BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hey gidi Fransuva!

Hey gidi Fransuva!

Fransa’da iktidardaki Sarkozy’nin partisi “Ermeni soykırımının varlığını inkâr edenlerin 1 yıl hapis ve 45 bin Euro para cezasına mahkûm edilmelerini” öngören bir kanun teklifi hazırladı. Türklere hasmâne tavır alarak Ermeni oylarına göz kırpmak basit bir politika ama, Fransa için kara leke oldu.



Fransa’da iktidardaki Sarkozy’nin partisi “Ermeni soykırımının varlığını inkâr edenlerin 1 yıl hapis ve 45 bin Euro para cezasına mahkûm edilmelerini” öngören bir kanun teklifi hazırladı. Türklere hasmâne tavır alarak Ermeni oylarına göz kırpmak basit bir politika ama, Fransa için kara leke oldu. Ermeni soykırımı olmamıştır diyene ceza kesmek demokrasinin, düşünce ve ifade hürriyetinin, insan haklarının, hak hukuk kavramlarının neresine yerleştirilecek, bilemiyorum. Fransa neresine, nasıl yerleştirdi? İnsanların düşüncelerine ambargo koymak değil midir bu? Fikir ve ifade hürriyetini prangalamak? Şöyle şöyle düşünemezsin! Veya “ben nasıl düşünüyorsam sen de öyle düşüneceksin, yoksa ceza keserim!” Araştırmak, soruşturmak, merak etmek, şüphe etmek yok! Medeniyetin geldiği son nokta bu mu şimdi? Avrupa tarihinde, hatta dünya tarihinde dönüm noktası olan Fransız İhtilâli’ni yapanların, İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirisi’ni ilân edenlerin, Aydınlanma çağını başlatanların torunları şimdi düşünceye sınır getiriyorlar demek? Bütün o Fransız filozoflarının kemikleri sızlıyordur. “Sizin fikrinize karşıyım ama fikrinizi savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım” diyen Voltaire’in meselâ. Bu cümlenin yeni şekli şöyle olacak: “Sizin fikrinize karşıyım, öyleyse 1 yıl hapis yatıp 45 bin Euro para cezası ödemeniz gerekir.” Ya da “Düşünüyorum öyleyse varım!” diyen Descartes’in yeni versiyonu: “Benim gibi düşünüyorsan, varsın!” Bir meclisin “Ermeni soykırımı olmuştur” diye kabul etmesi, bunu kanunlaştırması başka şey, “Ermeni soykırımı olmamıştır” diyenlere, olmadığına inananlara ceza kesileceğini ilân etmesi büsbütün başka şey. Ve ürkütücü bir şey. Kendisinden başka türlü düşüneni cezalandırmak... İnsanı fikirleri yüzünden mahkûm etmek... Hep korktuğumuz ve kurtulmak istediğimiz bu değil miydi? Demokrasi ile yönetilen medenî bir devletin, her türlü düşünceye -şiddete dönüşmediği sürece- anlayışla, eşit hoşgörüyle yaklaşması beklenmez miydi? Aynı dostlar Türkiye’yi “demokrasiniz yeterli değil” diye kınayıp duruyor halbuki. “Sizde ifade hürriyeti yok!” diye yükleniyor. Ama bakın, bizim Büyük Millet Meclisi çatısının altında, “Geçmişimizde zaten katliam kültürü vardır” diyen de milletvekili olarak görevi başında. Bizim kadar liberal olamıyor mu Fransa parlamentosu? Bu ikiyüzlülüğe, samimiyetsizliğe ne demeli? Mehmet Âkif’in öfkelendiği buydu işte: Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT