BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unuttuk mu?

Unuttuk mu?

Enflasyonu unuttuk mu? -Hiç unutur muyuz? Esasen, biz onu unutsak da o bizi unutmaz.



Enflasyonu unuttuk mu? -Hiç unutur muyuz? Esasen, biz onu unutsak da o bizi unutmaz. Doğrusu, “finansal istikrar ve cari açık” eksenli kaygılar nedeniyle, enflasyonu biraz ihmal ettik, ama unutmadık. Her şeyden önce, halen yürürlükte olan bir “enflasyon hedeflemesi” rejimimiz var. Dahası, fiyat istikrarından sorumlu, tam teçhizatlı ve “hedefe yönelik araçlarını seçmekte özerk” bir Merkez Bankası (MB) dimdik ayakta. Ancak.. 2011’e ilişkin yüzde 5.5’lik enflasyon hedefini ıskaladık. MB’ye göre, sorumlular belli: -TL’nin aşırı değer kaybı -İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkisi -Fiyatı yönetilen, yönlendirilen ürünlerdeki ayarlamalar *** Kısacası, enflasyon cephesinde paniğe gerek yok. - Enflasyonun, 2011’de yüzde 7.8-8.8; 2012 sonunda, yüzde 3.7-6.7 aralığında gerçekleşeceği -Orta vadede, yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörülüyor. Peki, bu “orta vadeli tahmin” tutar mı? -Tutarsa tutar, ya tutmazsa.. Mühim değil. Netice itibariyle.. -İktisatçı demek, “dün” tahmin ettiğinin, “bugün” niye gerçekleşmediğini, “yarın” çok güzel anlatan adam demektir! *** İsterseniz, biraz da nostaljik takılalım. Mesela.. MB, 2000 yılı başında şöyle diyordu: -Yaptığımız modellemelerde, Türkiye’deki enflasyonun kısa dönemde yüzde 50’sinin bir ay önceki enflasyondan, yüzde 30’unun kur artışından kaynaklandığını belirledik. Yani.. -Vaktiyle, enflasyon beklentisi çok güçlüydü; geçmişin enflasyonu, geleceğin enflasyonuna ayar veriyordu. -Diğer taraftan, “kur artışı-enflasyon” döngüsü, enflasyona ivme kazandıran kritik bir faktör olarak göz kırpıyordu. Mükemmelen inşa ettiğimiz bir fasit dairenin içinde, debelenip duruyorduk. Şimdi mi? -Enflasyon beklentisi, önemli ölçüde kırılmış durumda. Geçmişin enflasyonu, geleceğin enflasyonunu belirlemek bakımından güçlü değil. -Eskiden olduğu kadar kuvvetli olmasa da, “kur artışı-enflasyon” ilişkisi, günümüzde de hükmünü icra ediyor. *** Ne var ki.. Bir kısım taş fırın iktisatçısı, “rekabetçi kur” takıntısıyla, hâl⠓enflasyon kadar kur artışı” öneriyor. -Bu politika, geçmişte denenmedi mi? Sonuç ne oldu? -Ekonomiyi, yeniden “..kur artışı-enflasyon-kur artışı..” döngüsüne sokarak neyi çözeceksiniz? Anlaşılan, “kur dışı” çözümlere kafa yormak, işimize gelmiyor. Özetlemek gerekirse, samanlıkta kaybettiğimiz yüzüğü, bahçede arıyoruz. Bir türlü bulamıyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT