BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bahâeddîn et-Tavilî

Bahâeddîn et-Tavilî

Buyurdu ki: “Namâz, İslâm dîninin direklerinden en ehemmiyetlisidir. Allahü teâlâ, kullarının yalnız kendisine ibâdet etmeleri için, namâzı farz etti...”



Muhammed Bahâeddîn et-Tavilî hazeretleri, Irak velîlerindendir. Osman et-Tavilî hazretlerinin en büyük oğlu ve halîfesidir. 1836 (H.1252) senesinde Tavila’da doğdu. 1881 (H.1298) senesinde aynı yerde vefât etti. Muhammed Bahâeddîn et-Tavilî, vefatından kısa bir zaman önce talebelerine buyurdu ki: “Namâz, İslâm dîninin direklerinden en ehemmiyetlisidir. Allahü teâlâ, kullarının yalnız kendisine ibâdet etmeleri için, namâzı farz etti. Hadîs-i şerîfte, (Allahü teâlâ, her gün beş vakit namâz kılmayı farz etti. Kıymet vererek ve şartlarına uyarak, her gün beş vakit namâz kılanı Cennete sokacağını, Allahü teâlâ söz verdi) buyuruldu. Namâz, ibâdetlerin en kıymetlisidir. Hadîs-i şerîfde, (Namâz kılmayanın, İslâmdan nasîbi yoktur!) buyuruldu. Yine bir Hadîs-i şerîfte, (İnsan ile küfür arasındaki fark, namâzı terk etmektir!) buyuruldu. Bunun ma’nâsı, (İnsan ile küfür, ayrı ayrı iki varlıktır. İkisini birleştiren yol, namâz kılmamaktır. Aralarından, namâz kılmamak kalkınca, ya’nî bir insan namâz kılarsa, bu insan ile küfür arasında yol kalmaz. İkisi birbiri ile birleşmez. Bunun ma’nâsı (Küfür bir özelliktir. Kendi kendine bulunmaz. Ba’zı insanda bulunur. Küfür bulunan insanda namâz kılmamak vardır. Küfür bulunmayan insanda namâz kılmamak yoktur. Küfür bulunan insan ile küfür bulunmayan insan arasındaki fark, namâz kılıp kılmamaktır) demektir. Bu hadîs-i şerîf, (İnsan ile ölüm arasındaki fark, nefes almamaktır) sözüne benzemektedir. Ölüm bulunan insan nefes almaz. Ölüm bulunmayan insanda nefes almamak yoktur. Nefes almamak bulunan insanın ölü olduğu anlaşılır. KÜÇÜKLÜĞÜNÜ ANLAMAK!.. Bu hadîs-i şerîf, namâz kılmaka tembellik edenleri şiddetle korkutmaktadır. Namâz kılmak, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, Onun karşısında kendi küçüklüğünü anlamaktır. Bunu anlayan kimse, hep iyilik yapar. Hiç kötülük yapamaz. Nefsine uyanın namâzı sahîh olsa da, bu meyvelerini veremez. Her gün beş kerre, Rabbinin huzûrunda olduğuna niyyet eden kimsenin kalbi ihlâs ile dolar. Namâzda yapılması emr olunan her hareket, kalbe ve bedene fâideler sağlamakdadır. Câmilerde cemâat ile namâz kılmak, Müslümânların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT