BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TRT ekranlarında, mükemmel bir 10 Muharrem programı

TRT ekranlarında, mükemmel bir 10 Muharrem programı

TRT kurumu tarafından hazırlanan 10 Muharrem programını büyük bir dikkatle ve zevkle seyrettim. Aynı zamanda anlatılmaz bir hüzün de duydum. Büyük bir dikkat ve zevkle seyrettim, çünkü program, mükemmel bir titizlikle hazırlanmıştı. Sazlar mükemmeldi.



TRT kurumu tarafından hazırlanan 10 Muharrem programını büyük bir dikkatle ve zevkle seyrettim. Aynı zamanda anlatılmaz bir hüzün de duydum. Büyük bir dikkat ve zevkle seyrettim, çünkü program, mükemmel bir titizlikle hazırlanmıştı. Sazlar mükemmeldi. Bütün Türk cumhuriyetlerinde olduğu gibi şelpe usulüyle çalınıyorlardı. Sazın, tezene kullanmadan parmaklarla çalınmasına “şelpe ile çalmak” deniliyor. Kıyafetler, matem havasına uyularak hep siyah renkliydi. Ortada ve yanlarda, alevlerle yanan irili ufaklı ocaklar vardı. İslamiyete girmeden önce, Şaman Türk’ünün bir inancı dikkate alınarak böyle bir düzenlemeye gidilmişti. Müslüman olmayan Türkler, ateşe bir kutsiyet kazandırmışlar, ateşin bütün günahları ve kötü düşünceleri ortadan kaldıracağına inanmışlardı. Hun ve Göktürk imparatorlukları, devrinde, kağanla veya hakanla görüşmeye gelen yabancı elçiler, iki tarafında ateşler yanan bir yoldan geçirilerek huzura çıkarılıyorlardı. Böylece gelen elçilerin kafalarında kötü düşünceler, hainane fikirler varsa, onların, ateşler arasından geçerken yok olup gideceğine inanıyorlardı. Türklerin, Nevruz şenliklerinde, ateş üzerinden atlamaları, günahlarından ve türlü kötülüklerden arınmak istedikleri içindir. Şimdi bizim Kürt vatandaşlarımız da, dünkü Şaman inancı içinde yaşayan soydaşlarımızın âdetleriyle ateş üzerinden atlıyorlar... Programa katılan kadın ve erkek türkücüler de düvazları güzel okudular, programı başından sonuna kadar, gözlerimi kırpmadan zevkle seyrettim. Aynı zamanda derin bir üzüntü de duydum. Çünkü sevinç de, üzüntü de geçicidir. 10 Muharrem dolayısıyla hazırlanan programı seyrederken üzüntü duymamak mümkün değildir. Biliyordum ki İslamiyette ölünün arkasından matem tutmak, ağlamak, dövünmek, siyahlar giyinmek yoktur. Ama ne yapalım ki Hz. Hüseyin efendimizin şehid edilmesi karşısında üzülmemek de elde değildir. Kerbela faciası karşısında, Müslümanlar arasında üç farklı davranış dikkatimizi çekiyor. Caferi mezhebindeki Müslümanlar, zincirlerle sırtlarına vuruyor, palalarla başlarını yarıyor, kan revan içinde kalıyorlar. Göğüslerini yumrukluyor, dövünüyorlar. Bu İslamiyetin, ilmin, tıbbın kabul etmeyeceği bir matem şeklidir... Alevî Müslümanlarımız da saz çalarak, ağıtlar okuyarak 10 Muharrem’de gözyaşı döküyorlar... Sünnî Müslümanlar ise, 10 Muharremde oruç tutuyorlar, tutulan orucun sevabını Hz. Hüseyin efendimize bağışlıyor ve aşure yapıp dağıtıyorlar. Ben şahsen, Sünnî bir Müslüman olarak Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Efendilerimizin ruhlarının, kan revan içinde kalarak dövünmemizden, sadece ağıtlar yakarak saz çalıp durmamızdan huzur duyacaklarına inanmıyorum...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT