BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ne zaman adam oluruz?

Ne zaman adam oluruz?

Fatih Altaylı’nın köşesinde küçük bir “köşe” var: “Ne Zaman Adam Oluruz!”... Değerli yazar, her gün buradan, “milletçe nasıl adam olacağımız” hakkında hükümler verir.



Fatih Altaylı’nın köşesinde küçük bir “köşe” var: “Ne Zaman Adam Oluruz!”... Değerli yazar, her gün buradan, “milletçe nasıl adam olacağımız” hakkında hükümler verir. Bir def’a, beni bağışlasın, bu başlık, sanki millet olarak adam olmadığımız iddiası ile, Aziz Nesin’in, çoğumuzun aptal olduğumuz peşin hükmünü hatırlatan aşağılayıcı bir başlık. Ama ben, gene bu başlığa göre, bir seferlik, aynı başlık altında Sayın Fatih Altaylı’nın kendisine bir tarizde bulunayım. Altaylı bir süre önce, Hürriyet’teki köşesinde “Kılıç Ali’nin oğlu bile gittiyse!” başlıklı yazısında bana tarizde bulundu. Milliyetçi ve Kılıç Ali’nin oğlu olduğum halde, Türkiye’yi terkettiğimi yazdı. Anlaşılan fazla kontrol etmek gereğini duymamış, kendimin ve eşimin bazı sağlık sebepleriyle ülkeden ayrılmadan önce, Türkiye Gazetesi’ndeki köşemde “Bir nev’i veda!” başlıklı yazımda ayrılış sebebini ve vatanımı ve mücadelemi asla terketmediğimi belirttiğim yazıyı okumamış; acele bir hükme varmıştı. Kendisine hemen cevap yazarak gerçekleri anlattım ve bunları da gene Türkiye’deki köşemde yazdım. Ne var ki Fatih Bey kendisini devamlı aramama ve ricalarıma rağmen, bir cevap vermedi, tavzihimi yayınlamadı. Bu ihmalinin sebebini anlamış değilim. Bunun için de, ben de kendisinin “Ne Zaman Adam Oluruz?” köşesine bir katkıda bulunmak istiyorum: NE ZAMAN ADAM (ve sorumlu köşe yazarı) OLURUZ? Saygın, etkili ve yetkili köşe yazarlarımız bir kişiyi müşkül duruma sokacak bir yazı yazmadan önce, gazeteciliğin baş kuralı olan, gerçekleri kontrol etmek gereğini hissettikleri ve gene de böyle bir yazıya karşı gönderilen açıklamayı basın ahlakının ve yaşlı bir meslekdaşa asgari saygının icabı olarak yayınlamak mecburiyetini, kendiliklerinden hissettikleri zaman!.. BİRLEŞİK RENKLER VE SAÇMALIKLAR İtalya’nın Benetton giysi firması, 1982’de altı değişik ırka mensup küçük çocuğun renkli etnik elbiseleri ile gösteren bir afişle parladı. Bundan sonra reklam ve afişleri aynı minval üzere renk ve etnik farklılıkları “birleşik renkler” sloganı altında, kardeşlik ve barış temasını işleyen, orijinal reklamları ile firma dünyanın naşlı başlı firmalarından biri haline geldi. Dünya ülkelerinde ve bizde, hemen hemen her köşe başında, Benetton mağazaları açıldı. Firmanın satışları ve kârları arttı. Ama sonra galiba 1988 yılında reklamcılıktaki bu başarı firmanın sahibi Luciano Benetton’un ve reklam direktörü Oliveiro Toscani’nin herhalde başlarına vurdu, şımardılar. 1988’den itibaren barış ve kardeşliği bir tarafa bıraktılar, insanları nasıl kızdırır tiksindiririz diye sapık ve aykırı ayıp reklam kampanyalarına başladılar. Mesela kanlı yeni doğmuş bir bebek resmi, resmi, çiftleşen biri beyaz diğeri siyah iki at gibi... Bu tiksindirici fakat güya sosyal mesajlı reklamları Türkiye’de göstermeye cesaret etmediler ama dünyada çok tepkilere sebep oldu. Amerika’da Benetton satışları düştü Benetton mağazaları kapandı. Protestolar aldı yürüdü. Bazı yayın kuruluşları bu reklamları yayınlamayı veya basmayı reddettiler. KAHRAMANLARI İDAM MAHKUMLARI Ama firma herhalde gereken dersi almadı ki, acaip reklamlarında devam diyor. Firma sahibinin ve reklam direktörünün son buluşları, güya haksız yere idama mahkum edilmiş olanların davalarını afiş ve reklamlarına taşımak! Tabii bu da idamlıkların mağdurlarının feveranına sebep oluyor.. Akıllarına getirmek gibi olmasın ama Öcalan’ı ve resmini de bu kampanyada kullanmaya kalkarlarsa şaşmayın! Tabii mağdurların protestolarını... Satışlar hâlâ düşüyor, mağazalar kapanıyor ama sapıklık devam ediyor! DNA VE MÜRURU ZAMAN New York Valisi George Pataki, bazı suçlarda müruru zaman süresini uzatmaya çalışıyor. Yani cinayet, tecavüz vs. gibi suçlar zaman aşımına çabucak uğramayacak. Sebep, DNA genetik konusundaki araştırma ve buluşlar sonunda, saç, tükürük sperm gibi deliller, yıllar geçse dahi, mesela parmak izi ve kan grupları izi gibi, zamanla kaybolmuyor ve yıllar geçse bile katiller, suçlular isabetle tespit edilebiliyor. Bunun için de suç işleyenlerin DNA kodları oluşturulacak olan ve ilerde uluslararası hale getirilecek bir DNA bankasında veya “veri bazında” saklanacak. Bu gelişmeyi, herhalde biliyorlardır ama İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının dikkatine arzetmek istedim. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bir gazeteci kendisini çok beğenmemişse ve budala da değilse, bazı yaptıklarının ahlaken savunulacak tarafı olmadığını bilmesi gerekir!.. Öylesine bir gazeteci, bir nev’i üçkağıtçıdır; insanların zayıf taraflarını, kendilerini beğenmelerini, yalnızlıklarını, cehaletlerini kullanır, bunlardan yararlanır... Zaman zaman onların güvenlerini kazanır ama sonra hiç pişmanlık duymadan onlara ihanet edebilir...” Oscar Wilde
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT