BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çağımızın problemi: Dikkat eksikliği

Çağımızın problemi: Dikkat eksikliği

Özellikle büyük şehirlerde; dört duvar arasında yetişen çocukların birçoğu, televizyon ve bilgisayar gibi faktörlerin etkisiyle, sınıf içinde dikkatini derse verme konusunda problem yaşıyor.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... Beşinci sınıfa giden bir çocuğum var. Sınıf öğretmeni sınıf içinde dikkatinin çok çabuk dağıldığını ve ilgisini derse veremediğini söyledi. Öğretmen, çocuğumuzda dikkat eksikliği olabileceğini ve bir psikoloğa gitmemizi önerdi. İnternetten araştırma yaptım, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklara ilaç veriliyormuş. Çocuğuma bu yaşta ilaç vermek istemiyorum. Bu konuda ne yapmamızı önerirsiniz. (Bekir Koca - İstanbul) Günümüzde dikkatini derse verememe ve ilgi dağınıklığı çocuklarda en sık karşılaştığımız problemlerin başında gelmektedir. Bizim zamanımızda bu tür sıkıntılar yoktu, diye düşünebilirsiniz. Ancak eskiden televizyonda bu kadar çok kanal, sürekli hareket içeren bilgisayar oyunları ve çok renkli internet ortamı da yoktu. Özellikle büyük şehirlerde; apartmanlarda, dört duvar arasında yetişen çocukların birçoğu bu saydığımız, çevreden kaynaklanan faktörlerin etkisiyle, sınıf içinde dikkatini derse verme konusunda problem yaşıyor. Bu problemlerin hepsini dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olarak tanımlayamayız. Çünkü dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), nöropsikiyatrik bir bozukluktur ve bunun etkisi hayat boyu sürer. DEHB, en fazla çocukluk döneminde akademik başarısızlık şeklinde kendini gösterir. İLAÇ SON ÇARE Beyinde dikkati yoğunlaştırma ve konsantrasyon sağlama ile ilgili merkezin görevini tam olarak yerine getirememesinden kaynaklanır. Teşhis ve tedavisi ancak uzman hekim tarafından yapılabilir. Bu nedenle psikoloğa değil bir psikiyatrist doktora gitmeniz gerekir. Tedavi olarak genellikle Ritalin türü ilaçlar verilir. Maalesef ülkemizde bu konuda ilaç tedavisi, çokça başvurulan bir yöntemdir. Oysa ilaç tedavisi son çare olarak ileri düzey DEHB vakalarına uygulanır. Bazı yan etkileri olan bu tür ilaçların kısa vadeli bir etkisi olmakla birlikte ilerleyen yıllarda bağımlılık yapma ihtimali de söz konusudur. Son iki yıldır Amerika’da ilaç tedavisi yerine dikkatin geliştirilmesi üzerinde duruluyor. Buna paralel olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite şüphesiyle gelen öğrencilerin çoğunluğunda ilaç kullanmadan dikkat geliştirme egzersizlerinin daha etkili sonuçlar verdiği görülüyor. Çünkü bu yöntem daha uzun vadeli ve zararsız bir yöntemdir. Bu bilgileri verdikten sonra size tavsiyemiz, çocuğunuzun ilaç kullanıp kullanmaması konusundaki kararınızı, uzman bir kişiye bırakmanızdır. Kardeşini kötülesek kıskançlığı bırakır mı? Geçtiğimiz ay ikinci bir çocuğumuz dünyaya geldi. Kardeşinin eve gelmesine ilk günlerde sevinen oğlum, yavaş yavaş kıskançlık belirtileri sergilemeye başladı. Annesiyle, bebeğin ne kadar çirkin olduğunu ve çok kötü koktuğunu söyleyerek onun kardeşini kıskanmasını önlemeye çalışıyoruz. Yaptığımız bu hareketler sizce doğru mu? (Mehmet Tosun- Erzurum) Çocuklar, bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar iyi gözlemcilerdir. Yetişkinlerin tüm hareketlerini ve mimiklerini çok dikkatli izlerler. Bununla birlikte her çocuk dünyaya masum ve temiz duygularla gelir. Doğaldırlar ve yapmacık hareketler yapmayı bilemezler. Dolayısıyla bu tür yapmacık hareketler yapmaktan kaçının. Çünkü çocuğunuz samimi olmadığınızı rahatça anlayabilir. Üstüne üstlük kardeşine karşı göstermiş olduğunuz bu tepkiler arasındaki tutarsızlıklar, insan ilişkilerinde dürüst olunmaması gerektiğini düşünmesine yol açabilir. Kardeş kıskançlığının temelinde anne babayı bir başkasıyla paylaşamama duygusu vardır. Anne-babanın bütün sevgisini ve ilgisini etrafında toplayan çocuk, tahtını kaybetme endişesi yaşar. Zaten kendisi varken ikinci bir çocuğa neden gerek duyulduğunu anlayamaz. Sizin tutarlı ve bilinçli yaklaşımınızla bu durumu zamanla kabullenecektir. Özetlemek gerekirse eşinizle, çocuklara gösterilecek ilgi konusunda iş bölümü yapın. Her iki kardeşe de ayrı ve nitelikli zaman ayırmaya çalışın. BİZE YAZIN SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ihlaskoleji.com 0 212 639 68 81 etkiliyorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com ‘Can veren pervaneler’ Geçmiş kültürümüzün eşsiz ve engin hazinelerinden biri de divan edebiyatıdır. Kıymetini bilemediğimiz, redd-i miras yoluyla ortadan kaldırmaya çalıştığımız, bu edebiyatı öğrenip rahatlıkla anlayan yabancıları bile, “Böyle mükemmel bir edebiyatı dünyaya nasıl tanıtamazsınız?” diye şaşırttığımız bir edebiyat. Divan edebiyatı kültürüyle günümüz kültürünü kıyaslayacak olursak makas iyice açılıyor. Dünyanın gıpta ettiği, 600 yıl dünyaya insanlık dersi veren, fakat bizim bir çırpıda silip atmaya çalıştığımız bir cihan devletidir Osmanlı. Divan edebiyatı da onun aynadaki görüntüsünden başka bir şey değil. Bu edebiyatı kötüleyip yok etmek için her şey yapıldı. “Bu edebiyat halktan kopuk, yüksek zümreye hitap ediyor, bu edebiyatı sadece padişahlar anlıyor” türünden safsatalar insanımızın zihninde öyle bir yer etti ki değiştir bu yanlış fikri değiştirebilirsen. Büyük bir yanlış doğru diye kabul ettirildi ve doğruları öğretmek zorlaştı. Hâlbuki halktan kopuk dedikleri edebiyatın söz ustaları halkın ta kendisiydi. Çeşitli mesleklere sahip bu insanlar aynı zamanda sanatla uğraşıyor ve muhteşem kültürümüzü ilmek ilmek dokuyorlardı. Şiirlerini halkın içinde ve halkın içinden yazıp yine onların beğenisine sunuyorlardı. Takdir topluyorlardı, bir şaheser meydana getiriyorlardı. Sonra da bu eserler, müzelerin nadide parçaları gibi tarihteki yerlerini alıyordu. Günümüzde Osmanlıyı doğru anlamak için mücadele edilirken reddettiğimiz mirasın pişmanlığı içindeyiz. Bu pişmanlık ne kadar artarsa bu kültürden istifade de o kadar artar. Peki divan edebiyatını sevmek için ne yapmalıyız? Hayati İnanç Bey’i tanımanızı tavsiye ederim. Edebiyatçı ve divan edebiyatı âşığı biri olmama rağmen Hayati İnanç Bey’i dinlerken bu edebiyata aşkım daha da artıyor ve bu konuda ne kadar cahil olduğumu daha da iyi anlıyorum. İstanbul’a geldiği zaman konferanslarını bizzat takip ettiğim, TRT’deki “Can Veren Pervaneler” programı vasıtasıyla insanımıza hitap eden, bu engin kültürü bir kişiye bile anlatabilsem kârdır fikriyle hareket eden; nefis üslubu, kıvrak zekâsı, mükemmel insanlığı ve şaşırtan tevazusuyla gönüllerin sultanı olmuş bir kelam ehli. Kendisini divan edebiyatının neferlerinden kabul eden, ezberlediği 8000 civarında beyitle bu kültüre hizmet eden âbide şahsiyet. Divan edebiyatının inceliğini, anlamını, kıymetini... yani divan edebiyatını anlamak için Hayati Bey’i dinlemek, anlamak ve tanımak lazım. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da, İhlas Kolejlerinde Hayati İnanç rüzgârı esti. Esintinin şiddetini ölçecek ve programı özetleyecek tek cümle programı takip eden öğrencilerimin birinden geldi: “Hocam, Hayati Bey’in okuduğu beyitlerin günümüz Türkçesi ile açıklaması yapılmasaydı hiç anlamayacaktım. Ama hiç açıklanmamış dahi olsa programı saatlerce bıkmadan takip ederdim.” Divan edebiyatını anlarsak kültürümüzü, neler kaybettiğimizi ve neleri kazanabileceğimizi çok daha iyi anlarız. Eğer rehberimizi doğru seçersek! tweetçi Utku Öztürk twitter.com/_utkuozturk_ utku.ozturk@ihlaskoleji.com tip Kopya düzenine göre oturan öğrencilerin; yerlerinin değiştirilmesi sonrası bakışması, en hüzünlü ayrılık sahnesinde bile yok. brudermartin Manchester United annesinin karnını çok iyi tekmeleyen 5.5 aylık doğmamış bir erkek çocuğunu transfer etti. ilgazuygun Köşe gönderinin arkasında duran arabaların mantıklı bir açıklaması olmalı. Stadın elektrikleri kesilirse farları yakacaklar herhalde. fayntenks İki tane birbirini aramayan arkadaştan ilk önce hangisi “len hayırsız hiç arayıp sormuyorsun” derse, o hemen otomatikman hayırlı insan olur. gereksizprofil Twitterda o kadar çok özlü söz okudum ki, babam “üşüdüm” dese, kalın giyin demem, “üşümek güzeldir eğer seni ısıtacak biri varsa” derim. RidvanKara_ Ben: Ders çalışmak yerine bunu yazıyorum. Siz: Ders çalışmak yerine bunu okuyorsunuz. hoanes Acaba biz her Brezilyalı futbolcuya sambacı, Arjantinliye tangocu derken onlar da bizim futbolculara halay başı diyor mudur? PENCERELER Emre Erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: YAĞMUR Yağmur damlası binlerce kilometre ‘seyahat’ edebilir Forest Gump filminde yağmur çeşitleri şöyle anlatılır: “Küçük damlalı yakan yağmur, eski büyük damlalı yağmur, yandan gelen yağmur, aşağıdan yağıyormuş gibi yağan yağmur.” Hüdaverdi de eve gelen misafirin “Çok ıslandım, dışarıda fena yağmur yağıyor” demesi üzerine yapıştırır cevabı: “Ahmakıslatan mı yağıyordu?” Yağmur berekettir, umuttur. Hele toprakla buluştuğunda yaydığı toprak kokusu... Tazeler sanki insanı. Bazıları yağmurda bilerek ıslanmak ister (sonrasında zatürre olsa da) açmaz şemsiyesini. Farklı bir his verir çünkü insana. Bazıları da hiç sevmez, dayanamaz ıslanmaya. Yağmur hakkında bilmediğiniz 3 şey... > Yağmurun Hızı: Yağmurun buluttan çıktığı andaki hızı, yere düştüğü andaki hızdan daha fazladır. Fakat sürtünmeye ve aldığı mesafeye bağlı olarak yavaşlar. Bir yağmur damlasının en fazla ulaşabileceği hız ise saatte 28 km’dir. “Ahmakıslatan” ise en yavaş ve en yumuşak yağmur çeşididir. > Devr-i âlem mi? Bir yağmur damlası, oluşumundan yere düşeceği ana kadar, devr-i âlem yapacak kadar olmasa da, binlerce km “seyahat” edebilir. > Bir milyar ton: Günün her dakikası, yer kabuğunun farklı yerlerine, toplamda 1 milyar ton yağmur yağar. KARMA SÖZLÜK Dünyanın en kısa ve korkunç hikâyeleri > Tribünde kale arkasında oturuyorum ve top Sabri’de. (roncatto) > Ve kadın sustu. (alexander) > Kız ofsayt nedir diye sordu. (rogue10) > Ve Lidyalı parayı buldu. (minoset) > Sıradaki klip Serdar Ortaç’tan... (ötem) > Nasıl bilirdiniz? (redlabel) > Pazartesi günü saat 18.00’di ve metrobüse binmesi gerekiyordu. (haarp131) > Anne: “Halıya dökeyim deme sakııı..!” (sebiLLe) > Ertesi gün YGS vardı... (zuuzuu) BİLİYOR MUSUNUZ? Sadece 1 saat boyunca kulaklıkla bir şey dinlemenin, kulaktaki bakteri sayısını %700 ar- tırdığını biliyor muydunuz? LÜGATİ’T UYDURUKÇA Dilimizde bir uydurukça furyasıdır gidiyor. Gitmesi yeni değil, uzun zaman önce başlamış bu furya. Mesela Necip Fazıl Kısakürek demiş ki zamanında: “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim, Ya bunlar Türkçe değil ya ben Türk değilim...” UYDURUKÇA TÜRKÇE Parasal Nakdî/Mâlî Soyut Mücerred Boyut Ebad Eğilim Meyil/Temâyül Ruhsal Durum Hâleti ruhiye
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT