BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mübarek Aşûre gecesi ve günü yaklaştı

Mübarek Aşûre gecesi ve günü yaklaştı

Muharrem ayının dokuzuncu günü ile onuncu günü arasındaki geceye “Aşûre Gecesi”, Muharrem’in onuncu gününe de “Aşûre Günü” denir. Aşûre Gecesi, bu ayın en kıymetli gecesidir...



“Fecr” suresinde, “Fecre ve on geceye yemîn olsun” buyuruluyor. Bu “On gece”, Beydâvî, Celâleyn ve Hâzin tefsîrlerine göre, Zilhicce ayının ilk on gecesidir. İbn-i Abbâs hazretleri de: “On geceden murât, Zilhiccenin ilk on gecesidir. O günler hac amelleriyle iştiğâl günleridir” buyurmuştur. Ama Medârik tefsîrinde, “On geceden murât, Ramazân’ın son on gecesi veya Muharrem’in ilk on gecesidir” buyurulmuştur. Bilindiği üzere, Müslümânların bazı mübârek geceleri vardır. Mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, ba’zı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır. Bu geceleri ihyâ etmeli, ya’nî kazâ namâzları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümânları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek ise, günâh işlememekle olur. Bu mübârek gecelerden birisi de “Aşûre Gecesi”dir. FAZİLETİ ÇOK BÜYÜK... Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Ramazan-ı şerîf ayındaki oruçlardan sonra, en fazîletli oruç, Muharrem ayının orucudur. Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz gece namazıdır.” [Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn-i Mâce] “Muharrem ayında bir gün oruç tutana, bugüne karşılık otuz gün oruç sevâbı yazılır.” “Aşûre günü oruç tutanın, bir yıllık günâhları affolur.” [Sadece Aşûre günü oruç tutmak mekrûh olduğu için, bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile beraber tutulmalıdır. Ya’nî 9. ile 10. günü veya 10. ile 11. günü tutmalıdır.] “Aşûre gününün fazîletine kavuşmaya bakınız. Çünkü o gün, Allahü teâlânın günler arasından seçtiği mübârek bir gündür. Bugün oruç tutan kimseye, Allahü teâlâ, meleklerin, peygamberlerin, şehîdlerin ve sâlihlerin ibâdetleri kadar sevâb verir.” “Aşûre günü oruç tutun! Çoluk çocuğunuza iyilik yapın! Bir kimse, Aşûre günü çoluk çocuğuna iyilik yapıp, sevindirse, Allahü teâlâ, ona senenin diğer günlerini iyi eder.” “Aşûre gecesi oruçlu bir mü’mine iftâr verene, Allahü teâlâ katında bütün ümmet-i Muhammed’e iftâr vermiş, karınlarını doyurmuş gibi sevâb yazılır.” Muharremin birinci günü oruç tutmanın, o senenin tamâmını oruç tutmak gibi fazîletli olduğu da bildirilmiştir. Öteden beri Kureyş de, Resûlullah Efendimiz de Aşûre günü oruç tutarlardı. Medîne-i münevvere’ye gelince de, yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî]. Kur’ân-ı kerîmde, kıymet verilen dört aydan biri olan Muharrem ayının dokuzuncu günü ile onuncu günü arasındaki geceye “Aşûre Gecesi”, Muharrem’in onuncu gününe de “Aşûre Günü” denir. Aşûre Gecesi, bu ayın en kıymetli gecesidir. DUALARI KABUL OLDU... Allahü teâlâ, birçok duâları Aşûre günü kabûl buyurmuştur: Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabûl olması, İdrîs aleyhisselâmın diri olarak göğe çıkarılması, Nûh aleyhisselâmın gemisinin tûfândan kurtulması, İbrâhîm aleyhisselâmın Nemrûd’un ateşinde yanmaması, Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından çıkması, Yûsuf aleyhisselâmın kuyudan çıkması, Ya’kûb aleyhisselâmın, oğlu Yûsuf aleyhisselâma kavuşması ve gözlerindeki perdenin kalkması, Eyyûb aleyhisselâmın hastalıkdan kurtulması, Mûsâ aleyhisselâmın Kızıldeniz’den geçip, Fir’avnın boğulması ve Îsâ aleyhisselâmın vilâdeti, doğumu ve yahûdîlerin öldürmesinden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması hep Aşûre günü oldu. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Aşûre günü, Nûh aleyhisselâmın gemisi, Cûdî dağına indirildi. O gün Nûh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvânlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ, denizi, Benî İsrâîl için, Aşûre günü yardı. Yine Aşûre günü Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmın ve Yûnus aleyhisselâmın kavminin tevbelerini kabûl etti. İbrâhîm aleyhisselâm da o gün doğdu.” [Taberânî]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT