa, silah olmasa çok iyi olurdu. Ama var! Ve bütün dünyada varken siz bu konuda zaaf gösterirseniz gözünüzün yaşına bakan olmaz! Bütün bu çalkantıların, sayıca daha az ama teknik donanımı, vurucu gücü çok yüksek profesyonel orduya geçiş hazırlıkları olduğunu umuyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT