BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Saklamaya hakkınız yoktu!..”

“Saklamaya hakkınız yoktu!..”

Doğan bey kuruyan boğazını yanındaki bardaktan bir yudum su içerek ıslattı. Sonra yine aynı yavaş tonda devam ederek tamamladı sözlerini:



Doğan bey kuruyan boğazını yanındaki bardaktan bir yudum su içerek ıslattı. Sonra yine aynı yavaş tonda devam ederek tamamladı sözlerini: - İşte böyle evladım. Hakkari’den ayrıldıktan sonra bir daha haber almadık oradakilerden. Çilekeş bir insandı Kezban. Bize yalvarmıştı hiçbir şey bilmemen için. Senin hayatını kurtarabilmek için verdi seni bizlere. Biz de evlat sevgisine olan hasretimiz nedeniyle bağrımıza bastık seni. Hiçbir zaman farklı bir şey düşünmeden sevdik. Bunu inkar edemezsin. Sen bizim yavrumuzsun. Bizim verdiğimiz terbiyeyle, bizim kurallarımız ve öğretilerimizle yetiştin. Her zaman söylerdin unutun mu, “anne, baba, bir daha dünyaya gelirsem ailem yine siz olun!” derdin. Biz hep iyiyi istedik senin için. Bu sevgiye sahip olmak için mutlaka seni doğurmak gerekmez oğlum. Sustu... Yutkundu, hanımına baktı sanki destek almak için. Perihan hanım sessizce gözyaşı döküyordu oturduğu koltukta. Oktay taş gibiydi. Yüzünde anlatılanlar karşısında tepkisini belli edecek en ufak bir emare yoktu. Hareketsiz, nefes almaya çekinir bir şekilde gözlerini Doğan beye dikmişti. Siyah gözlerinde suçlayıcı, öfkeli bir ifade vardı. Bir müddet kimse konuşmadı. Çıt çıkmıyordu odanın içinde. Sessizliği Perihan hanımın engel olamadığı hafif bir hıçkırık sesi bozdu. İrkildi diğerleri. Oktay başını yana çevirdi kızgın bir tavırla: - Bana anlatmalıydınız... Söylemeliydiniz... Saklamaya hakkınız yoktu... - Belki haklısın oğlum ama kendini bizim yerimize koy. Bizim de korkularımız, aciz kaldığımız durumlar var. Bu gerçeği biz bile unuttuk mutlu geçen hayatımız süresinde... Oktay hızla fırladı yerinden. Kaşlarını çattı, gözlerini kısarak bağırdı: - Ama orada bir insan var. Elinden bütün sevdikleri alınmış, hayatta bir kez bile gülmesine izin verilmemiş bir insan var ve o insan benim annem! Hayatın ona vurduğu tokatlara siz de yardımcı oldunuz. Madem bu kadar iyi yürekliydiniz, niçin benimle birlikte onu da alıp, çekip kurtarmadınız o hayattan? Bir tek o mu ağır geldi size? Güldü acı acı, kendi sorusuna kendisi cevap verdi: - Yooo, ağır geldiği için falan değil. Bir eksiğinizi tamamladınız benimle. Bir anneyi hayattaki sevgisini verebileceği tek varlıktan kopartıp alırken sadece kendi isteklerinizi düşündünüz... Perihan hanımdan boğuk bir feryat yükseldi. - Oktay... Bizi böyle suçlama yavrum... Annen, Kezban istedi böyle olmasını... Doğan bey eliyle sakinleşmesi için destek oldu karısına sırtını sıvazlayarak: - İzin ver Perihan. Oktay şimdi çok büyük fırtınalar yaşıyor. Normaldir bu düşünceleri. Oğluna baktı: - Yavrum, sen oraların törelerini bilmezsin. Oralarda çok farklı bir hayat anlayışı vardır. Mantığın kabul etmez, akıl almaz ama uymak zorundasındır. Bunları bilmiyorsun. Annen senin hayatının kurtulmasını isteyecek kadar akıllı bir kadındı. Bağrına taş basmayı kabul etti. Evladı için. Oktay alaylı bir şekilde güldü: - Ben zaten onu suçlamıyorum ki... O çaresizliği içinde bulabildiği tek ışığa yönelmiş. Zavallı kadın... Yaşlı doktor gözlerini açtı: - Bizi suçluyorsun değil mi? Genç adam başını kaldırdı. Dik dik baktı karşısındaki çaresiz insanlara. Kendinden emin ve vakur bir tavırla konuştu sert bir sesle: - Evet... Annemden başka herkesi suçluyorum ve bu hayattan nefret ediyorum. Herkesten nefret ediyorum... Hızla fırlayıp çıktı dışarıya. Birkaç saniye sonra sert bir şekilde kapanan sokak kapısının sesi duyuldu. Perihan hanım telaşla kalktı yerinden ama kocası hemen durdurdu onu: - Bırak Perihan, yalnız kalmaya ihtiyacı var şimdi. Olanları irdelemesi lazım. Şu anda bize ihtiyacı yok! DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89639
    % -0.29
  • 4.8365
    % -0.17
  • 5.6653
    % 0.17
  • 6.4132
    % 0.13
  • 192.917
    % -0.52
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT