BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Libya’nın önündeki uzun yol...

Libya’nın önündeki uzun yol...

Libya o zamanlar fakir bir ülkeydi ve eğer petrol gelirlerini doğru şekilde kullanabilseydi, vaziyetini düzeltme yolunda ilerleyecekti. Libyalıların muhtemel umut ve hayalleri, Orta Doğu’nun gelmiş-geçmiş en kötü liderlerinden birinin küstahlık ve kibrine feda edildi.



Bakiye ne olursa olsun, kimsenin banka hesabında 5000 dinardan fazla para tutamayacağına karar verilmişti. Bu, Kaddafi çetesinin halkın servetine el koyması anlamına gelen büyük bir soygundu. Libya zengin ve huzurlu bir ülke olabilirdi. Şöyle bir dönüp geriye bakarsak, Muammer Kaddafi iktidarı ele geçirdiğinde ülke günde 3 milyon varil petrol üretiyordu. Libya o zamanlar fakir bir ülkeydi ve eğer petrol gelirlerini doğru şekilde kullanabilseydi, vaziyetini düzeltme yolunda ilerleyecekti. Ama o gelirler doğru şekilde kullanılmadı. Libyalıların muhtemel umut ve hayalleri, Orta Doğu’nun gelmiş-geçmiş en kötü liderlerinden birinin küstahlık ve kibrine feda edildi. Kaddafi’nin ekonomi politikaları genelde anlamsız ya da “anlamsız ötesi” idi. Mesela, mevcut bakiye ne olursa olsun, kimsenin banka hesabında 5000 dinardan fazla para tutulamayacağına karar vermişti. “Sosyalist” politika kisvesi altında çıkarılan bu kararname aslında Kaddafi çetesinin halkın servetine el koyması anlamına gelen büyük bir soygundu. Sonra özelleştirme yapmayı denediği bir dönem oldu. Yeni şirketlerin kâr ettiğinin farkına varır varmaz “volkan çeteleri” ile onları yok etmeye başladı. Libya bankacılık sistemi, sadece Kaddafi ailesi ve avanesinin kendi banka hesaplarına on milyarlar yatırdığı, işletmelere ve sıradan Libyalılara faydası olmayan, taş devri bankacılığı gibi bırakılmıştı. Kaddafi görünürde halk komitelerine yerel güç sağlamak adına hükümeti dağıttı. Gerçekte yaptığı ise merkezi ve bölgesel hükümetleri yok ederek kendisine daha fazla güç sağlamaktı. Hayatta kalan tek bakanlık petrol bakanlığıydı ve bu petrol gelirleri “üçüncü dünya davalarını” desteklemek için düzenli olarak yağmalandı. Bu davalardan biri de devrimciler için bir üniversite kurulmasıydı. Batı Afrika’nın en vahşi ve kana susamış katillerden bazıları burada eğitildi. Sierra Leone’daki RUF’un liderleri, IRA, Ebu Nidal grubu ve bazı katil Latin Amerika grupları... Kaddafi halkın parasının büyük kısmını, sadist, zalim ve yıkıcı olduğu kanıtlanan, kendisinin “sosyal” tabir ettiği kendi hayali projelerine harcadı. Aynı zamanda kendi yazdığı “Yeşil Kitap”ın okunmasını zorunlu tutarak insanları belli bir kalıba sokmaya çalıştı ve ülkede eğitimi ve entelektüel gelişimi kısırlaştırdı. Ama kendisi ve avanesi, çocuklarını dünyanın en iyi okullarında okuttular. Hiçbir zaman için gerçek bir ordu, milli bir polis teşkilatı veya ülkeyi dış güçlere karşı koruyacak bir yapı oluşmasına izin vermedi; çünkü iç güçlerin kendisiyle mücadeleye girmesini istemedi. Ayrıca kabileleri de birbirine düşürdü. Sebep olduğu ya da büyüttüğü kabileler arası ayrılıklar hâlâ devam ediyor ve bazıları 2011’de yaşanan Libya ihtilali öncesi döneme göre daha da kötü durumda. İhtilal ülkeyi eskisine göre daha da parçaladı. Libya, 2011 şiddet hadiselerinden önceki döneme göre bile daha zayıfladı. Libya’nın bir ekonomi inşa etmesi lazım. Ekonomisini çeşitlendirmesi lazım. Bir hükümet kurması lazım. Bir polis teşkilatı kurması lazım. Ayrıca eğitim sistemini tamamen yeni baştan oluşturması lazım. Yetersiz altyapısını geliştirmesi lazım. Birleşik bir ordu, Hava Kuvvetleri ve Donanma lazım. Libya’nın sahip olduğu potansiyeli değerlendirip hak ettiği yere gelebilmesi için daha çok mesafe alması gerek. Barış, refah ve umuda ihtiyacı var. Yol uzun ama Libya halkı Kaddafi kâbusunu geride bırakarak parlak geleceğine doğru ilerlemek zorunda. Onlara kolaylıklar dilerim. Bütün bunların yakın zamanda gerçekleşmesi komşuları için, özellikle Mısır için çok hayati. Kuzey Afrika’nın ve ötesinin daha iyi bir geleceğe sahip olabilmesi için, Libya’nın daha iyi bir geleceğe sahip olmasının birçok kişinin sandığından çok daha fazla önemi var. Libya’da olup-bitenler, megaloman bir diktatörün yıkımından sonra bir ülkenin ayağa kalkmayı başarıp başaramayacağı konusunda iyi bir deneme oluşturabilir. Maalesef, buradan çıkan derslerin uygulanabileceği başka ülkeler yok değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT