BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mehter! Ama hangisi?

Mehter! Ama hangisi?

Mehter eğlence vasıtası değil, mirastır. Geçmişle köprüler kurar! Eğer sazları ve sözleri değiştirirseniz adı mehter olmaz.



Osman Sak, mehter hususunda yaptığı araştırmalarla tanınan bir isim. Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde Eyyûb Sultan Mehterhanesine hayli emek vermiş 9 katlı bir takım kurmuştu. Sözüne “hiç unutmam 2001 yılıydı” diye başlıyor, “oturuyorduk, İspanyollar geldi. İberik yarımadasında hüküm süren medeniyetlerle ilgili bir faaliyet hazırlamışlar... Değişik devirlere ait bandolar yürüyecek, merasime renk katacaklar. Valla biz Endülüs Emeviler’i ne kadar temsil edebiliriz bilemem ama dedim, size bir şeyler dinletebiliriz. Sadece üç beş arkadaş vardı kıyafet de kuşanmamışlardı. Henüz başlamıştık ki, adam elektrik çarpmış gibi sıçradı. Tercümana baktık “bu nasıl bir marş” diyormuş, “tüylerim diken diken oldu ya!” Söyle ona dedim, ceddinde kesin bir Müslüman var. Güldü “çıkarsa şaşmam!” BESTELER UNUTULDU Osmanlıda her Yeniçeri Ocağının mehterhanesi bulunurdu. Yeniçeri lağv edilince (Vakayı Hayriye) mehterhaneler de dağılıyor. II. Mahmud “Âsâkir-i Mansûre-i Muhammediye” adlı yeni bir ordu kuruyor, Mehterin yerini de “Mızıka-i Hümâyun” alıyor. Donizetti’nin sevk ve idaresine veriliyor. Bu arada mehtere ait besteler güfteler unutuluyor. Düşünebiliyor musunuz Hücum Marşı bile yıllar sonra British Museum’dan çıkıyor. Peki bir daha ne zaman kuruluyor? Meşrutiyetli yıllarda... Askeri Müze Müdürü Ahmet Muhtar Paşa ön ayak oluyor. İstiklal savaşında İnegöl Mehter takımı askerin şevkini artırıyor. 1935 yılında Milli Müdafaa Vekili Zekai Apaydın tarafından, “kifayetsiz” olduğu bahanesi ile kapatılıyor. Ve bir sükût devresi daha... 1952 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Gnl Kurmay Başkanı Org. Nuri Yamut, VI. George’un cenaze merasimi için İngiltere’ye gidiyorlar. İskoç Gayda Takımlarını görünce hatırlarına mehter geliyor. İbrahim Hakkı Konyalı’yı Ankara’ya çağırıyor, fikrini alıyorlar. Hasılı yeni mehter Hasan Tahsin Parsadan idaresinde destur alıyor. İlk nevbet, İstanbul’un fethinin 500. sene-i devriyesinde vuruluyor. Ki aralarında Cemal Cümbüş, Münir Nureddin Selçuk gibi ünlü isimler bulunuyor. ZURNA İNSAN SESİDİR Aslına sadık kalabildiler mi acaba? Yeniçeri marşını dinleyin göreceksiniz. Atlar rahvandan başlar, tırısa geçer ve sonuna doğru dörtnala hücuma kalkar. Kendinizi serhat boylarında sanırsınız. Akıncılarla sipahilerle omuz omuza. Mehterin sazları bellidir, ki çoğu Ortaasya menşelidir. Davul top sesine, kös şahi top sesine, nekkare ve cevgan nal sesine, zil kılıç kalkan sesine tekabül eder. Zurna ise insan sesine... Zurna kâh komutanın emridir, kâh yiğidin narasıdır. Neşedir, figândır, çağrıdır... Mehterin farklı bir sese ihtiyacı yok. Ancak Bando Mızıka Okulu’ndan mezun olan astsubaylara yer açmak için trompet koydular. Mâlum trombet batı sazıdır, metalik bir sesi vardır. Bir trompeti yüz kişi üflese alayından aynı ses çıkar. Ama bir zurnayı 100 kişi çalsa yüz ayrı ses alırsınız. KURUYORUZ, DONATIYORUZ YETİŞTİRİYORUZ... En keyifle yaptığımız iş mehter takımı kurmak. “İstanbul Mehter” olarak, belediyelere, valiliklere, okullara çok takım kurduk, kuruyoruz da... Yurt dışından da talep geliyor, geçen sene Hollanda’da iki takım faaliyete geçti mesela. Malzeme temin etmekle kalmıyor, eğitimlerini de üstleniyoruz ayrıca. Biz üstümüze düşeni yapıyor, müzayedeleri takip ediyoruz, antikacılardan mehterle ilgili fotoğrafları satın alıyoruz. Aslına sadık kalmak kolay değil, bilgi belge topluyoruz ısrarla... Zurnada peşrev olur İki komşu kazadır ama Lüleburgazlılarla ve Babaeskililerin zurna çalış tarzları birbirlerini tutmaz. Bir zurnazen bir zurnayı bırakıp diğerini alsa anlaşılır. Çünkü fabrikasyon değildir, ahşaptır. Her ağacın damarı, budağı ayrıdır. İnsan sesi gibi, at kişnemesi gibi doğaldır... Trompetleri birlikte çalarsanız ses yükselir o kadar. Ama zurnaları yan yana çalarsanız farklı avazlar duyarsınız ve ortaya bir “cevelan” çıkar. Ürperir, heyecanlanırsınız. Türkiye’nin görkem ve disiplin itibarı ile en gözde takımı şüphesiz Harbiye Mehteridir. Lâkin o dahi zurnadan mütevellid mecruhtur (yaralıdır). Zurnayı Romanlardan başkası çalamıyor, konservatuar mezunları bile beceremiyor. Bir zamanlar Harbiye Mehterinde hayli Roman arkadaşımız vardı, yine olabilir aslında... ZURNAM, ZURNAN, ZURNASI... Dünyanın en zor sazı kaba zurnadır, perdesizdir zira. Erik ağacından yapılır, denersin bakarsın, nefesine uyanı alırsın. Alışır kaynaşırsın zamanla, huyunu, arızasını bilirsin, parmak basarsın icabında. Herkesin zurnası kendinedir, elin zurnasıyla olmaz. SELÂM SANA EY ŞANLI... Mehterin sadece sesi ile değil sözüyle de oynadılar. Mesela Sancak Marşında bir beyt var: “Selâm sana ey Osmanlı sancağı!” Askeri Müze yıllarca “Selâm sana ey şanlı Türk sancağı” diye çaldı. Sonra baktılar ki “Türk sancağı” diye bir şey yok. “ey şanlı Türk bayrağı” yaptılar. “Askerlerin kişver küşah / Sultan Aziz sen çok yaşa!” Buradan da “Sultan Aziz”i kelimesini kaldırdılar. Bir kere marşın adı Aziziye. Ne o, bizim Abdülaziz Han’la bir meselemiz mi var? “Artar cihatla şanımız” parçasında “Osmanlıyız Osmanlıyız / Ünvanlı namlı şanlıyız” beyti de değiştirildi, “Türk oğluyuz Türk oğluyuz / Ünvanlı namlı şanlıyız” oldu. Farkındaysanız kafiye oturmuyor. Zaten Osmanlıdan kalan üç beş marşımız var, bari onları koruyalım, eğip bükmeden teslim edelim evlatlarımıza. Osmanlı’yı elbette Türkler yönetti, Türkler İslâmiyet’e çok hizmet etti. Ki bu mânâda mensubu olmakla müftehiriz. Kaldı ki Avrupa’da Türk deyince bir kavimden ziyade, Müslümanlar gelir akla. Arnavut, Boşnak ayırmaz, alayına Türk derler, hatta Araplara da. Bunu niye söylüyorum; Geçen bir market açılışına gittik, bir kaç Güneydoğulu genç market sahibini tehdit etti. Neymiş efendim, mehterde Türkçü motifler varmış da... Adam “kusura bakmayın” deyince, çaresiz kaldık, pılıyı pırtıyı topladık... İstanbul’un göbeğinde ağırımıza gitti valla, arkadaşlar ağlamaklı oldular. Hâlbuki mehter Türk Kürt ayırımı yapmaz. Bizim olduğu kadar onlarındır da... YA “TAM” YAP, YA DA... Son zamanlarda mehtere karşı bir temayül var, yeni yeni takımlar kuruluyor. Gelgelelim bazıları pek zavallı. Kılık kıyafet, icra, repertuar hiç bir şey yok. Üç beş kuruşa, 20-30 kontöre çoluk çocuk toplayıp götürüyorlar. Ayaklarında botlar, spor ayakkabılar... Bir ara İçişleri Bakanlığı mehter takımlarını düzenlemeye kalktı ama maksat ıslahmıydı imha mıydı anlayamadık. Enteresandır. Cuntacılar, darbelerini mehterle duyururlar ama geldikleri gibi mehterhaneleri kapatırlar. Anlaşılmaz bir mesafe... İsme bakın: “Tarihi Türk Musikisi Mehter Topluluğu”. Eğer Kültür Bakanlığı bile “Mehter Takımı” diyemiyorsa...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT