BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bana gerçeği anlatın!..”

“Bana gerçeği anlatın!..”

Yaşlı karı koca şaşkınlıkla baktılar Oktay’ın yüzüne. Delikanlı sert bir sesle tekrarladı tam karşılarındaki koltuğa otururken: - Evet, sizi dinliyorum... Anlatın...



Yaşlı karı koca şaşkınlıkla baktılar Oktay’ın yüzüne. Delikanlı sert bir sesle tekrarladı tam karşılarındaki koltuğa otururken: - Evet, sizi dinliyorum... Anlatın... Doğan bey kekeledi: - Neler oluyor oğlum? Ne diyorsun sen? Genç adam sinirli bir şekilde parmaklarını oynatıyordu. Dudakları tek bir çizgi halindeydi. Yüz hatları gerilmişti. - O adamla konuştum. O eski bir tanıdığım dediğin, buralarda dolaşan adamla. Adı Recep! Hafif bir inilti döküldü Perihan hanımın dudaklarından. Bayılacak gibi olmuştu. Dehşetle kocasına döndü. Çare arar gibiydi. Doğan bey yutkundu. Hiçbir şey düşünemiyordu. Yıllardır sakladıkları sırları belki de öğrenmesini en son istedikleri kişi tarafından biliniyordu artık. Şaşkınlıkla haykırdı. - Nerede gördün onu? - Önemli mi? Konuştum, bana bir şeyler anlattı. Siz annem babam değilmişsiniz, öyle mi? Perihan hanım atıldı: - Oktay, yavrum... Dinle bizi... Adeta bir panter gibi kükredi genç adam: - Yalan değil, değil mi? Doğru söylüyor değil mi? Annem, babam değilsiniz, öyle mi? Anlatın bana, bari bunu bilmeme izin verin. Bu kadarına hakkım var herhalde... Bana gerçeği anlatın... Doğan bey ölecek gibiydi. Kanının çekildiğini hissediyor, şu anda Recep denen adam ellerinde olsa, gözünü kırpmadan öldüreceğini düşünüyordu. Birden toparladı kendisini... Arkasına yaslanıp dudaklarını ıslattı. - Bana biraz su ver Perihan... Sonra oğluna döndü. Gözlerini onun soru ve öfke dolu siyah gözlerine dikti. - Anlatacağım Oktay. Sözümü hiç kesmeden dinle beni oğlum... Her şeyi açıklayacağım sana. Bütün bunları dinledikten sonra karar senin kararın, nasıl düşünürsen, neye karar verirsen saygı duyarım. Ama biz kötü bir şey yapmadık. Seni canımız kadar, kanımız kadar sevdik yavrum. Bunun aksini iddia edemezsin hiçbir zaman. Oktay sinirli bir tavırla elini kaldırıp kesti onun sözünü. - Bırakın bu süslü lafları, anlatın, bilmek istiyorum... Doğan bey karısının güçlükle yürüyerek getirdiği sudan birkaç yudum içti. Ağır ağır konuşmaya, en başından anlatmaya başladı. Odanın içinde sadece onun tok sesi duyuluyordu. Diğerleri nefes bile almaya çekiniyorlardı sanki... * * * Recep aniden fırlayıp giden Oktay’ın arkasından alaycı bir ifadeyle baktı. Sigarasını teneke kül tablasına bütün kuvvetiyle bastırdı. Arkasına yaslanarak düşünmeye başladı. Elindeki çok büyük bir fırsatı kaçırmıştı. Blöf yapmış, Doğan bey de bu blöfü görmüştü. Konuştuğu için geçici bir pişmanlık yaşadı. Bir an “keşke adamın verdiği parayı alıp daha sonra yeniden başına ekşiseydim” diye düşündü. Kafasının içinde düşünceler bir pervane gibi dönüyordu. - Bundan sonra da bir şeyler koparabilirim. Bir şekilde bu işin içinden kârla sıyrılabilirim... diye düşündü. Ceketini kaptığı gibi dışarıya fırladı. Arka sokaktaki bir kahveye daldı. Çay ocağına doğru seslendi: - Demli bir çay getir. Masalarda iskambil oynanıyor, sigara dumanından göz gözü görmüyordu. Bir sandalye çekip bir tanesine yakın oturdu: - Şansınız bol olsun ağalar... Homurtular yükseldi masadan. Adamlardan birisi kalktı elindeki kağıtları bırakıp: - Gel kardaş, yerime otur istersen, ben kalkıyorum... Heyecan ve istekle atıldı hemen. Bu arada çayı gelmişti. Becerikli hareketlerle kağıtları karıştırdı. Dağıtmaya başladı. Çok geçmeden masadakiler gergin bir ortamda bütün dikkatlerini ellerindeki kağıtlara vermişler oyuna dalıp gitmişlerdi... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT