BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uzun tutukluluk, adalete kaybettirir

Uzun tutukluluk, adalete kaybettirir

Adalet, hakim veya hey’etin muhakeme şartlarına riayet ettikten sonra kanaatini, tecrübe ve vicdanının imbiklerinden geçirerek verdiği kararla doğar. Vaz geçilemez vasfı inandırıcılığıdır. Kararın isabetine mağdur da mahkum da inanabilmelidir. Tarafların, hele hakimin inanmadığı hüküm adalet değil faciadır. ‘Şeriatin kestiği parmak acımaz!’ deyimi unutulmamalı.



Adalet, hakim veya hey’etin muhakeme şartlarına riayet ettikten sonra kanaatini, tecrübe ve vicdanının imbiklerinden geçirerek verdiği kararla doğar. Vaz geçilemez vasfı inandırıcılığıdır. Kararın isabetine mağdur da mahkum da inanabilmelidir. Tarafların, hele hakimin inanmadığı hüküm adalet değil faciadır. ‘Şeriatin kestiği parmak acımaz!’ deyimi unutulmamalı. Ceza mahkemesinde bir tarafta iddia makamı, bir tarafta müdafaa makamı, ortada da hakim bulunur. Süreç, mağdurun şikâyeti veya emniyetin doğrudan müdahalesiyle başlar. Emniyetin hazırlık dosyası savcıya gider. Savcı, ya takipsizlik kararı verir veya mahkemeden dava açılmasını talep eder. Mahkeme, talebi kabul veya gerekçesini göstererek reddeder. Hakkında suçlama yapılan insan, mahkemenin tutuklama kararı verdiği âna kadar zanlı veya şüpheli sıfatını taşır. Tutuklama kararından itibaren sıfatı ‘mevkuf’ yahut ‘tutuklu’ olur. Tutuklu ara celselerde de tahliye edilebilir. Veya davanın sonuna kadar salınmaz. Tutuklama kararı da tutukluluğun devamı da delilleri korumak içindir. Kanunda buna pek de yerine oturmayan bir ifadeyle ‘delilleri karartma tehlikesi’ deniyor. Hükme adil dedirten temel sebeplerden biri kararın hızlı olmasıdır. ‘Gecikmiş adalet adalet değildir’ sözü çok doğrudur. Tutukluluk, nazari olarak istisnaidir... Ancak hiç istisnai olamadı. Halbuki bırakınız tutukluluğu hükümler bile bazen yargıtaydan geçmiş olsa da yanlış olabilmekte. Onun için ‘iadeyi muhakeme’ denen bir müessese vardır. İsabetsiz tutuklama veya haddinden fazla tutuklululuk yahut iadeyi muhakemeyi icab ettiren hatalı karar doğrudan doğruya insan hayatıyla alakalıdır Daha kısa ceza verilmesi gerekene müebbet ceza verilmesi adaletsizliktir. Müebbed ceza verilmesi lazım gelene sıradan ceza verilmesi de adaletsizliktir. Bazı fiiller için ilk anda tutuklama makul olabilir. Ama tutukluluk, senelere varıp hükümden çok evvel mahkumiyete dönerse o dört duvar azabıdır. Artık tutuklama gerçekten istisnai olmalıdır. İstihbarat, iletişim ve kolluk kuvvetlerinin böylesine kuvvetlendiği bir zamanda parmak basarak imza atma döneminden kalan uygulama doğru değildir. Devlet, vatandaşı içeri alıp ona masraf yapacağına aynı masrafla delilleri korumalı. Kaçacaksa kaçırtmamalı, delilleri yok edecekse ettirmemeli. Tutuklu bir kişi değil, ailesi de onunla beraber cezalanıyor. Uzun tutukluluk tüyler ürperticidir. Ya yargılama sonunda beraat ederse? İşte hukukta bu ‘ya’ya şüphe denir, şüpheden de sanık faydalanır. Savcıların bundan böyle kendi tasarruflarına dair basına kendilerinin açıklama yapma yetkisinin tanınması çok yerinde oldu. Onun gibi tutukluluğa dair bir üst sınır getirecek kanun da bir an evvel çıkmalıdır. Vaktinde karar veremeyen mahkeme de kamuoyunu ikna etmeli. Adalet kaybederse toplum kazanamaz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT