BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnönü’ye de açık tehdit savurdular

İnönü’ye de açık tehdit savurdular

Demokrat Partililerin affı gündeme gelince bazı STK’lar, “Böyle zihniyete ülkede başrolleri oynaması fırsatı verilemez. İnönü ve CHP’nin bazı idarecilerinin yanıldıkları nokta burasıdır” demişlerdi!



12 Ekim 1969 seçimlerinde Adalet Partisi %46.5 oy ve 256 milletvekili, CHP %27.4 oy ve 143 milletvekili ve toplamda %73 seçmen desteği ve %80.4 Meclis desteği ile 6 Kasım 1969’da Senato’dan geçerek kanunlaşan Anayasa değişikliği ile birlikte kıyamet de kopmuştur. Her zaman bir araya gelmemekle suçlanan AP ve CHP bu defa birlikte hareket etmekten dolayı, Demokrat Partililerin siyasi haklarını iade ettikleri için suçlanmışlardır. 12 EYLÜL’Ü HAZIRLAYANLAR Siyasal bilgiler ve hukuk fakülteleri öğretim üyeleri ve yardımcıları: “... geleceğin adalet ve idari yönetim görevlilerini yetiştirmekle sorumlu olan bizler bu tehlikeli gidişe karşı olduğumuzu kamu oyuna açıklar ve Anayasa’dan yana olan bütün kurumları aynı davranışa çağırırız. Temel sorunları çözülmeden duran bir ülkede hele laiklik konusundaki ters tutumlarının yankısı devam ederken, böyle bir sorunun öne atılmasını tarihe karşı sorumluluk duygusuyla ve Türk ulusunun yararları ile bağdaştıramıyoruz. Anayasa ile bütün vatandaşlara verilmiş uyanık bekçilik görevinin bilincine sahip olanlar Anayasal düzenin temelinden sarsacak bu çeşit davranışlara karşıyız.” 16 Mayıs 1969 tarihli Cumhuriyet gazetesinde bu metne imza koyanların adları orada görülebilir. Bir darbe tarafından gasbedilen bir insanlık hakkının iadesi dahi bazılarını, olumsuz anlamda, ayağa kaldırabilmiştir. Devrimci Güç Birliği adı altında bir araya gelen 6 kuruluş da yayınladıkları bildiride; “... böyle menfi olmakta devam eden zihniyetin baş temsilcisine ve varsa bunun gibi düşünenlere, bu zihniyetten vazgeçmedikçe ülkenin kaderinde baş rolleri oynaması fırsatı verilemez. Cumhuriyetin şöhretli lideri İnönü ve CHP’nin bazı idarecilerinin yanıldıkları nokta burasıdır” tehdidini savurmuşlardır. O günler bu açıklamayı yapanlar, demokratik parlamenter sistemi benimseyemediklerinin açık delilini verdiler. İçlerinde bu iddiaları üzerine bile politikaya (milli iradeyi benimsememelerine rağmen) atılanlar olmuştur. Netice alamayınca hep aynı iddiaları sürdürmeye devam etmişlerdir. Demokratik parlamenter sisteme müdahaleyi hep davet edenler de, 12 Eylül müdahalesini hazırlayanlar da, bu zihniyet sahipleri olmuşlardır. ANAYASA MAHKEMESİ DEVREDE Anayasa tadilinin Senato’dan geçirilmesinden sonra yukarıda ortaya koyduğumuz aydınlarımızın davranışlarından sonra İşçi Partisi tadili Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Mahkeme; ancak Anayasanın değil kanunların Anayasa’ya uygunluğunu denetlediği için, Anayasa tadilini esastan değil sözde usulden tetkik ettiğini iddia ederek paragraflar üzerinde iki defa oylama yapılmadığı iddiası ile, Anayasa değişikliğini iptal etmiştir. Bütün bu davranışlar, TBMM’nin %80’inin üzerinde bir reyle yaptığı Anayasa değişikliğine bile karşı olunabileceğini ortaya koymuş, millet vicdanını ilgilendiren bir hadisede Yüce Mahkeme taraflı bir karar vermekten çekinmemiştir. Cunta yeni anayasa için bir yıl oyalandı 1973 ve 1977 seçimlerinde tek parti iktidarı çıkmamıştır. Aydınlarımızın tahriklerine dayanılarak 12 Eylül 1980 müdahalesi yapılmıştır. 12 Eylül’ü yapan kumandan konseyinin bir yıl boyunca Anayasayı yenilemek için harekete geçmesi lazım gelirken nedense işi yavaştan almıştır. Buna da bir şey diyen olmamıştır ve bu süreçte bütün siyasi partiler feshedilmiştir. 31 Mayıs 1981’de Milliyet gazetesinde, “Anayasa’yı yapmak üzere bir meclis kurulacaksa Senato, seçim kanunu uygulanarak kurulmalıdır” mealinde bir madde neşrettim. Neşir tarihinden 14 gün sonra Konsey, “Eskilerin geçmiş ve gelecek hakkında yazı yazmaları ve fikir beyan etmelerini 12 Eylülle ilgili bir suç değilse bile örfi idare kanununa göre takibat yapılacaktır” diyerek,yasaklanmasına karar aldı. Atayarak Danışma Meclisi’ni kurdu ve Anayasa’yı onunla yaptı. Bu Anayasa’ya göre: MADDE:1 Türkiye Devleti bir cumhuriyettir. MADDE:2 Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal hukuk Devletidir. MADDE:3 Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dil Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli Marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır. MADDE:4 Anayasanın 1’inci maddesindeki devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. MADDE:5 Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyet ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. MADDE:6 Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye zümreye ve sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. MADDE:7 Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. MADDE:8 Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulu tarafından Anayasa ve kanunlara uygun olarak uygulanır ve yerine getirilir. MADDE:9 Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. MADDE:10 Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır. MADDE:11 Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. YARIN: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE YENİ ANAYASA
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT