BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olağanüstü bir gün

Olağanüstü bir gün

Kim derdi 30 yıllık arkadaşım, can dostum, iyi bir F.Bahçeli, usta yazar Veysel Serçe’den ayrı bir G.Saray maçı seyredeceğiz.



Kim derdi 30 yıllık arkadaşım, can dostum, iyi bir F.Bahçeli, usta yazar Veysel Serçe’den ayrı bir G.Saray maçı seyredeceğiz. Ani rahatsızlık sonrasında, büyük bir ameliyat geçiren Veysel Serçe’nin bir an önce iyileşmesi, aramıza dönmesi için, ben ve bütün arkadaşları dualarımızı ona gönderiyoruz. G.Saray, her yönüyle F.Bahçe maçının favorisiydi. Kadrosu ile favori, kollektif futbol anlayışı ile favori, lig başından bu yana ortaya koyduğu performansı ile favori, kulübesi ve morali ile favoriydi. Tarihi rekabet maçına ayakları titreyerek çıkan Fener’de ise işler tam tersine büyük bir moralsizlik ve çaresizlik girdabında belirsizliklerle doluydu. Düşünülen ve aklımızdan geçirdiğimiz pek çok şey maçın ilk yarısında ortaya birer gerçek olarak çıktı. Sahada kendinden emin, topu istediği yere atan, oyunu devamlı kendi inisiyatifinde tutan bir G.Saray vardı. F.Bahçe ile kedinin yumakla oynadığı gibi oynadı da oynadı. İlk 45 dakikada oyunu rakibin yarı alanına yıkan Cimbom, tam saha presle adeta F.Bahçe’ye nefes aldırmadı. Hele Sergen’in kaçırdığı bir gol vardı ki, inanın böylesine beceriksizlik olmaz. Topu boş kale yerine, dışarı atmak çok zordu. Ancak Sergen, bu zoru yaptı. İkinci yarıda da Fatih Terim, Sergen’i alarak Ahmet’i sahaya sürdü. F.Bahçe’de teknik direktör Turan Sofuoğlu, sanki G.Saray’ın gücünü kabul etmiş bir oyun kurgusu içinde takımını defansif tarzda oynatarak rakibin bütün ataklarını kendi sahasında karşılamayı düşünmüştü. Haa.. Hücum mu diyorsunuz, o F.Bahçe’nin hiç aklına getirmediği bir şeydi. İleride yalnız Oulare ne yapabilirdi, üstelik de sakatlıktan çıkmış ve ürkekti. G.Saray, hakikaten zor ama çok başarılı bir sezon yaşıyor. Zor, çünkü haftada iki maç yapıyor. Hem kupada hem de ligde doruk noktalarda. F.Bahçe önünde sarı-kırmızılı ekip yine çok koştu, oyunu istediği gibi yönlendirdi. Ancak F.Bahçe’nin katı defans anlayışı içinde, “top geçer, adam geçmez” taktiğinde gol bulmakta zorlandı. İlerleyen dakikalarda G.Saraylı futbolcularda yorgunluktan oyundan düşmeler başladı. Özellikle Arif ve Hakan, ikinci yarıda gol vuruşlarında son hareketi bir türlü yapamadı. G.Saray’da Emre ve Suat makine dişlileri gibi işlediler. Arif çalışkan ama beceriksiz, Hagi, kurnaz bir oyun kurucusuydu. Hakan Şükür ise Alpay’ın markajında çok etkisiz kaldı. F.Bahçe’de bütün iş savunmaya düşmüştü. Doğrusunu söylemek gerekirse kalede Rüştü, geride Alpay, Ogün ve Johnson hem adam markajında, hem hava toplarında çok başarılı, ikili mücadelelerde iyi birer savaşçıydılar. Özellikle Johnson F.Bahçe’nin belki de makus talihini değiştirecek gole de damgasını vurdu. Tayfun, Mustafa ve Metin özverili birer grafik çizdiler. Böylesine önemli bir karşılaşmanın hakemliğini yapan Erol Ersoy dengeleri yerli yerinde bir maç yönetti ve bizden tam not aldı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT