BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2 cm’lik zihniyet

2 cm’lik zihniyet

Bir dönem Türkiye’de Kürtçe kurs açma furyası vardı. Önce olmaz, dediler, sonra olur deyip engel çıkarmayı denediler. En çarpıcı örnek; kurs açan adamın ruhsat için müracaat etmesinden sonra gelen ekibin, kapıları ölçüp; -Bizim mevzuatımıza göre 80 cm olması lazım. Bu kapılar 78 cm demesiydi.



Bir dönem Türkiye’de Kürtçe kurs açma furyası vardı. Önce olmaz, dediler, sonra olur deyip engel çıkarmayı denediler. En çarpıcı örnek; kurs açan adamın ruhsat için müracaat etmesinden sonra gelen ekibin, kapıları ölçüp; -Bizim mevzuatımıza göre 80 cm olması lazım. Bu kapılar 78 cm demesiydi. Sonra ne oldu, iş tavsadı.. Ne kurs açan vaaaar, ne de bana Kürtçe öğretecek bir yer bulun diyen var. 2 cm ile uğraşmak bir çaresizlik ama kimin çaresizliği.. ... Kafasını kazıtanlara örgüt üyesi muamelesi yapılıyor. Bu işi ciddiye almak mı, sulandırmak mı, tıkanıp kalmak mı? ... Kamera kayıtlarında var. Gözaltına aldıkları kadını evire çevire dövmüşler. Üstelik elleri kelepçeli. Sonra kadın davacı olmuş. Dövenler hakkında zor kullanma sınırını aşmaktan, öbür adı kötü muameleden dava açılmış. Talep edilen ceza 3-6 ay. Zor kullananlar da davacı olmuş. Kadın kolumuzu çizdi, bize tekme attı, küfretti demişler.. Kadın hakkında da dava açılmış. Talep edilen ceza 2.5 yıl. Şimdi bu saatte bu maskaralık ne? Böyle bir haberi okuyan mahkemeye gönül rahatlığı içinde gidebilir mi, hakkını alabileceğine inanır mı, karakolun önünden geçerken içeride olup bitenle ilgili ne düşünür. Bir halt yedin, dövdü isen dövdün. Açığa çıkmasaydı yırtmıştın, madem çıktı bunun bir bedeli var, katlanacaksın. Maskaralığa adliyeyi, savcıyı alet etmenin.. üfürükten gerekçeler aramanın âlemi ne? ... Bunlar çok ilgisiz olaylar değil.. Kürtçe kursa engel olmak için 2 cm’ye takılmak, toplu kafa kazıtanlara örgüt üyesi muamelesi yapmak, dövdükleri kadına dava açmasından sonra pazarlıkta avantaj kazanmak için o da bizi dövdü, kolumuzu çizdi, deyip dava açmak.. inandırıcı şeyler mi? Bunların hepsi sahtekârlık. Bu zihniyetin kalkıp, “ne yani şike yapanların yanına kâr mı kalsın” diyerek şike kanununun gözden geçirilmesini ayıplamaları da sahtekârlık. Samimi bir endişeden kaynaklanan feveran değil. Kimsenin kalıcı bir düzen kurulması gibi bir derdi yok. Herkes her olayda o anki menfaatine göre pozisyon alıyor. Empati de yok. Ben öbür tarafta olsaydım ne ister bu işe nasıl bakardım hesabı da yok. .... Bu zihniyet mi geçmişiyle yüzleşecek. Çok hazır görünmüyoruz. Yüzleşirken bile sahtekârlık yaparız. Siz önce kendinizle yüzleşin.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT