BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 15 yıl sonra AB olacak mı?

15 yıl sonra AB olacak mı?

Başbakan Bülent Ecevit’in prensi kim? Siz buna hemen İstanbul Milletvekili Hüsamettin Özkan diyeceksiniz. Çünkü gölge gibi sürekli DSP liderinin yanında.



Başbakan Bülent Ecevit’in prensi kim? Siz buna hemen İstanbul Milletvekili Hüsamettin Özkan diyeceksiniz. Çünkü gölge gibi sürekli DSP liderinin yanında. Ancak öyle değil (miş! Sheraton’daki Finans Topluluğu yemeğinde bir politikacı dostum prensin DSP İzmir Milletvekili, Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel olduğunu savundu. “Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye” konulu toplantıda kendisini dinleyen bazı konuklar böylesi bir tespite kalıplarını bastılar. Prof. Gürel dikkat çekici şeyler anlattı AB konusunda: Her aday üyeye eşitlik -Sorun, Avrupa Birliği’nin ne zaman Türkiye’nin üyeliğine hazır olacağıdır. Türkiye ile AB arasında her zaman farklılıklar olacaktır. Bu da tarafların tarihsel özelliklerinden kaynaklanıyor. Bazı şeyler Ankara’ya kabul ettirilmek istenirse, AB açısından bu yanlış olur. Mesela Türkiye’de bir azınlık sorunu varmış gibi üzerimize gelinen sorunla ilgili. -AB Türkiye’ye 15 yıl gibi bir uzun süre ihsas ettiriyor? -Biz daha erken buna hazır oluruz. Bir kere bakın 15 yıl sonra AB olacak mı? Yoksa başka bir topluluk haline mi gelecek? AB, Türkiye’yi Avrupa’nın güvenlik ve savunma işbirliği için değerlendirmek istiyorsa yanılır. AB’nin gerçek niyetini öğrenmek için önümüzde daha süre var. Önce AB, Türkiye’ye olan sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirir. Öteki aday üye ülkelere davrandığı gibi davranır. Böyle yapmazsa iyi niyetli değil demektir. Yunanistan ile sorunlarımızı ikili olarak masaya oturur çözeriz. Bütün bunlar üç yıl içinde belli olacak. AB gerektiği gibi tartışılıyor anlaşılan. Prof. Özdemir Akmut’un tespiti de öyle “Türkiye batı istiyor diye Cumhuriyeti kurmadı, demokratikleşmeye başlamadı. Gerektiği için yaptı. AB konusu da öyle. Gerekirse varız. İlla olacağız diye bir şey yok.” Bir Callaghan aranıyor Merkez sağdan, merkez solun bir başka şubesine giden (CHP) Ali Tigrel en düşündürücü görüşlerini aktardı. Ama İngiltere Başbakanı Callaghan’a (1968) dayandırarak. -İngiltere’de müzakereler devam ederken Callaghan halka “ya egemenliğinizden fedakârlık yapacak refah devleti olacaksınız, ya da egemenliğiniz de kalır, geri kalmışlığınız da. Tercih sizin” demişti. Türkiye’yi de böyle bir Başbakan bekliyor. Korkmayacak, konuşacak. Konuşmacıların “elit bir dinleyici” olarak değerlendirdikleri topluluk karşısında aykırı konuşmalara kulak kabartan da bir hayli fazla: Prof. İsmail Türk, Prof. Erdinç Tokgöz, Prof. Necdet Serin, Jülide Ertürk, Dilek Karacabay, Zübeyde Kin, Ceyda Kasım Süer, Ebru Auf, Baran Asena, Ümit Gürelli, Talat Saral... Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Dairesi Genel Müdür Yardımcısı Nezihi Özkaya gelseydi diplomatik bilgiler verebilirdi. Ama gelmedi, eksik kaldı. Prof. Haluk Günuğur zehir zemberek. Grafiklerle anlatıyor AB’yi. Çünkü biliyor, Günuğur’a göre; AB, 15 yıl sonra Avrupa Birleşik Devletleri ismiyle son bulacak. Ulusal marşı da belli: Beethoven’ın 9. Senfonisi. Yeni üye ülkeler egemenliklerinin bir bölümünü örgüte verecekler. Ulus egemenlikleri kısılacak, yetki devri olacak. AB uluslarüstü bir örgüt. Uluslararası hukuk kuralları; yasaların önünde yer alıyor. Anayasalar mecburen değişecek. Mevcut Türkiye Anayasası’yla böyle bir oluşumda yer almanın mümkünü yok. Sorun, egemenlik sorunudur. Topluluk resmi gazetesinde yayınlanan her karar ulusal yasaları yürürlükten kaldırır. Brüksel’den böylece yasak gelir. Ekonomik uyum da böyle. Yoksa fonlar kesilir. Adalet Divanı kararları temyizi olmayan bağlayıcı yargı yeridir. Entegrasyon sürecine fren getirmiyorum. Gereğinin yapılmasını hatırlatıyorum. Özveri gerek. Zaman aleyhimize. Avrupa’nın savunma planı Prof. Haluk Günuğur hatırlatıyor: -1932’de çıkan kanunla Türkiye’de kapıcılık ve ayakkabı boyacılığını yabancılar yapamaz, yasak! Bırakın yapsınlar. Şu kanun değişsin. Dolayısıyla bu çelişkiler giderilmeli. NATO her şeye rağmen gidici. Avrupa, ABD’siz bir savunma teşkilatı düşünüyor. İşte sorun bu. Türkiye ne yapmalı? Gerçekten Ankara ne yapıyor, Türkiye ne yapmalı? Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Akarcalı, Prof. Günuğur’un kaldığı yerden devam ediyor: -Avrupa, Türkiye’yi hazmetmeye karar verebilecek mi? Sorun bu. Türkiye mevcut nüfusuyla AB’ye tam üye olursa, puanlarıyla oylamaları etkiler. Avrupa bizi ne zaman hazmedebilir. Bunu incelemeliyiz. Mevcut koalisyon bir AB bakanlığı kurulmasını reddetti. Oysa Yorgo Papandreu Dışişleri Bakanlığı’na AB Bakanlığı’ndan getirildi. Dışişleri Bakanlığı (ben tapumu deldirtmem) diyor, DPT karşı çıkıyor. Dışişlerimiz böyle bir ağır yükü taşıyacak ne kadroya, ne imkana sahip. Böyle bir yükü de sırtlarsa başarılı olmaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT