BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Şaşkın ördek

Şaşkın ördek

Başkanlığını, belediye başkanlarının yaptığı kulüpler arasında; Gaziantep ve Kocaeli’nin ayrı bir yeri var.



Başkanlığını, belediye başkanlarının yaptığı kulüpler arasında; Gaziantep ve Kocaeli’nin ayrı bir yeri var. Çünkü, Celal Doğan ve Sefa Sirmen; bu konuda başarılı örnek oldular. Gerçi Körfez ekibi, deprem felaketinin etkisiyle şimdi zor bir dönem geçiriyor ama; geçmiş yılları açısından, başarılı bir kulüp... Doğan ve Sirmen; kendi kentlerinin futboluna yaptıkları katkıları nedeniyle, her sporsever tarafından takdir ediliyor. Şüphesiz, biz de övgüyle karşılıyoruz. * * * Yalnız Gaziantep ve Kocaeli kulüpleri değil; başkanı aynı zamanda belediye başkanı olan diğer kulüpler de, bir çok defa belediye kaynaklarından finanse edilmişlerdir. Bir kısmında bu, araç - gereç yardımı biçiminde olmuştur... Bir kısmında, yapılacak tesisler için inşaat malzemesi temini konusunda olmuştur... Bazen eleman yardımı sözkonusu olur... Ve şüphesiz; dara düşüldüğünde, belediye kasasından nakit kaynak transferine de gidilir. Bütün bunlar şaşılacak şey değildir. Çok bilinen, çok yapılan, çok olağan sayılan işler... Bulunduğu yörenin hem belediye başkanı hem kulüp başkanı olan kişiler; hep bu yola başvurmuştur. Onun için kimse yadırgamaz. * * * Bizde normal karşılanan bu kaynak aktarımı, acaba Avrupa’da da mümkün mü? Sporda başarılı olmanın sıradan bir gereği mi, yoksa yasalar karşısında bir suç mudur? Size sunacağım çok çarpıcı bir örnek, size fikir verecektir. İspanya’nın ünlü Athletico Madrid kulübünü biliyorsunuz... Jesus Gil, hem kulüp başkanı hem belediye başkanı... Ama şu anda cezaevinde! Neden? Çünkü Mar Bella Belediyesi’nin finansal kaynaklarını, Athletico Madrid’e kaydırmış... Paraları cebine atmış, yemiş, yandaşlarına dağıtmış değil; kulübün ihtiyacı için kullanmış... Vay sen misin bunu yapan? Daha ne olduğunu anlamadan, ensesinden tutup cezaevine attılar. Başkanlıktan da alındı. Şu anda Athletico Madrid’i, Senyor Rubi başkanlığındaki bir kayyum yönetiyor. Hesaplar didik didik ediliyor. Belgeler, makbuzlar inceleniyor. Ne kadar para transferi yapılmışsa, hepsi Mar Bella Belediyesi’ne geri ödenecek. Jesus Gil; hem kulüp başkanlığından hem belediye başkanlığından oldu. Üstelik cezaevinide sürünüyor. Adamın canına okudular. * * * Athletico Madrid kulübünde yaşanan bu taze örneği verirken; biz de Celal Doğan ve Sefa Sirmen’i yakasından tutup içeri atalım demiyorum. Ama Türkiye’de ve Avrupa’da farklı algılanan ilginç bir durum var. Bu fark çok önemli... Biz bunu yapanlara alkış tutuyoruz, onlar içeri atıyor. Benim kafamı kurcalayan şey şu: Kim haklı? * * * Galatasaray; futbol sahası içindeki mevcut ağır farkı; yalnız kendisi için, şu anda eşitledi. Artık onları, çamaşır asar gibi tek tek ipe diziyoruz. Ama futbolun, skor tabelası dışındaki faaliyet alanında; işler o kadar hızlı gitmiyor. Daha önce bir kaç defa yazdım. İngilizler; satın aldığı futbolcunun bedelini maliyeye düşük gösteren ünlü Tottenham kulübü için, 2. Lig’e düşürme kararı almıştı. Almanlar; gelir ve gider dengelerini ihtarlara rağmen dengelemeyen 1860 Münih, Saarbrücken, Nürnberg gibi kulüpleri 2.Lig’e düşürmüştü. Bizde bu tür kararları alabilmek, hâlâ hayal gibi görünüyor. Zaten böyle bir ihtiyaç bile duymuyoruz. Belediye başkanlarının, belediyeden kulüplere kaynak transferi yapmasını hangimiz garip karşılıyoruz. Bunun suç olabileceğini bile, hiç aklımıza getirmedik. Ama onlar cezaevine gönderiyor. * * * Maksadım Celal Doğan, Sefa Sirmen ya da onlar gibi olanlardan hesap sorulması anlamında değildir. Türkiye ve Avrupa arasındaki müthiş mantalite farkının, bende deprasyon etkisi oluşturan zıtlığı ilgimi çekiyor. Her iki taraf da o kadar uç noktada ki; hangisinin yüzde yüz haklığı olduğu konusunda, belirginleşmiş bir fikrim yok. Şaşkınım! Beni o çıldırtıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT