BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vicdani reddin reddi

Vicdani reddin reddi

Dersim’le yüzleşme vakti değil. Ben aynı yerdeyim. Bu emir komuta ile olacak iş de değil. Usulen bir iki belge açıklanır, usulen özür dilenir.. Biraz konuşulur ve konu tavsar. Bu işe hazır ve gönüllü olsak heyet falan kurmaya gerek yoktur. Arşivleri açmak yeter.



Dersim’le yüzleşme vakti değil. Ben aynı yerdeyim. Bu emir komuta ile olacak iş de değil. Usulen bir iki belge açıklanır, usulen özür dilenir.. Biraz konuşulur ve konu tavsar. Bu işe hazır ve gönüllü olsak heyet falan kurmaya gerek yoktur. Arşivleri açmak yeter. Ben bu kadar telaşe arasında vicdani ret konusuna takılıp kaldım. İlk duyduğum zaman heyecanlanmıştım. Hatta büyük cesaret, beklenenin üzerinde rağbet görme ihtimalini nasıl göz ardı ediyorlar demiştim. Böyle bir kapı aralandığı zaman askerlik çağı gelenlerin büyük kısmı, bu hakkı kullanmak isterse ortaya çıkan manzara rencide edici olurdu. Kim rencide olurdu kısmını netleştirememiştim. Yine hepimiz diyeceğim ama kabullenemeyeceksiniz. Sonra birdenbire birkaç ayrı açıklama ile yanlış anlaşılma olduğu, vicdani ret konusunun gündemde olmadığı, cezai bir düzenleme (ne demekse) yapılacağı söylendi. Zaten kamuoyu da bu işe çok hazır değil. Terör devam ederken böyle konular üç beş zibidinin AB menşeli fantezisi olarak görülürdü. ... Devletin bazı katmanlarında mecburi askerlik hizmetine karşı özel bir tutku var. Ben bu tutkunun sebebini tam olarak anlayamıyorum. Ama şöyle bir şey fark ediyorum. Yarın bir gün teknik olarak mecburi askerlik hizmetine ihtiyaç duymayacak hale gelsek.. Ekonomik güç olarak sayılı ülkeler arasına girsek bile mecburi askerlik hizmeti tutkunları yine bu sevdadan vazgeçmez. Bu iş onların kararıyla olsa derler ki, şu ülkenin çocuklarını belli bir yaştan sonra bize verin, biz elden geçirelim. Elden geçirme işi bir amaç için olur. Bu, dünün şartlarında bir anlam ifade ediyordu. Şimdi ters tepiyor. Elden geçirilenler amaca odaklanamıyor. İstifade edilebilir hale getirilemiyor. Üstelik davranış biçimleri değişiyor, sonraki hayatlarında olup biten her şeye emir komuta üst ast, nöbet penceresinden bakar hale geliyorlar. Bir zamanlar iddialı bir laf etmiştim. Demiştim ki, yaşları aynı olan 10-15 tane genci karşıma dizseler.. İçlerinden biri askerlik yapmamış olsa, yapmayanı üç beş dakikalık konuşma sonunda seçerim. Yahut hiç konuşmadan, bu gençlerin iş yerindeki, marketteki, park yerindeki, kafeteryadaki davranışlarına bakarak hangisinin askerlik yapmadığını bulabilirim. Hâlâ aynı iddiadayım.. Tek şartım 21 günlük askerlerden olmayacak. En az beş altı ay yapmış olacak ki, zihni melekeleri o kalıba vurulmuş olsun. ... Ben çok önemliymiş gibi altını çiziyorum ama neticede bu konular, fert başına gelir 20.000 doları aştığı zaman toplumların dert edeceği, tartışacağı konular. Aile hekimine gidenlerden 3 lira alınacak söylentisi, hekime giden sayısını yarıya düşürüyorsa o ülkede vicdani retten, mecburi askerliğin yan tesirlerinden vs. bahsetmek biraz absürt oluyor. Vicdani ret takıntımdan dolayı ben de özür diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT