BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bak bitirmezsen küserim

Bak bitirmezsen küserim

Bizim yaşlılarımız başkaları için yaşar, yemez yedirir, içmez içirir, elindekini avucundakini önünüze koyar.



Annelere sorarsanız yüzünüz küçülmüş, gak kadar (kısaca karga demek istiyor) kalmıştır. Zaten eskiden beri mıymıytısınızdır, iştahsızsınızdır, sararmış sakız torbasınızdır hatta. Belinizdeki yağları avuçlarken, düşünürsünüz “doğru söylüyor olabilir mi acaba?” Aynı şeyi hanımınız ufaklığa yapar. “Yaa bırrrak” dersin, “Aabartma. Acıkırsa yer, çocuğun üstüne abanma!” Mümkün mü? Elinde tabak, adım adım arkasında. Zavallının zayıf bir anını kollar. Ne zaman garibim oyuncaklarına kitaplarına daldı, kaşık girer çıkar boğazına. -Gulp! -Yut onu! Zaten tırnak kadar! -Hıçk! -Bak yine ağzında büyütüyor. Sarardın soldun, şu sıfatına bak, hasta olucan! BOL KEPÇE, BATTAL SAHAN Marifet Abla, Mahire Hala... Hepsi aynı vaka... Telefonla ararsın. Evdeysen beş dakika uğrıycam. Da di.. Da di.. Da di... Kırmızı alarm! Sanki ben ona demişim ki “çık, kasapta, manavda ne varsa topla!” Kapı bi açılır, haza fırın kokusu... Tencereler fokur fokur kaynamakta. Gel evladım şöyle otur. Sofra bezi seriliverir anında... Köfteler, dolmalar.. “Az olsun” dedikçe kepçe derine dalar. Etleri butları didikler didikler, önünüze atar. Antlar, yeminler ardı ardına... Hani Allah adını vermese kolay da... -Bak o sarmaları elceğizimle sardım sana. -Ellerin dert görmesin, n’olur çok koyma. O modeller bildiğinden şaşmaz, tepeleme doldururlar. -Biz sizin yaşınızdayken var ya... Bu siniyi tek başımıza... Ahhh ah eskiden bir börek yapardık, yağı şırıl şırıl akardı kenarından. Ayol bunlar ne ki? Yesen n’olacak? -İyi de siz tarla tapan peşindeydiniz. Yaylada ot biçerdiniz. Bizim gibi oturmuyordunuz ki masa başında. YEMEK TAKIMI, TAKIM YEMEK Yemekleri de takım olur mutlaka. Önce çorba, sonra sebze, etli yemek, yanında pilav ya da makarna. Zeytin yağlılar, ayran, cacık. turşu, salata... Tabağın boşalınca beklemeyesin diye kenara kahvaltılık koyarlar, sigara börekleri, kızarmış patatesler, börttürülmüş padılcan, kıymalı yumurta... - O reçelden alsana biraz. Dün bi vişne getirmişler pazara... Mmmm yeme de yanında... Şimdi mantıyı hızla kaşıklamış, ıspanaklı kol böreğinde su kaynatmaya başlamışsınızdır. Pat! Bir tabak helva. Un yağ şeker... Hangisinden kaçacaksın. Üçü bir arada... Hafifçe çekilir “ziyade olsun” demeye niyetlenirsiniz. -Ne o beğenmedin mi yoksa? -Beğenmez olur muyum canım, ağızda eriyor valla. Devirden düşerseniz, vitesten atarlar: “Bak bitirmezsen ölümü gör!” Ardından ara gazı verirler fasılalarla “ölümü öp dedim sana!” Neticede “ölümü ye” tonunda bir baskı başlar, ne bilye, kalır ne balata.. Senin ölünü ne yiyeceğim ya? Hani gıybetini etmiş olsak anlarım da... GÜZEL ÂDETLER Anadolu’da yemek kabı ekmekle sıyrılıp paklanmalıdır. Buna çok ehemmiyet verir, iyi de yaparlar. Sosyete ise çatalın ucuyla alıp mundar eder, içine kağıt atar, izmarit basar, çekinmeden çöpe yollar. TC’nin ilk yıllarında muaşeret dersleri vardı. Neymiş efendim “tabağınızdakini bitirmeyin, aç sanmasınlar!” Frenkçeden tercüme etmişler, gavurlaştıracaklar akılları sıra. İyi ama bunu atacaklar, israf olacak. Memleket fakir, dul, yetim, fukara... Kabını kasesini temizlemek Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) güzel adetlerinden biri. Sünnet-i seniyye... Kolay sevap. Ne olsun daha... Hanımnineler bunu gençlere kendi usulleriyle anlatırlar: “Duydun mu tabağını sıyıranın, nişanlısı güzel olurmuş, fırsatı kaçırma!” -Tamam ninem az koy da sıyıralım, hepsini yersek şişecez, kız bizi beğenmeyecek bu defa. -Aman aman kurumuş korkuluğa dönmüşsün zaten. Şunnacık şeyle mi kilo alıcan? Çocuklar için ise “darılır” versiyonunu devreye alırlar. -O lokmayı bırakma, yoksa ağlar! Peki diyeceksiniz o teyzeler boğazlarına meraklı mıdırlar? Nerdeee? Kuru somunu ayrana banar, üç beş zeytin ve kibrit kutusu kadar peynirle kahvaltı çıkarırlar. Bi pişim aş kaynatır, ısıtır da ısıtırlar. Kenarda kefen parasından gayri akçeleri yoktur ama misafir dendi mi gözleri parlar. Allah başımızdan eksik etmesin! Ya da... Mekânları cennet ola!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT