BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sinekleri ölen dedeleri sanıyorlar

Sinekleri ölen dedeleri sanıyorlar

Nepallilerin kutsal saymadığı hayvan yok gibi. Bunlar arasında maymun, sinek, böcek, kuş, fare de var. Sineğe tapınanlar ‘dedelerini yutmamak için’ sürekli ağzını kapalı tutuyor.



ÖZEL HABER OSMAN SAĞIRLI Uzak Doğu’nun Afrikası Nepal Katmandu’da otelin önünden kiraladığım taksinin 60 yaşlarındaki şoförü önüme bir harita uzatıyor. “Beğen bakalım nereye gideceksin?” Haritada o kadar temple (tapınak) yazıyor ki akşama kadar saysan bitmez hele bir de şaşırıp “yahu kaçtı?” diye baştan alacak olsan bir haftan gider. Şoföre kaç tane tapınak olduğunu soruyorum adam ne kadar doluymuş meğer; “Bak bu karşıda gördüğün tapınak, onun yanında bir tane daha. Şu arada iki tane küçük var onları gördün mü? Elektrik direğinin altında da var. 1991 yılına kadar buradaki tapınak sayısı evlerden daha fazlaydı. İnsanların evlerinin bahçesinde kaç tane var onu bilmiyorum. Bir ara 3 bin olduğunu duymuştum” diyor. Adam o kadar öfkeli anlatıyor ki, “Peki sen Hindu musun?” diye sormadan edemiyorum. Hinduymuş ama tapınağa gitmezmiş, Buda’ya da inanmazmış. Ölünce de cesedini yakacaklara ağzı açılmamış küfürlürden bir paket yapıp gönderiyor. AVRUPA SOSYETESİ DİN ARIYOR Katmandu’nun daracık sokaklarının birinden girip diğerinden çıkıyor. En acaip kılıklı Hindular’ın olduğu bir yerde duruyor. Araçta kalıyor. Tapınağın beyaz kubbesi binaların arasından görünüyor. Burası Boudhanath (budist tapınağı). Giriş paralı. Hem de parayı güya dünyadan elini eteğini çekmiş, sırf Buda’ya benzemek için saçlarını kazıtan, turuncu örtülere bürünerek sefalet görüntüsü sergileyen budist rahipler topluyor. Hani Buda’nın öğretilerine göre dünyaya meyletmek yasaktı? Sizi gidi istismarcılar sizi!... Tapınakda oldukça batılı Brahmanist ve Budist göze çarpıyor. Ellerinde 99’luk tesbihler. Saat yönünde dönüp duruyorlar. Hepsi de son dönemlerde kiliseden kirişi kıran tipler. Hıristiyanlık olmadı mı? size Budislik, Brahmanistlik verelim diyen papaz ve rahipler tarafından yönlendirildikleri söylenen tipler. Bizde düğünlerde oynamak zorunda kalan ama bir türlü oyunu beceremeyen acemilerin yanındakine ayak uydurması gibi kim ne yaparsa aynısını yapıp sözüm ona hakiki bir Budist ya da brahmanist olmaya çalışıyorlar. Hatta her ikisini bir arada götürenler bile var. ÇAKMA SADULAR Pashupatinath tapınağı ise kendisini tamamen hayattan soyutlamış olan sadece tapınan çalışmayan, evlenmeyen, yıkanmayan, saç ve sakallarını hiç kesmeyen “Sadu”ların mekanı. Onları anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Burnunuza bir poşet dolusu pamuğu tıkasanız yine aradan yol bulup giren o iğrenç kokularıyla tapınakların yürüyen paspasları. Dünyadaki bütün parfümleri orada nehir halinde akıtsanız yetersiz kalacak bir durum. Bir de fotoğraf makinası görünce Sör foto sör foto diye bağırmazlar mı? Üzerime üzerime gelen tipler. Kazara bir tanesine dokunsam herhalde bir yıl boyunca suyun altında kalsam temizlenme imkanım yok. Saçları bit çiftliğine dönmüş. Ellerindeki kir adeta eldiven haline gelmiş. Yüzlerine havadan bir yaprak düşse saatte 80 mil hızla esen rüzgar bile uçuramaz. Hepsinin elbisesi artık renk kartelalarında dahi olmayan kir renginde. Aman bana temas etmesinler kaygısıyla bir iki kare fotoğraf çekiyorum. Bu defa da ver 5 dolar, 10 dolar teranesi. Güya burada ölümü bekliyorlar. Son dönemlerinde de ne kadar yoksul olurlarsa ruhları o kadar olgunlaşıyor. Lakin temizlik yoksulu olmayı tercih etmişler. Keyfleri tıkır benden söylemesi. HAYATLARI KUMAR Bir de Kumari safsatası var.Yaşayan tanrı diyorlar. Ki hadisenin iç yüzü oldukça trajikomik. Kumari, olabilmenin ilk şartı ülkenin en fakir Hindu kız çocuklarından biri olmak. Sonra sırasıyla vücudunun herhangi bir yerinden kan çıkmamış olmak, akıllı ve güzel olmak. En ince noktası ise hiçbir şeyden korkmuyor olmak. Aileler kız çocuklarının bu şartları taşıdığını ispatlamak için olmadık şaklabanlıklar yapıyor. Daha küçücük bebeleri zifiri karanlığa götürüp orada bırakıp kaçanlar mı dersiniz, insan ve hayvan ölüleri arasında dolaştıranlar mı dersiniz ya da olmadık figürlerle cesaret testine tabi tutanlar mı ararsınız? Aklınıza gelen her türlü melanet mevcut. Bütün bu zorlu yolculuğu aşanlar Hindu rahipler karşısına çıkarılıyor. Onlar da eleme usulü ile 10 Kumari adayı belirliyor. Krallık döneminde kral tarafından Kumari seçimi yapılırken şimdi devlet başkanı tarafından belirleniyor. Kumari saat 16.00‘da pencereden çıkıp onu görmek üzere gelenlere el sallıyor. Sene de bir gün de Katmandu’nun etrafını arabayla dolaşıp kutsuyor. O tur sonunda devlet başkanı ayaklarını yıkayıp suyunu halkın gözü önünde içiyor. Ee bu kadar ilgi iltifat nereye kadar sürüyor dersiniz. Taa ki Kumari ergenlik çağına gelinceye kadar. Ergen olan Kumari kapı dışarı ediliyor. Ömrü boyunca evlenmekten men ediliyor. Onunla evlenenlerin de lanetlendiğine inanılıyor. Peki adama sormazlar mı? Bu nasıl tanrı ki siz seçiyorsunuz, siz gönderiyorsunuz. kendine bile faydası olmayan tanrının size ne faydası olur? Özetleyecek olursak Nepal’de göbeğe, ineğe, sineğe, böceğe, ota, bite, çöpe, kediye, fareye, maymuna bilumum yaratığa tapılıyor. Ama onları yaratanı hatırlayan yok. Allah akıl fikir versin. BELKi, DEDEM BiR SiNEK Hem tapınakta hem de sokaklarda kavurucu sıcağa rağmen ağzı maskeyle dolaşan erkekli kadınlı birçok insanla karşılaşıyorum. Mikrobik bir durum mu var? Çantamdaki maskeyi taksam mı? diye düşünüyorum. Yaşlı şoför aldırış etmemem gerektiğini söylüyor, “Burası Nepal, binlerce tanrı, yüzlerce din var. Hinduizm ile Budizm birbirine karışmış. Halk, önüne hangi tapınak çıkarsa orada dua ediyor ve oranın tanrısına tapınıyor. O maskeliler de öyle. Onlar Jain inancı mensupları ağızlarını maskeyle kapatarak dolaşır. İnançları gereği sadece uyurken ve yemek yerken maskelerini çıkarırlar. Bu insanlar öldükten sonra başka bir canlı olarak yeniden doğacaklarına inanır. O yüzden ‘Belki benim dedem bir sinek, büyük dedem de bir böcek. Onları yutmamam lazım’ diyerek ağızlarını örtüyorlar” diyor. Şu üç günlük dünyada kendisinin sineğin, böceğin torunu olduğunu sananları da gördüm ya artık hiçbir şeye şaşırmam emin olun. KOKULARINI PARFÜM BASTIRAMAZ Pashupatinath tapınağı kendisini tamamen hayattan soyutlamış olan sadece tapınan çalışmayan, evlenmeyen, yıkanmayan, saç ve sakallarını hiç kesmeyen “Sadu”ların mekanı. Onları anlatmaya kelimeler yetmez. Burnunuza bir poşet dolusu pamuğu tıkasanız yine aradan yol bulup giren o iğrenç kokularıyla tapınakların yürüyen paspasları. Dünyadaki bütün parfümleri orada nehir halinde akıtsanız yetersiz kalacak bir durum. HANGİSİNE TAPINIRSAN TAPIN! Nepal’de o kadar çok tanrı var ki, insanlar hangisi denk gelirse ona tapınıyor. Ancak burada olduğu gibi bir yanda kutsal sayılan inek diğer yanda Buda heykelleri arasında tercih yapmak zorunda kaldıkları da oluyor. ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK Hindular, ölümlerinin yaklaştığını hissettikleri anda tapınaklara gelip burada ölümü bekliyorlar. Sefil bir hayat süren bu insanlar ruhlarının temizlendiğini ve cennete gideceklerini düşünüyor! EFENDİ BUDA ÖĞLE YEMEĞİNİZ Tapınaklar birçok odadan doluşuyor. Kimi Buda heykelinin önünde yere kapaklanıyor, kimi mumlar yakıyor. Kimi de dua tekerleklerini çeviriyor. Efendim Buda’ya ait öğretilerin yazılı olduğu dua tekerlekleri döndürüldüğü ve dua bayrakları dalgalandığı sürece dünyanın her yerinde bu öğretiler yayılmaya devam edecekmiş. Tekerleklerde eksen kayması olmuş anlaşılan. Tapınaklara gidenler de eli boş gitmiyor hani. Çeşit çeşit meyveler, tatlılar, ekmekler. Olmadı para. Neymiş tapınaktaki tanrılar yiyecekmiş. Ne tanrısı el ayak çekildikten sonra oradaki rahipler kendilerine güzel bir ziyafet çekiyor. Haa bir de bunların enteresan bir özelliği var. Bazı tapınaklara adam dahi sokmuyorlar. Senede bir, vazifeli bir adam içeriden sözde tanrıyı çıkartıyor, onu tahta tekerlekli bir arabaya bindirip binanın etrafında dolaştırıyorlar. Bu merasime milyonlarca insan katılıyor. Çok fakir olan Nepal ahalisi, bu tapınakları ve oradaki heykelleri altınla kaplamak, mücevher ile süslemek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor. ALINLARINDA KARA LEKE Efsunlanmış tipler, alnının ortasında dikiz aynası gibi duran cıncık boncuk tarzı süslemeler. Velhasıl yürüyen bujiteri vitrini tipli kadınları filmlerde çok görmüşsünüzdür. Biliyorum ençok da Hinduların iki kaşının ortasındaki kah kırmızı kah siyah noktayı merak ediyorsunuz. Genel kültür olsun kabilinden anlatayım; “Hindu mitolojisine göre, Şiva, karısı Parvati ile oyun oynarken Parvati şakacıktan Şiva’nın gözlerini kapatmış. Karanlıkta kalan Şiva, alnının ortasında üçüncü bir göz açmış. İnanışa göre Şiva bu gözü kıyamet günü tekrar açacak ve her şeyi yok edecek. Hinduizm’de Şiva yok edici tanrı, Brahma yaratıcı, Vişnu ise koruyucu. Hindular bu üçüncü gözün yerinde ruhları olduğuna bu gözün onları kötülüklerden koruduğuna inanıyor. Çoğu Hindu’nun alnındaki noktanın (bindi) sırrı da bu. Evli kadınlarda bu nokta alnın tam ortasında oluyor. Kadınlar bir de evlilik yüzüğüne benzer şeyleri ifade eden evlilik kolyesi takıyorlar.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT