BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sarma

Sarma

Dedektif Dik yine esrarengiz bir olayla karşı karşıyaydı. Bayramdan bu yana bu kaçıncı kurbandı.



Dedektif Dik yine esrarengiz bir olayla karşı karşıyaydı. Bayramdan bu yana bu kaçıncı kurbandı. Saldırgan, burnunu mıncırarak bayılttığı kurbanlarının kafasına limon sıkıyor, üzerinde “Emeğe Saygı” yazan bir asma yaprağını da bırakıp kaçıyordu. Yoğun ve uzun çabalar sonucu saldırgan bulunmuştu... Rutubetli sorgu odasının loş ışığı altında masum yüzlü, ufak tefek, narin bir bayan oturuyordu... “Şaşırdınız mı dedektif?” diye söze başladı. “Öyle Arnavut gelini gibi süzülmeyin de oturun anlatayım; zeytinyağlı yaprak sarması Türk mutfağının taçsız kralıdır! Sofraların, damakların vazgeçilmezi bu fantastik yemeği hazırlaması saatler yemesi saniyeler alır. Bu gastronomi harikası yemek emek işidir! yürek işidir! kariyerin ta kendisidir!.. Yaa dedektif, git!.. Bana marka yöneticisiymiş, insan kaynakları uzmanıymış, hukuk danışmanıymış falan gibi kariyer safsatalarıyla gelme!! Asıl incecik, rotring kalem kalınlığında sarma yapabilen kadındır kariyerde zirveye oturan. Mükemmel sarma yapabilen bir eş için yurdum erkeğinin malını mülkünü gözünü arkada bırakmadan feda edebileceği gerçeği aşikâr! Bu gazla sar babam sar... Ühüüü, su alabilir miyim?, gluk, gluk... Her misafir, her bayram arifesinde annelerin önümüze yığdığı bir işkence bu. “Hadi kızım hadi, sen güzel sarıyorsun incecik” deyip oturtuyorlar. O koca tencere sarma içini, Everest yüksekliğinde haşlanmış yaprakları görünce... Pardösünün cebinden şıırrak diye deli raporunu çıkarmak istiyorsun. Ama... Parmaklar buruş buruş olana dek sarıyorsun... Fırkh... Haşlandığı için birbirine geçmiş yaprakları aç, akabinde dalı-budağı varsa kes, içerisine çay kaşığı ile iç koy, içi fazla koyma ki pişerken pörtlemesin, yanları katla, serçe parmak kalınlığında dağıtmadan ve ahengini bozmadan sar, imece usulü sarılıyorsa karşındakilerin sarışını eleştirip kikirdeş, minimum üç dolma katı diz, arada kaçamak kaşıklarla kuş üzümlü, dolmalık fıstıklı, taze naneli ve soğanlı enfes için tadına bak, yakalanma, en üste de dilimlenmiş limonları diz... Ne büyük bir uğraşıdır, bu ne şaşaalı bir iştir ya Rabbi. Sırt ağrısı, bel ağrısı, ayaklarda uyuşma, boyun tutulması, gözlerin sulanması da cabası!.. Yerken bitirilen sırayı görünce o bir sıra için ne kadar zaman-emek-yürek harcadığınız aklınıza geliyor dedektif. Hoş afiyet şeker olsun, ama binbir zahmetle sarılan sarmalara gelip geçerken aşırmak suretiyle çerez muamelesi yapanları, tek seferde löpür diye yutanları görünce şuurumu kaybettim sinirden! O yaprakları tek tek sararken yeşile çalan, buruşan, soğan kokan ellere birazcık saygı için, “yovaşşş” lütfen. Evet, saldırgan benim. Küba’dan puro sarma için transfer olmak üzereyim. Zeytinyağlı yaprak sarması gibi, insanüstü emek isteyen işi yapan dolma sarıcılarının sesini duyurmak ve intikamını almak için yaptım!.. Pişman değilim. Sarma için kurşun sıkan da yiyen de şereflidir!..” > Ni­nem diyor ki: Kel, aynaya bakmış, ayıbını ele takmış...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT