BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meyân Mîr hazretleri

Meyân Mîr hazretleri

Buyurdu ki: “Allah’tan korkmayan ilim adamları, hangi fırkadan olursa olsun din hırsızlarıdır. Bunlarla konuşmaktan, arkadaşlık etmekten de sakınmalıdır...”



Meyân Mîr hazretleri, Hindistan velîlerinden olup, Hazret-i Ömer’in soyundandır. İran’ın Süstan şehrinde 1550 (H.957) senesinde doğdu. 1635 (H.1045)te vefât etti. Kabri Lahor yakınlarında Haşimpur’dadır. Sekiz yaşından îtibâren Lahor’da ikâmet eden Meyân Mîr hazretleri, tasavvufta Kâdiriyye yolunda aslen Sustanlı olan Şeyh Hızır’ın sohbetlerinde ve hizmetinde kemâle erdi. Ayrıca Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin rûhâniyetinden feyz aldı. Meyân Mîr hazretleri vefatına yakın günlerde buyurdu ki: “Vaazların özü ve nasihatlerin kıymetlisi, Allah adamları ile buluşmak, onlarla birlikte bulunmaktır. Allah adamı olmak ve İslâmiyete yapışmak da, Müslümanların çeşitli fırkaları arasında, kurtuluş fırkası olduğu müjdelenmiş olan, Ehl-i sünnet vel-cemaatin doğru yoluna sarılmaya bağlıdır. Bu büyüklerin yolunda gitmedikçe kurtuluş olamaz. Bunların anladıklarına tâbi olmadıkça, saadete kavuşulamaz. Akıl sahipleri, ilim adamları ve Evliyânın keşifleri, bu sözümüzün doğru olduğunu bildirmektedirler. Yanlışlık olamaz... Bu büyüklerin doğru yolundan hardal dânesi kadar, pek az ayrılmış olan bir kimse ile arkadaşlık etmeyi, öldürücü zehir bilmelidir. Onunla konuşmayı, yılan sokması gibi korkunç görmelidir. Allah’tan korkmayan ilim adamları, hangi fırkadan olursa olsun din hırsızlarıdır. Bunlarla konuşmaktan, arkadaşlık etmekten de sakınmalıdır. Dinde hâsıl olan bütün fitneler, bu azılı din düşmanlığı, hep böyle kimselerin bıraktıkları kötülüktür. Dünyalık ele geçirmek için, dînin yıkılmasına yardım ettiler. Bekara sûresinin onaltıncı âyet-i kerimesinde meâlen, (Hidâyeti vererek, dalâleti satın aldılar. Bu alışverişlerinde bir şey kazanamadılar. Doğru yolu bulamadılar) buyuruldu. Bu âyet-i kerime, bunları bildirmektedir. İBLÎSİN SEVİNCİ!.. İblîsin rahat, sevinçli oturduğunu, kimseyi aldatmakla uğraşmadığını gören bir zat, “Niçin insanları aldatmıyorsun, boş oturuyorsun?” deyince, “Bu zamanın kötü din adamları, benim işimi çok güzel yapıyorlar, insanları aldatmak için bana iş bırakmıyorlar” demişti. Biliyorsunuz ki, bu fakir, söyleyerek ve yazarak, iyi kimselerle konuşmanın önemini anlatmaya uğraşıyorum. Kötü kimselerle arkadaşlıktan kaçınmasını tekrar tekrar bildirmekten usanmıyorum. Çünkü, işin temeli bu ikisidir...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT