BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şimdi ne olacak?

Şimdi ne olacak?

Yıl 2010, aylardan Eylül.. Şansölye Merkel, Yunanistan’ın krize girmesiyle birlikte, özellikle Alman ve Fransız bankalarının taleplerinden bir hayli bunalmıştı.



Yıl 2010, aylardan Eylül.. Şansölye Merkel, Yunanistan’ın krize girmesiyle birlikte, özellikle Alman ve Fransız bankalarının taleplerinden bir hayli bunalmıştı. Aynen şöyle diyordu: -Bir bankanın bana gelip, “Ya gelecek 12 saat içinde bizi kurtarırsınız ya da tüm finans sistemini çökertiriz” diyerek, şantaj yapmasını istemiyorum. Ya Sarkozy.. Sarkozy, kendi deyimiyle, “bankacıları ülser yapan aşırı bonusları” diline dolamıştı. Diğer taraftan, fırsat buldukça Yunanistan’a çakıyordu. Sonraları, işin rengi değişti. *** AB liderleri, Merkel ve Sarkozy önderliğinde, o zamandan bu yana, bol miktarda zirve yaptılar. Zaman zaman çıtayı çok yükselttiler, ama her seferinde çıtanın altından geçtiler. Karizmayı çizdirdiler. Bugünlere böyle geldik. Peki, son zirveden ne çıktı? Liderler Zirvesi’nden, maliye politikalarını kurala bağlayan ve bir “Mali Birlik” (Fiscal Union) öngören radikal düzenlemelerin yanı sıra, mevcut ve muhtemel bir krize yönelik yeni tedbirler çıktı. Dağ, fare doğurmadı, fakat tam olarak ne doğurduğunu ileride anlayabileceğiz. *** Aslında.. Euro Bölgesi’ni dizayn edenler, maliye politikalarının koordinasyonunun ne kadar önemli olduğunu elbette biliyorlardı. Maastricht Kriterleri, bu amaçla formüle edildi. AB ülkelerine, “bütçe açığı, kamu borçlanması, enflasyon ve faiz oranları” kapsamında bazı normlar getirildi. Ne var ki.. Söz konusu kriterler, görülen lüzum üzerine bir güzel delindi. Başta Yunanistan olmak üzere, bir dizi AB ülkesi, hak etmedikleri bir kredibiliteyle kıyasıya borçlandılar; mızrak çuvala sığmayınca, “tefeciye düşmüş müflis tüccar” gibi debelenmeye başladılar. *** Özetle.. “Kamu borçlanması ve bankacılık” sektörüne ilişkin problemler, iç içe geçmiş durumda. Likidite verilse de, taşıma suyla değirmen dönmüyor. Krizin etki alanının derinleşmesiyle tetiklenen güven bunalımı, bilançolardaki mayınları patlatıyor, bankaların sermayelerini eritiyor; birçok Avrupa ülkesinde, kredi piyasasını kilitliyor. *** Çözüm mü? Herkes biliyor ki, sihirli değnek yok. Bu aşamadan sonra, kritik soru şu: - Piyasalar ve kredi derecelendirme kuruluşları, geçtiğimiz hafta sonundaki zirveye de “Biz bu filmi görmüştük!” diye burun kıvırırlarsa ne olacak? İşte o zaman, yandı gülüm keten helva!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT