BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzünün yarısıyla ağlamaklı...

Yüzünün yarısıyla ağlamaklı...

Yaşayan bilir. Gülme refleksini bastırmaya çalışmak, fevkalade tatsız bir durumdur. Vaktiyle, Necip Fazıl ile Hasan Ali Yücel arasında, bu kapsamda son derece ilginç bir olay yaşanmış.



Yaşayan bilir. Gülme refleksini bastırmaya çalışmak, fevkalade tatsız bir durumdur. Vaktiyle, Necip Fazıl ile Hasan Ali Yücel arasında, bu kapsamda son derece ilginç bir olay yaşanmış. Dilin kemiği yok ya.. Necip Fazıl, resmî ideolojiyi “istiskal” ve “istihfaf” eden okkalı bir espri patlatmış. Sonra mı? Kendisinden öğrendiğimize göre, sonraki sahne aynen şöyleymiş: -Burhan Toprak, kahkahadan kırılmamak için ağzını eline gömmüş sarsılırken, Hasan Ali kıpkırmızı ve yüzünün sol tarafıyla resmî, sağ tarafıyla da hususi olarak, ağlamaklı ve gülümsemeli!.. Anlaşıldığı kadarıyla.. Hasan Ali Yücel, sahiplendiği ideolojinin karizmasını çizdirmemek için kahkahasını frenlemiş. Daha doğrusu, frenlemek isterken eline yüzüne bulaştırmış. *** Ne diyelim? “Resmî ideoloji ya da resmî takiyeler” gerçeklerle çatıştığında, böylesi trajikomik manzaralar günümüzde de ortaya çıkabiliyor. “Dersim odaklı gündem” vesilesiyle, bir kere daha anladım ki.. Tek Parti’li yıllarda mayalanan ve ülkeyi “maskeli baloya” dönüştüren egemen ideolojinin temel mesajı hiç değişmemiş: -İnanmasan da, inanıyor gibi yap. -Tabulara dokunma, çarpılırsın! -Akıllı ol, “ilm-i siyaset” öğren, üç maymunu oyna. -Maskeli dolaş! -Aksi takdirde, bedel ödersin! *** Gelelim ödenen bedellere.. -Kamusal yalanların egemen olduğu ülkelerde, “açık kamuoyu” ve “saklı kamuoyu” olmak üzere, ikili bir yapı oluşuyor. -Birtakım gerçekleri kamusal yalana dönüştüren süreç, toplumun değişim taleplerini kaynağında kurutuyor ve gelişimin önünü tıkıyor. -Takiyeye yol açan baskıcı rejimler, nihai olarak kendi düşmanını üretiyor. Her türlü radikal ve fanatik oluşumu besliyor. Netice itibariyle.. -Takiye, yani yalanla yaşamak, sürdürülebilir bir durum değil. Eninde sonunda, inceldiği yerden kopuyor. *** Kusura bakmayın, ama vaziyet böyle. Sizden kurtulmanın bir tek yolu var: - İdeolojinizi özelleştirmek ve rekabete açmak.. Nasıl mı? -Her şeyden önce, mevcut siyasi partilerde mevzilenmekten vazgeçin. -Bir yeni siyasi parti kurun, halkın karşısına çıkın. -Boyunuzun ölçüsünü alın. Bu milletin geleceğini karartmayın. Bilmem anlatabildim mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT