BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurbağanın gözü patlamasın!

Kurbağanın gözü patlamasın!

Ceza vermeyi biz millet olarak seviyoruz; bu kesin. Sevmek ne kelime bayılıyoruz! Hele hapis cezası vermeyi. Ahali böyle de ülkeyi yönetenler farklı mı sanki? Al birini vur öbürüne; onlar da seviyor!



Ceza vermeyi biz millet olarak seviyoruz; bu kesin. Sevmek ne kelime bayılıyoruz! Hele hapis cezası vermeyi. Ahali böyle de ülkeyi yönetenler farklı mı sanki? Al birini vur öbürüne; onlar da seviyor! Savcılar da bu memleketin evladı nihayetinde. “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” deyip onlar da karışıyor kalabalığa. Adamın hakkında şike suçlaması mı var? Bir dosya açıver gitsin, 130 yıl hapis cezası talebiyle! İktidarın başarısız olması ve tökezleyip düşmesi için faaliyet gösteren mi oldu, isteyiver 200 sene mahkûmiyeti? Trafik kurallarını mı çiğneyen oldu, tıkıver kodese; bak nasıl geliyor aklı başına! Çek için de oldu üç aşağı beş yukarı aynı şey. Karşılıksız çek mi kesmiş hain? 100 gün hapis yatsın da görsün Hanya‘yı, Konya‘yı! “Ekonomik suça, ekonomik ceza” düsturu kimin umurunda. Tık kodese gitsin! İçerideki esnaf ve iş adamı sayısı 8 bini geçti. 100 gün yatıp çıkacaklar gariplerim! Hadi, yattılar diyelim; kime ne faydası var? Dışarıda olsa halbuki, borcunu ödeme imkânı var! İki tarafı da cezalandıran bir uygulama ama kime anlatacaksın? 110 bin dosya da Cumhuriyet savcılıklarında bekliyor! Neresinden bakarsan bak, 60-70 bin ailenin canını yakan bir uygulama. Çekin karşılığını alamayan tarafı da dikkate alacak olursak; 100 bin kişilik bir mağdur ordusu! Ha, böyle söylüyorum diye karşılıksız çek kesen cezasız kalsın demiyorum tabii. Elbette ki olsun. Olsun ki, karşılıksız çek kesmek neymiş anlasın! Kredi kartında yaşandı bu mesela. Kart borcunu ödemeyenin evine haciz geldi. Maaşından kesinti yapıldı ve bankanın alacağı bankaya verildi. Hem de misliyle. Bu uygulama, kredi kartı harcamalarını zapturapt altına aldı. Neydi bir zamanlar? Kredi kartı ile “hiç ödemesi yokmuş” gibi harcama yapıyordu insanlar. Cezai müeyyideler, tüketiciye “ayağını yorganına göre uzatma” alışkanlığı kazandırdı. Karşılıksız çekte de olsun aynı müeyyideler. Yoksa, kör gözüm parmağına! Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Numaralı Protokolünde de aynı konuya temas ediliyor ve “Hiç kimse yalnızca nakdi ilişkiden doğan bir sorumluluğu yerine getiremedi diye özgürlüğünden mahrum bırakılamaz” diyor. Mademki, AB kriterlerine uymak için sayısız reform ve hukuki değişiklik yapılıyor; bu da değişsin. Gerçi olumlu gelişmeler var bu hususta. Çek mağdurlarının yaşadıkları sıkıntıların ortadan kaldırılması için bir dizi tedbirler alınıyor. Başmüzakereci Egemen Bağış, “AB kriterlerine uyum sağlanacak” dedi. Adalet Bakanlığı konuyla ilgili çalışmaları sürdürüyor. “Kısa sürede Bakanlar Kurulu tarafından TBMM’ye gönderilmesi bekleniyor” yani. İnşallah öyle olur. Da... Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlamasın. Bazen öyle oluyor çünkü. Sözleşmelilerin durumu öyle oldu mesela. 5393 Sayılı Kanun gereği sözleşmeli çalışan belediye elemanlarına, “kadro” sözü verildi ama hâlâ yerine getirilmedi bu söz. Hem de bizzat Başbakan Erdoğan vermişken! Üniversite mezunlarının durumu keza. Onlara da söz verildi ama atama yok!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT