BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Satılan ve imha edilen arşiv belgeleri

Satılan ve imha edilen arşiv belgeleri

Arşivler bir devletin bir manada hatıra defterleridir. Gelecek nesillerin yol göstericileridir. 1931’de Osmanlı Arşivlerinin büyük bir kısmı, açılan ihale ile Bulgaristan’a maalesef satılmıştır.



Arşivler bir devletin bir manada hatıra defterleridir. Gelecek nesillerin yol göstericileridir. 1931’de Osmanlı Arşivlerinin büyük bir kısmı, açılan ihale ile Bulgaristan’a maalesef satılmıştır. Hem o günün piyasa şartlarında; Paçavra veya kuru ot fiyatına. Okkası 3 kuruş on para yani kilosu iki buçuk kuruşa. Satış için Maliye Bakanı Mustafa Abdülhalik Bey, Başvekil İsmet İnönü’nün emriyle bir ihale açar. Bu arşiv için İstanbul Defterdarlığında 3 maliye memuru ile bir heyet kurulur. Hiçbiri arşiv uzmanı değildir. Bunlar bu arşiv evrakı için “gübreleşmiş” raporu verirler. İhaleyi alacak olan, şartnameye göre bunu yurt içinde kullanamazlar. İlla yurt dışına çıkarmalılar... İhaleyi alan müteahhid, Bulgaristan’da iki kâğıt fabrikası bulunan İsveçli Berger firması ile anlaşır. 1928’den beri üç senedir, İstanbul Devlet Arşivlerinde incelemelerde bulunan Bulgar Panço Doref, Bulgar hükûmetini konudan güya haberdar eder. Panço Doref, İstanbul’da Robert Kolej mezunu ve Osmanlı Mebusan Meclisinde millet vekili idi. Bulgar hükûmeti de İsveçli Berger firması ile temas edip; bu hurda denilen ve aslında sapasağlam belgeleri bulunan tahta sandıklardaki 50 ton tutarındaki belgeleri, kâğıt fabrikasından satın alır... Bunları 4 haziran 1931 tarihli Son Posta gazetesindeki haberden öğreniyoruz... Bu arşivlerin satışı ile Osmanlı Arşivinin üçte ikisi mahvolmuş yani elden çıkmıştır. Bunların içinde en az 2000 adet de Vakfiye vardı. Yüzlerce Padişah Fermanları da ayrıca... Bugün binlerce eserin vakfiyesini bulamıyoruz. Vakfiyede muallak vakıf olarak tahsis edilen mülkler de, özel mülkiyete bir yolla geçirilmiştir. Yani vakıf malları o tarihte kaçırılmıştır. Bu çok yönlü ihmalin sorumluları hakkında bugüne kadar bir araştırma yapılmış mıdır bilmiyorum. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesindeki birçok Arabi ve Osmanlıca kitap, 2000 yılı öncelerinde, Rektöre yakın bir Prof. tarafından, yetkisiz birkaç kişiye güya inceletilerek, “Bu kitaplar hurdadır diye yakılarak imha ettirilmiştir” diye bazı sözler kulağımıza geliyor. Bu konu hakkında da, acilen önemine binaen ciddi bir araştırma açılması lazım geliyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT