BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elveda... Merhaba!

Elveda... Merhaba!

O ne güzel sözdür öyle, eşim sık tekrarlar, ondan öğrendiğim bu sözü sizlerle paylaşmak isterim: “Yazılan görülmeden kazılan görülmez...” Ezelde bir uzun imtihan yazılmış, ailece bu imtihanı yaşadık. Bizim askerliğimiz, 21 gün veya 6 yahut 15 ay değil, 34 ay sürdü.



> Washington, DC-İstanbul O ne güzel sözdür öyle, eşim sık tekrarlar, ondan öğrendiğim bu sözü sizlerle paylaşmak isterim: “Yazılan görülmeden kazılan görülmez...” Ezelde bir uzun imtihan yazılmış, ailece bu imtihanı yaşadık. Bizim askerliğimiz, 21 gün veya 6 yahut 15 ay değil, 34 ay sürdü. 34 ay evvel 25 Şubat 2009’da malum uçak kazası üzerine havaalanına koştuğumuzda Türkiye’deki dostlarımıza elveda diyemedik. 3.5 ayımız Hollanda’da geçti. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın her yanından dostlar bizi yalnız bırakmadılar. Onlardan bazısıyla yıllar öncesinden gelen muhabbetlerimiz vardı, bazıları yeni kazandığımız dostlar oldular. Üç buçuk ay sonra bir gün bu dostlara veda edip Amerika’ya gitme mecburiyeti hasıl oldu. Benzer halleri bu defa Amerika’da yaşadık. Eski dostlar geldiler, yeni dostlarımız oldu. Bu defa da onlara “elveda” dememiz gerekti. Her elveda buruktur, her merhaba sevinç. Hikmet ehli, “burası firak dünyasıdır” demiş. Mısralar, ayrılığı “ölüm, Allahın emri, ayrılık olmasaydı” diye tarif etmiş, ayrılığı ölümden beter bilmişler. Ama ayrılık da Allah’ın emri... Dostlara “elveda” derken hele bir de orada sizden parçalar kalıyorsa, içinizde bir şeyler kopuyor. Zaten ömür, bir merhabayla bir elveda aralığından ibaret değil mi? Bu dünya, geçerken kefen almaya uğradığımız bir tezgâhtan başka nedir? Amerika’ya gelmeden birkaç tane Washington olduğunu bilmezdik. Ömrümüzden azımsanmayacak bir kısmı, başşehir Washington, DC’de geçti. Seyyah, vaktin birinde “İşte geldik gidiyoruz şen olasın Halep şehri” demiş, o misal “İşte geldik gidiyoruz şen olasın Washington, DC...” Ayrıldığımız memleketteki dostlara “elveda” derken Türkiye’deki siz değerli dostlarımıza da “merhaba” diyoruz.... Merhaba, hasret bitti... 34 ay boyunca imtihandaydık. Ancak, imtihan bildiğiniz o ağır kazadan ibaret olmadı. İmtihan içinde imtihanlar yaşadık, tahmin edilmedik ihanetler gördük. Peki, şimdi nasılız, nasıl dönüyoruz? Dostlarımız, bizi sevenler, sevdiklerimiz sevinebilirler. Yunus Emre’nin deyişiyle zehirle pişmiş aşlar yedik, tecrübelerle donandık, şimdi -inşallah- daha güçlüyüz, daha azimli, daha bir kararlı. Bu söz 34 ay boyunca yeryüzünün neresinde olursa olsun bizi yalnız bırakmayan sevgili dostlarımıza, o müstesna insanlara hediyemizdir. Onların hepsine, hepinize, müteşekkiriz, duacıyız. Hayat sizlerle güzel. İyi ki varsınız. Var olunuz. Ve lütfen haklarınızı helal ediniz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT