BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Krallıkta şike olmaz

Krallıkta şike olmaz

Şike kanunundaki düzenlemeye karşı olanlarla taraftar olanları listeleyip araya bir çizgi çekince ilgi çekici bir tablo çıkıyor ortaya.



Şike kanunundaki düzenlemeye karşı olanlarla taraftar olanları listeleyip araya bir çizgi çekince ilgi çekici bir tablo çıkıyor ortaya. İki ayrı taraf var ama taraflar söylendiği gibi şike en ağır şekilde cezalandırılsın, suç işleyenlerden hesap sorulsun diyenlerle şimdilik affedelim, görmezden gelelim diyenlerin tarafı değil. Ben bu işe önayak olanların şikeyi dert ettiğine inanmıyorum. ... Hayırcıların vitrine çıkardığı gerekçelere bakın: Taraftara şirin görünmek istiyorlar, partiler milyonlarca taraftarı karşısına almak istemediği için el birliği ile bu düzenlemeyi yaptı. Aziz Yıldırım’ı kurtarma teşebbüsü. Baskılara dayanamadılar. Ergenekon’un futboldaki uzantısı bir gedik açtı başlığı altında sıralanan gerekçeler inandırıcı gelmiyor bana. Bu gel gitlerin veya garabetin altında açıkça söylenemeyen başka bir gerekçe arıyorum. Senelerin ihmali düzeltilmiş değil ki.. Nihayetinde 6-7 ay önce yürürlüğe giren bir düzenleme üzerinde konuşuyoruz. Bu kanun yürürlüğe girmeden önce ne getirip ne götüreceği, işlerin nereye varacağı bilinmiyor muydu? Sessiz sedasız yürürlüğe girdi. Ardından teknik takipler, gözaltılar başladı. Temizlik ve arınma hareketinden ziyade spor kulüplerinin el değiştirmesi için harekete geçildiği şüphesi uyandı bende. Öyle ya, memleket tepeden tırnağa değişip dönüşecekse, bu ülkenin en büyük sivil toplum örgütü olan neredeyse bağımsız cumhuriyetlere dönüşmüşken futbol kulüpleri spor bunun dışında kalamazdı bu işi hızlandırmanın ve kestirmeden gitmenin en güzel yolu dört ay önce yürürlüğe giren şike kanununu dayanak yaparak işe başlamaktı. ... Futbol sektörü 90’lı yılların başından itibaren gittikçe ticarileşti... Bu devasa ekonomi, aynı zamanda illegal finans dünyası için hiç olmadığı kadar rahat ve derin hareket alanı oluşturdu... Önce ayakta sallanan kulüpleri şirketleştirerek işe başladılar... Karşılığında gelen medya yayın hakları, bilet satışları, oyuncu lisansları, marka basılan emtianın satışı ile bu yatırımların dönüşümü çok kârlı oldu... Üstelik milyonlarca fanatik taraftar sayesinde güçlü politik kimlikler sağlayan kulüp başkanlıkları, itibar ve dokunulmazlık da kazandırıyordu... Bir kulüp başkanı, stadyumda binlerce taraftarı ve sahadaki oyuncularının oluşturduğu güçle yanına oturttuğu devlet büyükleri üzerinde müthiş etkili olabiliyordu... Haliyle futbolun sağladığı denetimsiz finansal alanlar ve yanında gelen dokunulmazlık, suç örgütlerinin de gözünü kamaştırdı... Bu yapıyı kontrol altına almanın veya o taraftan alıp şu tarafın kontrolüne vermenin şu olup bitenden, yaşayıp yadırgadıklarımızdan daha kestirme bir yolu var mı? Tasfiye edileceklerin yerine gelecekler konusunda bir ittifak olsaydı kavga gürültü çıkmazdı. Konu çetrefil olsa da kamplar net. Kabul edenler/etmeyenler için el kaldıranlar, ilkinde kaldırıp ikincisinde vazgeçtim diyenler, önce el kaldırıp sonra gerekçe arayanlar eminim iyi niyetlidir. Gönüllerini ferah tutsunlar. Yaptıkları işin önemini fark etmeseler de çok iyi bir iş yaptılar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT