BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (3)

Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (3)

İnsanlar niye Amerika’ya gelip yerleşmek istiyorlar? Bir yolunu bulup kapağı Amerika’ya atanlar acaba çok mu mutlular? Yani Amerika dikensiz bir gül bahçesi mi?



İnsanlar niye Amerika’ya gelip yerleşmek istiyorlar? Bir yolunu bulup kapağı Amerika’ya atanlar acaba çok mu mutlular? Yani Amerika dikensiz bir gül bahçesi mi? Ailece ABD’ye gelip yerleşmek ve Amerikan vatandaşı olmak isteyen Ümraniye’li Özlem’in mektubunu iki haftadır sizlere aktardım. Özlem mektubunda özetle “Bu mektubu yazmamın nedeni, Amerika Birleşik Devletleri’ne duyduğum ilgi ve Amerika hakkında bilmek istediğim şeylerdir. Türkiye’nin olumsuz hayat şartlarında yaşamak, insanı -vatanını ne kadar sevse de- ister istemez daha iyi olan ülkelere yönlendiriyor. “ diyordu. Dahası “Amerika buradan eğitimiyle, adaletiyle, çevre düzeniyle; insana, düşünceye ve dine olan saygısıyla mükemmel görünüyor.” şeklinde hayranlığını dile getiriyordu. Ümraniye güzelinin en çarpıcı satırları mektubunun sonundaydı. Özlem, “Eğer devletimiz halkının insan ve ülkesinin de hazine olduğunun farkına varsaydı, Amerika’ya yerleşmeyi asla istemezdim!” şeklinde iç dünyasını, düşüncelerini özetliyordu... AMERİKA’YA KAPAĞI ATANLAR KURTULUYOR MU? İnsanca yaşamak herkesin hakkı.. Hele bir ülkede, 14 yaşındaki bir genç kızın bile dünyasını karartan sakatlıklar mevcutsa, insanların ‘insan olduklarının farkedildiği diyarlara yönelmelerinden’ daha normal ve tabii ne olabilir ki.. Pekiyi Amerika insanca yaşanabilecek, insanın insan olduğunu fark edebileceği bir ülke mi? Bu soruya hem evet, hem hayır demek lazım.. Doğrudur; Amerika’nın olumlu tarafları, bizimle kıyaslanmayacak kadar fazla.. İnsana söylemesi ağır geliyor ama hatta bu artıları bakımında, bize benzeyen bir tarafı da yok! Keşke bu olumlu yanları, artıları bizde de olabilseydi... Ama ya günlük hayat?.. Hele bu ülkeye ilk defa gelmiş bir yabancıyı acaba neler bekliyor?.. Gemilerini yakarak hiç bilmediği bir ülkeye ‘sığınmak’ ve ‘sığıntı’ gibi yaşamak acep ne menem bir durum?.. Amerika, göçmenler ülkesi.. 72 buçuk milletten insanlar buraya gelmişler.. Yeryüzündeki her diyardan insanlar hâlâ, bu ‘umuda yolculuk’ için de fırsat kolluyorlar.. Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Bir kere Amerika, bir sistem; bir şablon.. Hadi binbir zorluğu ve engelleri aştınız, imkansız denebilecek şartları zorladınız ve Amerika’ya kanuni olarak gelebildiniz diyelim.. Pekiyi bu sisteme hemen girebilecek misiniz? Bu şablon sizi hemen tanımlayacak ve kucaklayacak mı? Herşey güllük, gülistanlık mı olacak? ‘Çok şükür Amerika’ya kapağı attım, kurtuldum!’ diyebilecek acaba kaç kişi çıkar?.. Rüyalarım gerçek oldu diye sevinçten zil takıp oynarken kendinizi maazallah ya bir kâbusun içinde bulursanız, ya da binbir gailenin içinde hıçkıra hıçkıra ağlarsanız ne olacak?.. HAYIR GELMENİZE KARŞI DEĞİLİM Hayır; yanlış anlaşılmasın!.. Kimsenin Amerika’ya gelmesine karşı falan değilim.. Keşke imkan olsa da Türkiye’den isteyen her genç en azından üniversiteyi okumaya buraya gelebilse.. Bunu çok samimi olarak ifade ediyorum.. Zaten kaç defa yazdım.. Türkiye’deki esnafa, orta halliye, zengine ve hatta evi arabası olanlara seslendim.. Kendi çocuklarınıza Amerika’da okumaları için burs verin, dedim.. Haddimi aşarak daha da ileri gittim. ‘Gerekirse bunun için evinizi de arabanızı da satın. Ne yapıp ne edip yıllığı 40 bin dolardan 4 yıl için 160 bin dolar tedarik edin ve çocuklarınızı Amerika’da üniversitede okutmanın yoluna bakın!’ diye de yazdım. Bunları yazdığıma pişman değilim.. Halen böyle düşünüyorum.. Hatta Özlem’in mektubu, bu konuda ne kadar haklı olduğumu teyid de etti.. Ama dedik ya; Amerika, kocaman bir sistem.. Hem de hiç esnemeyen, ona buna göre değiştirilmeyen; sadece çalışanın ve üretenin ayakta kalabileceği, hiç merhameti olmayan bir sistem.. Amerika’ya gelirseniz, önce sistemin şablonundan geçebileceksiniz.. Bu şablon yalnızca ‘parası olanları’, yalnızca ‘makine gibi çalışanları’, yalnızca ‘üretenleri’ tanımlıyor ve ‘insan’ kabul ediyor.. Yani, işinize gelirse.. İnşallah sizleri sıkmam.. Zira bu konuya ileriki haftalarda da devam etmeyi düşünüyorum.. Ama şimdiden belirteyim.. Amerika, değerli okuyucum Emine hanımefendinin de söylediği gibi, yalnızca Hollywood’tan ibaret değil.. Yani filmlerde gördüğünüzden, kitaplarda okuduğunuzdan ve de tuzu kuru olarak tatile, gezmeye, tozmaya gelenlerden dinlediklerinizden ibaret hiç değil, Amerika...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT