BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asya’nın açık hava müzesi Hindistan

Asya’nın açık hava müzesi Hindistan

Hindistan’ın her köşesi tarih kokuyor. Saraylar, kaleler, türbeler, tarihî evler dikkat çekiyor. Amber Ford kalesi, Tac Mahal (Agra), Kutup Minar, Humayun Han (Delhi) gibi yapılar Türk mimarlarının imzasını taşıyor...



GEZİYAZISI Hazırlayan: M.Kurtbay ÖNÜR Dünya atlasında, 3 milyon 287 bin 263 kilometrekarelik yer kaplayan Hindistan; tarihî ticaret yolları, asırlık imparatorlukları ve eserleriyle, Asya’nın göz bebeği. Hint kıtası yüzlerce çeşit dil, din ve etnik zenginliği içinde barındırıyor. Yeni Delhi, Jaipur, Agra Hindistan’ın ‘açık hava müzeleri’... Saraylar, kaleler, türbeler, pembeli, turunculu tarihi evler ilginizi çekiyor. Delhi’ye beş saat mesafedeki Racistan eyaletinin başkenti Jaipur’a 7 saatlik bir yolculukla varıyorsunuz. Urduca’da Zafer Kenti deniyor. Racistan Mihracelerin yani şahların, sultanların karargah kurduğu bölge. Hinduların meşhur kast sisteminde, yer alan brehmenlerden (din adamları) sonra ikinci sırada gelen rajputların (savaşcılar) bölgeyi ele geçirince kanlı savaşlar ‘the end’ demiş. PEMBE ŞEHİR JAİPUR Eyaletin başşehri Jaipur ‘Pembe Şehir’ manasına geliyor. Her ne kadar 1863’te Galler Prensi Albert’in şehri ziyareti dolayısıyla pembe rengine sevgisi dolayısıyla bütün şehir pembeye boyanmış dense de biraz kurcalayınca aslında bölgeden çıkan toprağın bu kırmızı renkte olduğu anlaşılıyor. FİL SIRTINDA DEVR-İ ÂLEM Mihrace Man Singh’in 16. yüzyılda inşa ettirdiği Amber Ford Kalesi’ne gidiyorsanız. Nehir kenarındaki bu kale, sarp bir dağın tepesine kurulmuş. Adetten midir bilinmez, kaleyi fil sırtında turluyorsunuz. Fil turu Müslümanların elinde. Jaipur’daki ‘pembe’ durum burada da mevcut. Mermer katkılı, kızıl kumtaşıyla bezenmiş. MÜCEVHERAT PARMAĞIMIN UCUNDA! ‘Selimiye’nin inşaatı da 20 bin işçiyle, 22 yıl sürse herhalde Mars’tan gelen olurdu!’ yorumunda bulunsanız da, sonuçta dünyanın yedi harikasından biri Tac Mahal. “Tac Mahal gibisi yok. 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inciyle süslü. Hiç böylesi eser var mı?” dense de, cevabımız belli;?“Selimiye’nin temeli yakut, zümrüt, altınla dolu!.. Biz mücevherleri harç olarak kullanıyoruz!” ENDİŞEYE MAHAL YOK Jal Mahal dedim de aklıma geldi. Üsküdar’daki Kız Kulesi’ne benziyor. ‘Su Sarayı’ diye biliniyor Mihracelerin yazlık mekânı. Gerçi burada ‘Mahal’den bol bir şey yok. Elini sallasan saraya çarpıyor. Susayınca yol kenarında, Hindistan cevizi suyu ‘hüppletip’, manzara seyredebileceğiniz bir mekan. Bir de Hava Mahal diye saray var. Kırk yılda bir rüzgar esince değişik sesler çıkartıyor. Mimarisi plastik mızıkalara benziyor. HEYBETLİ CUMA Hindistan’ın Yeni Delhi şehrindeki hatta dünyanın en büyük camilerinden Cuma Mescidi’nde, aynı anda 30 bin kişi namaz kılabiliyor. Cuma ve Bayram Namazları’nda Müslümanların oluşturduğu ‘bembeyaz örtü’, seyrine doyulmaz bir görüntü oluşturuyor. SİMETRİ DERSİ! Tac Mahal’in kapısındaki perspektif şaşırtıyor. Nereden bakarsan bak, nizami görünüyor. Çünkü, Türk mimar İsa Efendi’nin derslik eseri. Fil safarileri, öğleye kadar sürüyor. Sıcaklık malum 30 derece. Fillerin sıcaktan tepesi atıyor. Kızdırmak istemezsiniz. 100 RUPİYE YENİ HAYAT Delhi’de koca koca tapınaklar var. Yol kenarları; falcı, yogacı dolu... Üç-beş rupiye, öldükten sonra ‘fare mi, yoksa padişah mı olacağınızı’ fısıldıyorlar. 100 rupiyi basarsanız, içinizi sevgiyle, dışınızı buhurla dolduruyorlar. Turistler, ‘Jal Mahal gibi sarayım, yakışıklı Mihracem, fıstık gibi Rajam olsun!’ iştiyakiyle uçuşuyor. Yersen 50 rupi bahşiş, yemezsen hatıra fotoğrafıyla yetiniyorsun. HİNDİSTAN’DA TÜRK MÜHRÜ: TAC MAHAL Jaipur’a 6 saat uzaklıktaki Yamuna nehri kıyısındaki Agra’ya yollanıyoruz. Şah Cihan’ın çok sevdiği hanımı Mümtaz Mahal için yaptırdığı Tac Mahal’e ulaşmak için kalabalık, gürültülü, kokulu bir sefer yapılıyor ve Tac Mahal’e giriş yapıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki, ‘Saray desen değil!’, ‘Cami desen hiç değil’, karşında bembeyaz bir türbe... ‘Şah Cihan aşkını çok abartmış!’ demeden edemiyorsunuz. Sultanahmet, Süleymaniye, Selimiye ile kıyaslıyorsunuz. ‘Simetri süper ama Sul-tanahmet başka’ diyorsunuz. Hafif yollu milliyetçiliğe karşı, Mimar Sinan’ın çırağı İsa Efendi’nin sanatı parlıyor karşınızda.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT