BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Dua, mü’minin silahıdır sözü, hep doğru söyleyicinin (Sevgili Peygamberimizin) ümmetine öğütlediği, bütün iyiliklere kavuşma ve bütün kötülüklerden korunma yoludur. Duada istemek, dilemek vardır. Yani kulluk...



Dua, mü’minin silahıdır sözü, hep doğru söyleyicinin (Sevgili Peygamberimizin) ümmetine öğütlediği, bütün iyiliklere kavuşma ve bütün kötülüklerden korunma yoludur. Duada istemek, dilemek vardır. Yani kulluk... Kulluğun, acziyetin en güzel ifadesidir dua. Dünya ve ahiret saadetini elde etmiş mutlu insanlara bakın, arkalarında mutlaka bir dua vardır. Ya, ana-baba duası almışlardır, ya hoca duası almışlardır; ya şunu ya bunu ama, mutlaka ciğeri yanmış bir mahlukun duası vardır üzerlerinde. Dua, bütün benliğiyle Hakk’a yöneliş ve Hakk’tan isteyiştir. Sevgililer sultanı, “Cenab-ı Hak, duada, duasında ısrar edenleri sever” buyuruyor. Sadi-i Şirâzî: “Günahkar bir kul, ellerini açıp dua eder. Ancak, duası kabul edilmez. Kul, tekrar dua ve niyazda bulunur, yine kabul edilmez. Kul, üçüncü kez yakarışta bulununca; Cenab-ı Hakk: “Ey Meleklerim! Kulumun duasını kabul ettim ve istediğini verdim. Zira, ben, şanı Yüce olan Allah, kulumun ısrarla dua edip inlemesinden utanırım?” buyurur. Sadi, devamla; “Allah’ın lütuf ve keremine bakın ki, günahı işleyen kuldur, fakat haya eden, utanan Allah’tır” der. Hemen her ibadetin olduğu gibi, duanın da şartları vardır! Bir kere, dil ile kalp aynı frekansta olacaktır. Dil, yalandan ârî, ağız haram yememiş olacaktır. Bu hallerle bezenmiş olmak ise, neredeyse imkansızdır. Öyle ya; hangi dil vardır ki, yalan söylememiş olsun! Ve hangi ağız vardır ki, haram yememiş olsun! Bu çetin hal, Ashab-ı Kiram tarafından, Peygamberler Peygamberine sual edilir. Rahmet Peygamberi müjdeyi verir: Birbiriniz için yapacağınız dua işte, bu kabildendir... Babanın evladına duası, Peygamberin ümmetine duası gibidir... Mazlumun duası reddolunmaz!.. Üzülerek ifade etmeliyiz ki, semanın kapıları ardına kadar açık olmasına rağmen (duanın kıblesi göklerdir), yerden yükselen dua neredeyse bulunmamaktadır! Yükselebilseydi bugün, müslümanlar (bütün dünyada bulunan), böylesine zillet içinde bulunmazdı. Evet, bugün yani Ahir Zaman’da müslümanların göz pınarları kurumuş, merhamet duyguları körelmiştir. Moskof’un, Çeçen müslümanlarına yağdırdığı bombaları, her akşam televizyon ekranlarında seyrediyoruz. Nerede, İslam Alemi’nden dua ve yakarışlar? Seher vakti, yaş döken gözler, kan ağlayan kalpler hani nerede?! Nerede, İslam kardeşliği? İnilti ile hançereden çıkan ve göğü yalayan ateşten soluklar nerede? Gök ehlini (melaike ordusunu) çağıran münadiler nerede? Rabbimiz, (Bana halis kalp ile dua ediniz! Böyle duaları kabul ederim) buyuruyor. Tabii, bir de şu husus var sevgili okuyucularım: İbrahim Ethem’den sordular ki, Allahü teâlâ (Ey kullarım! Benden isteyiniz! Kabul ederim, veririm) buyuruyor. Halbuki, istiyoruz, vermiyor? Cevap buyurdu ki, Allahü teâlâyı çağırırsınız, O’na itaat etmezsiniz. Peygamberini tanırsınız, O’na uymazsınız. Kur’an-ı Kerim’i okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenab-ı Hakk’ın nimetinden faydalanırsınız, O’na şükretmezsiniz. Cennetin ibadet edenler için olduğunu bilir, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennem’i asiler için yarattığını bilir, ondan sakınmazsınız. Babalarınızın, dedelerinizin ne olduğunu görür, ibret almazsınız. Ayıbınıza bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına şükretsin! Daha ne isterler? Dualarının neticesi yalnız bu olsa yetmez mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT