BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Irak, Kürtler, Türkiye ve ABD

Irak, Kürtler, Türkiye ve ABD

Türkiye’nin desteğini almayan bir ABD, Irak’ta ve bölgenin genelinde hedeflerini gerçekleştiremez. ABD, Türkiye ile masaya oturup önemli ve hayati meseleleri ele alabilmeli. Gizli veya aşikâr...



Türk şirketlerinin yatırımları sayesinde Kuzey Irak halkının hayat standardı hayli yükseldi. İşte bu durum PKK ve PJAK’ın hiç hoşuna gitmiyor. Irak’ın en mamur bölgesi kuzeydeki Kürt kesimi. Burası, Irak dahilinde kalkınma ve barış dolu müreffeh bir geleceği yakalama konusunda şansı en yüksek olan bölge. Hatta buraya “Öteki Irak” diyenler dahi var. Irak’ın kuzeyinde oluşan bu zenginlik, kısmen Türkiye ve ABD gibi güçlerin yatırım ve çabalarının bir eseri. Kuzey Irak’ın başarısında Türkiye’nin rolü büyük. Türk şirketleri ve yatırımcılar, Kuzey Irak’ta halkın büyük bir kesiminin hayat seviyesinin yükseltilmesi adına büyük bir rol üstlenmiş durumdalar. Üstüne üstlük bu şirketler Irak’ta tonlarca para da kazandıkları için, pek çokları açısından bu süreç karşılıklı kazanca dayalı bir yapı arz ediyor. İşte bu durum PKK ve PJAK’ın hiç hoşuna gitmiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu terör örgütlerine yönelik son zamanlarda düzenlediği operasyonların -bütünüyle ülke güvenliğiyle ilgili- sağlam gerekçeleri var. Bundan başka, varlığını yıllarca teröre dayalı olarak sürdüren PKK ve PJAK Kürtlere hiçbir yarar sağlamamıştır. Ekonomik ve insani kalkınma adına da zerrece bir katkı yaptıklarını kimse söyleyemez. Bunlar, şiddetten beslenen nihilist örgütler. Kürtlerin ihtiyaç duyduğu şey ekonomik ve insani kalkınmadır. Bu da yatırım, eğitim, yol, okul, iş ve ümit demek. Kuzey Irak bunların bir kısmına sahip olmaya başladı bile... Kürtlerle Irak’ın geri kalan kesimi arasında, özerklik talebi, su, petrol, toprak gibi meseleler ve gitgide derinleşen tarihî husumete dayalı gerginlikler, Irak’ın zenginliğini ve geleceğini etkileyebilir. Türkiye ve Irak’ta, Türklerle bazı Kürt gruplar arasında tarihten gelen gerilimler var. Bu tür gerilimler İran’a da yayılıyor. İşin garibi; İran, Suriye’de ve başka sahalarda Türkiye’yi zora sokarken, bir yandan da PJAK ve PKK’yı ortadan kaldırmak için Türkiye ile iş birliği yapıyor. Uluslararası ilişkilerde kimi zaman sert, karmaşık ve aykırı gibi görünen kararlar almak zorunda kalabiliyorsunuz. Türkiye, NATO üyesi. Amerika Birleşik Devletleri’nin de kadim bir müttefiki. Türkiye’nin İsrail’e ilişkin politikaları değişmiş durumda. İran’la ilişkisinin bir gün iyi bir gün kötü olması, zaman zaman ABD yönetimini endişelendirmiyor değil. Tabii, konuya hakim olan Amerikalı çevreler, Türkiye’nin çetrefil ve tehlikeli bir bölgede yer aldığını ve egemen bir ülke olarak hareket ettiğini idrak ediyorlar. Türkiye, kendi kararlarını kendisi vermesi gereken bir ülke ve bu kararlar bazen son derece güç ve duygusal olabiliyor. ABD’nin en iyi beyinleri bunun da farkındalar. Türkiye’nin aldığı kararların uzun vadeli ikili ilişkiler çerçevesinde ve diplomasinin hakkı verilerek değerlendirilmesi gerektiğini de biliyorlar. Türkiye’nin desteğini arkasına almayan bir ABD’nin, Irak’ta ve bölgenin genelinde kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirme kabiliyeti önemli ölçüde sınırlanacaktır. ABD, en azından Türkiye ile masaya oturup önemli ve hayati meseleleri ele alabilmeli. Gizli veya aşikâr... Bölgede kısmen istikrarı sağlama konusunda Türkiye ile ABD, alışılmış karmaşık yöntemlerle iş birliği yapabilir. İki ülke birbirini çok uzun zamandır tanıyor. İlişkilerimizin sağlamlığı, yıllar boyunca birçok testten geçti. Washington’da, Türkiye’deki iktidarı ve Türkiye’nin İsrail’e yönelik tavır değişikliğini beğenmeyen ve bu sebeple Türkiye ile aramıza mesafe konulmasını isteyenler var. Ben bunlara karşı çıkıyorum. Haddizatında Türkiye’deki iktidarın ABD’de çoğunlukla yanlış değerlendirildiğini düşünüyorum. Mesafe koymak, ABD’nin bölgedeki reel ve hayati çıkarlarına yarar sağlamayacağı gibi Türkiye’nin bölgedeki önemine baktığımızda da hiç mantıklı görünmüyor. Pek çok açıdan birçok alanda Türkiye’ye ihtiyacımız var. Irak, bu alanlardan sadece biri. Başta Washington olmak üzere bütün yetkililere tavsiyem şu: Büyüyen ve gitgide daha da güçlü hale gelen bir Türkiye’nin değişen çıkarlarını anlamamız gerekiyor. Bizim çıkarlarımızı olduğu kadar Türkiye’nin çıkarlarını da (ve bunların zamanla nasıl değiştiğini) anlamamız gerekiyor (üstelik ABD’nin çıkarlarımızın gerçekten ne olduğunu kaç kişinin anladığını da bazen merak etmiyor değilim). Ortak bir geleceğe doğru ilerlemenin daha iyi yollarını bulmamız gerekiyor. İki ülke, aralarındaki ortaklığı daha ileri götürmek için yeni mecralar geliştirmeliler. Çünkü mesele sadece Irak’tan ibaret değil, çok daha ötesine geçiyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT