BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2012 büyüklerin seçim yılı

2012 büyüklerin seçim yılı

Önümüzdeki yıl üç önemli ülkede devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. 4 Mart 2012’de Rusya Federasyonu’ndaki seçimi, 22 Nisan’da (ikinci tur 6 Mayıs’ta) Fransa’da, 6 Kasım’da ise ABD’de yapılacak seçimler takip edecek.



ABD, RUSYA VE FRANSA’DA... Önümüzdeki yıl üç önemli ülkede devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. 4 Mart 2012’de Rusya Federasyonu’ndaki seçimi, 22 Nisan’da (ikinci tur 6 Mayıs’ta) Fransa’da, 6 Kasım’da ise ABD’de yapılacak seçimler takip edecek. DÜNYA SİYASETİNE ETKİ EDEBİLİR Üç seçimde de sürpriz sonuçlar çıkmayacağı yorumlarında artış var. Fakat seçmenin ne yapacağı hiç belli olmaz! Bu üç seçim, 2013’ten itibaren hem dünya siyasetine hem de bölgemize yakından etki edecek sonuçlar verebilir. Üç ülkenin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve G-8 ülkesi olması yapılacak seçimlerin sonuçlarını son derece önemli hale getiriyor. Önümüzdeki yıl üç önemli ülkede devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. 4 Mart 2012’de Rusya Federasyonu’ndaki seçimi, 22 Nisan’da (ikinci tur 6 Mayıs’ta) Fransa’da, 6 Kasım’da ise ABD’de yapılacak seçimler takip edecek. Üç ülkenin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi ve G-8 ülkesi olması yapılacak seçimlerin sonuçlarını son derece önemli hale getiriyor. Henüz epey bir zaman olmasına rağmen, üç seçimde de sürpriz sonuçlar çıkmayacağı yorumlarında bir artış gözleniyor. Ama seçmenin ne yapacağı hiç belli olmaz! PUTİN YENİDEN... Rusya Federasyonu’nda 27 Kasım’da aday belirleme kongresi yapan, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi delegeleri, daha önce iki dönem devlet başkanlığı yapmış mevcut başbakan Vladimir Putin’i, oy birliğiyle devlet başkanlığı için aday gösterdi. Parti’nin Eylül’de yapılan kongresinde, Devlet Başkanı Dimitri Medvedev 2012 seçimi için aday olmayacağını açıklamış ve Putin’i aday göstermişti. Zaten 2008’de Medvedev’in devlet başkanı, Putin’in başbakan olduğu seçimden hemen sonra, bir dönem “dinlendikten” sonra Putin’in 2012’de tekrar devlet başkanlığı koltuğuna oturacağı yorumları yapılmıştı. Hatta Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde, Cumhurbaşkanı Gül’ün de, Başbakanlık koltuğuna oturmasının söz konusu olacağını ileri sürenler, “Putin Formülü” nitelemesini bir süredir yapmaktaydılar. GÜNDEMDEN HİÇ ÇIKMADI Aslında Putin son dört yıldır Rusya’nın siyasi gündeminden hiç çıkmadı. Daha önceki başbakanların medyada neredeyse hiç görünmediği hatırlanırsa, Putin’in Medvedev’den bile daha ön planda kalmayı başardığını kabul etmek gerekir. Putin’i, kimi zaman judo yaparken, kimi zaman avlanırken, kimi zaman da dişçi aletleriyle kızdığı bir valiyi azarlarken televizyon ekranlarında gördük. Her ne kadar başbakanlık makamını dolduruyor gibi gözükse de, son altı yıldır da Rusya’yı gerçekte Putin yönetmekteydi. İç ve dış politikaya Medvedev değil, Putin damgasını vurmaya devam etti. ‘YENİ ÇAR’ DENİLİYOR Rusya’da yapılan kamuoyu yoklamalarında halkın yaklaşık %40’ının Putin’e oy vereceklerini dile getirmeleri, seçimin galibinin şimdiden belli olduğu yorumlarına yol açıyor. 1996, 2000 ve 2008 seçimlerinde devlet başkanlığına aday olan ama her seferinde ikinci gelen, Komünist Parti lideri Gennadi Zuganov’un bir defa daha aday olacağına da kesin gözüyle bakılıyor. Bir diğer aday ise, Türkiye’de yakından tanınan Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Zirinovski. Zuganov ve Zirinovski’nin Putin’i “yıkabilecek” potansiyele sahip olduklarını kimse düşünmüyor. Bu durumda, kendisine “Yeni Çar” da denilen Putin’i, mart ayından itibaren tekrar devlet başkanı olarak görme ihtimalimiz gerçekten de yüksek. SARKOZY KESİN GİBİ 22 Nisan’da Fransa’da yapılacak seçimde de bir sürpriz olmazsa, mevcut devlet başkanı Nicholas Sarkozy’nin ilk turdan birinci çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ama ikinci tur için hesaplar çok farklı. Sarkozy’nin en güçlü rakibi olarak görülen Sosyalist Parti’nin potansiyel devlet başkanı adaylarından, eski IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın bir skandalla yarış dışı kalmasının ardından, Sarkozy’nin rahatladığı zannedilse de, aslında Fransa’daki durum, Putin’in kamuoyu yoklamalarında açık ara önde olduğu Rusya’dakinden hayli değişik. İlk turdan birinci çıksa bile, en çok oyu alan iki adayın yarışacağı 6 Mayıs’taki ikinci turda, Sarkozy’nin hayli zorlanabileceğini söyleyebiliriz. Kamuoyu yoklamalarına göre, ırkçı Jean Marie Le Pen’in kızı Milliyetçi Cephe lideri Marine Le Pen’in, ortanın sağındaki oyları toplayıp, Sarkozy’i koltuğundan edebileceği yorumunu yapanlar hiç de az değil. Sarkozy’nin, sağ oyları kendi isminin etrafında toplayabilmek için, seçim kampanyası sırasında daha fazla “Müslüman karşıtı” ve yabancı düşmanı bir söylem benimseyeceği tahmin edilebilir. Hatta daha önceki seçimlerde yaptığı gibi, Türkiye’nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkacağı bazı açıklamalar da gelecektir. SOSYALİSTLER HÂL ŞOKTA Sosyalist Parti kurmayları ise bir yandan Kahn şokunu atlatmaya çalışırken, diğer yandan da 16 Eylül’de devlet başkanı adayı olarak belirledikleri François Hollande’ın kampanyasını hazırlıyorlar. Ama Hollande’ın Kahn’dan daha popüler bir aday olacağı şüpheli. 2007 seçimlerinde Sosyalist Parti’nin adayı olan ve Sarkozy’e kaybeden Segolene Royal’le birlikte yaşayan ve ondan dört çocuk babası olan Hollande, seçimin hemen ardından Bayan Royal’den ayrılmıştı. Tıpkı Sarkozy gibi Hollande’ın da Yahudi kökenli oluşunun, ırkçı Le Pen’in seçim kampanyasında ne ölçüde kullanılacağını yakında göreceğiz. ABD’DE İŞLER KARIŞIK 2012’nin son önemli seçimi ise Kasım’da ABD’de yapılacak. Başkan Barack Obama’nın 2008’de seçimi kazanması, dünyada büyük ümitlerin doğmasına sebep olmuştu. “Evet, yapabiliriz” sloganıyla, ekonomik krizin üstesinden gelme sözünü veren Obama, pek çok Amerikalı için tam bir hayal kırıklığı oldu. Obama’nın ekonomi politikasını ve dış politikada izlediği yolu eleştiri yağmuruna tutan bir grup Cumhuriyetçi Parti üyesinin 2009’da oluşturduğu Çay Partisi (Tea Party) hareketi, Obama’ya karşı Cumhuriyetçi Parti içinden güçlü bir adayı çıkartmak için yoğun çaba gösteriyor, büyük oranda da Teksas Milletvekili Ron Paul’ü destekliyor. Eski Massachusetts Valisi Mitt Romney ve Teksas Valisi Rick Perry de Cumhuriyetçi Parti de öne çıkan başkan adayları. Bu isimlerin yanı sıra, yine Çay Partisi’nin desteklediği Minnesota Milletvekili Michelle Bachmann ve Amerikan siyasetinin renkli isimlerinden, eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ve eski Pennsylvania senatörü Rick Santorum da ön seçimlere girecek. Zenci olduğu için Obama’ya dişli bir rakip olabileceği düşünülen iş adamı Herman Cain ise, bir dizi skandalın ortaya çıkmasının ardından 3 Aralık’ta aday adaylığından çekildi. YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ Demokrat Parti içinden Başkan Obama’ya rakip olacağını açıklayan isimler arasında Florida’lı tarihçi ve stratejist Darcy Richardson, performans sanatçısı Vermin Supreme ve Batı Virginialı Randall Terry gibi, çok fazla tanınmayan ve başkan adaylığı şansları bulunmayan isimler var. Elbette, ABD’de siyaset yapan diğer partiler de başkan adaylarını şu aralar belirlemeye çalışıyorlar. Yeşil Parti, Liberal Parti, Sosyalizm ve Özgürlük Partisi ve Anayasa Partisi’nin göstereceği adayların yanı sıra, birkaç bağımsız aday da seçimlere girecek. Ama her zaman olduğu gibi seçim Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında geçecek. Obama’nın kazanma ihtimali yüksek olsa da, 2010 nüfus sayımından sonra, evvelce Demokrat Parti’nin kazandığı 6 eyalette ikincil seçmen sayılarının azaltılması, Obama için bir dezavantaj oluşturmuş gibi değerlendirilebilir. Gelecek yılın bu üç seçimi, 2013’ten itibaren hem dünya siyasetine, hem de bölgemizdeki gelişmelere yakından etki edecek sonuçlar verebilir. Bu sebeple, üç seçim sürecini de yakından takip etmeye devam edeceğiz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT