BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Süleyman’a İran’da ne oldu?

Süleyman’a İran’da ne oldu?

“Arabayı sattı. Bir daha hakikaten gitmedi İran’a... Ben ise tam elli sene kamyon üstünde direksiyon çevirdim. Allaha şükür hiç kaza yapmadım...”



İzmir’e iki kamyon hayvan naklederken, yolda bir hayvanın telef olacağı tehlikesiyle boğazlamış İzmir’e öyle girmiştik. Mal sahibine durumu anlatınca o da elemanlarına bu kesilmiş hayvanı parçalayın etini köpeklere atın demişti. O dönemde böyle ahlak vardı. Güvenmediği hayvanın murdar olabileceği düşüncesiyle ürüne katmıyordu. Şimdi haberlerde at eti, domuz eti skandallarından geçilmiyor. Para için insanların yapmadığı kalmadı. Ben adama, “O eti bana verin, size 50 lira verebilirim” deyince adam dudak büktü, fark etmez der gibi. Sonra elemanlarına talimat verdi: -Temizleyin, parçalayın ve verin! Arkadaşıma da teklif ettim. Bir parça ver yeter, dedi. İkimiz de arabaları garaja koyduk. Nakliyeciye gittik. Beni tanıdığı için ikimize de İran’a mandalina yükü verdi. Ben Gümüşova’dan yükleyecektim arkadaşım da biraz ilerideki bahçelerden. Arkadaş oraları bilmediği için onun arabasını ben yükledim, benim arabamı da o yükledi. Nakliye sonrası Yozgat üzerinden gitmek üzere yola çıktık. Yozgat’a vardığımızda konakladık. İkimiz de Van Kapı’dan çıkmamak için onu İran’ın Urumiah veya diğer adıyla Rezaiyeh kentine yönlendirdim. Ben de Tebriz’e sardım. Yükleri yıkınca Rezaiyeh’te birleşip Van Kapı’dan çıkacağız... Uzatmayayım. İran gümrüğüne Gürbulak kapısından giriş yaptık. Zaten yolda nevalelerimizi almıştık. İran gümrüğünde muamelelerimizi yaptırırken demezler mi: “Bizim Rezaiyeh’te yerimiz yok!..” Arkadaşım mecburen Tahran’a gidecek. Ne kadar rica etsem de olmadı. Kabul ettiremedim. Neyse nevalelerimizi bölüştük. Arkadaşımı Nevşehirli arkadaşlarla tanıştırarak yola çıkardılar. Ben Tebriz’e yükü boşalttım. Doğubayazıt’a geldim. Kış şiddetini o kadar artırdı ki Yozgat’a güç bela gelebildim. Kimseye de “Süleyman’ı İran’a götürdüm” demedim. Ta ki geri dönüp gelinceye kadar. Ama geceleri kâbus görüyordum. Süleyman’a İran’da ne oldu? Ne etti? Başına bir hal geldi mi? Bir gün, iki gün, bir hafta derken tam yirmi günün sonunda Süleyman çıktı geldi. Dünyalar benim oldu. Görüştüğümde bana başından geçen olayı anlattı. Bir parka giriş yapmışlar. Orada yol açılıncaya kadar kalmışlar. Kar o kadar yağmış ki arabadan aşağıya inememişler. Velhasıl yükü Tahran’a yıkıp gelmişler. Bir daha mı? İran’a gitmemek için yemin etmiş. Arabayı sattı. Otobüsçülüğe başladı. Bir daha hakikaten gitmedi İran’a... Ben ise tam elli sene kamyon üstünde direksiyon çevirdim. Allaha şükür hiç kaza yapmadım. Ali Osman Demircan-Yozgat > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT