BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanlardan toplu helâklerin kaldırılması -2-

İnsanlardan toplu helâklerin kaldırılması -2-

Târih boyunca, Allah’ın Peygamberlerini ve kitaplarını inkâr eden, çeşitli ni’metlerine nankörlük eden kavimler, muhtelif şekillerde helâk edilmişlerdir...



Geçmişteki insanlık târihine, özellikle Peygamberler târihine bir göz atılacak olursa, muhtelif kavimlerin başlarına gelen hâdiseler olarak şunlar görülür: Ankebût sûresinin 39-40. âyet-i kerîmelerinde buyurulmuştur ki: “Kârûn’u da, Fir’avun’u da, (onun vezîri) Hâmân’ı da helâk ettik. Gerçekten Mûsâ, onlara apaçık delîller getirmişti de, onlar yeryüzünde kibirlenip başkaldırmışlardı (îmân etmediler). Halbuki (azâptan) kurtulacak değillerdi. Biz de, her birini günâh[lar]ıyla yakaladık. Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Kimini korkunç gürültü yakalayıverdi. Kimini yere batırdık. Kimini de suda boğduk. [Lût aleyhisselâmın kavmi taş yağmuruna tutuldu; Şuayb aleyhisselâm ile Sâlih aleyhisselâmın kavimleri korkunç gürültü ile helâk edildi; Kârûn ve beraberindekiler yere geçirildi; Firavun ve kavmi suda boğuldu.] Allah onlara zulmetmiyordu; fakat onlar kendi nefislerine zulmediyordu.” En’âm sûresinin 65. âyet-i kerîmesinde de şöyle buyurulmaktadır: “De ki; Allah size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azâb göndermeye yahut sizi birbirinize katıp bazılarınıza diğerlerinizin acısını tattırmaya da kâdirdir. Bak onlar anlasınlar diye âyetleri nasıl açıklıyoruz?” İmam Suyûti’nin “Keşfü’s-Salsale an Vasfi’z-Zelzele” isimli eserinde, bu âyet-i kerîme açıklanırken, “ayakları altından gönderilecek azâb“ın “zelzele” olduğu beyân edilmektedir. Makâlemizin burasında şunu belirtelim ki: Allahü teâlâ, her şeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere, iş yapabilecek te’sîr, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabîat kuvvetleri, fizik, kimyâ ve biyoloji kanunları diyoruz. Bir iş yapmamız, bir şeyi elde etmemiz için, bu işin sebeplerine yapışmamız lâzımdır. HANGİ DERSLERİ ALMALIYIZ? Allahü teâlânın “Cemâl” sıfatının yanında, “Celâl” sıfatı da mevcuttur. İnsanlara karşı, zaman zaman ba’zı îkâzları olabilir. Bunlar aslında, Cenâb-ı Hakk’ın kullarına olan merhametinden, acımasından ve onların âhirette ebedî saâdete kavuşmalarını istemesinden dolayıdır. Bilindiği üzere, târih boyunca, Allah’ın Peygamberlerini ve kitaplarını inkâr eden, çeşitli ni’metlerine nankörlük eden kavimler, muhtelif şekillerde helâk edilmişlerdir. Fakat, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine, O’nun ümmetinden toplu helâkler kaldırılmıştır... Biz, bunları belirttikten sonra, önemli bir konuya daha temâs etmek istiyoruz: Bir şâir diyor ki: “Ne kahrı dest-i a’dâdan, ne lutfu âşinâdan bil,/Umûrun Hakk’a tefvîz et, Cenâb-ı Kibriyâ’dan bil.” Ya’ni kahrı düşmân elinden, lutfu da dost elinden bilme. İşlerini Cenâb-ı Hakk’a ısmarla, olanları O’ndan bil. Başka bir beyit de şöyledir: “Hakk’a tefvîz-i umûr et, ne elem çek, ne keder,/Elbette zuhûra gelir, ne ise hükm-i kader.” Ya’nî, işleri Cenâb-ı Hakk’a havâle et, elem ve keder çekme. Kaderde ne yazılmışsa, elbette o meydâna gelecektir. Burada hemen, mü’min olmak için inanılması gereken “Âmentü” esâslarındaki “Îmânın 6 şartı”ndan “kader”e ya’ni hayır ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna inanmak konusuna, bir nebze de olsa, temâs etmemiz uygun olacaktır. Kitaplarda: “Hayır ve şer, olmuş ve olacak şeylerin cümlesinin, Allahü azîmüşşân’ın takdîri ile ya’nî ezelde bilmesi, dilemesi, levh-i mahfûza yazması ve vakitleri gelince yaratmasıyla olduğuna inandım, îmân eyledim, kalbimde aslâ şek ve şüphe yoktur” demek lâzım geldiği belirtilmektedir. Burada bir noktayı daha nazar-ı dikkatten uzak tutmamak lâzımdır. O da Erzurumlu İbrâhîm Hakkî hazretlerinin bir sözüdür: “Hak şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler, ârif ânı seyr eyler,/Mevlâ görelim neyler, neylerse, güzel eyler.” Bilindiği gibi, Allahü teâlâ, insanları çeşitli şekillerde imtihâna tâbi tutmakta, ba’zen belâ ve musîbetler vererek onları îkâz etmekte, ba’zen de sabırlarını ölçmekte, sıkıntı hallerinde de şükredip etmeyeceklerini denemektedir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT