BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Urfa, “Urfa” olalı böyle (!) Artvinli görmedi

Urfa, “Urfa” olalı böyle (!) Artvinli görmedi

Şanlıurfa bu kez ‘geri kalmışlığını’ Meclise gönderdiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le yenecek gibi. Bakan beyle yaptığımız üç günlük ziyaretin bana verdiği izlenim bu.



Şanlıurfa bu kez ‘geri kalmışlığını’ Meclise gönderdiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le yenecek gibi. Bakan beyle yaptığımız üç günlük ziyaretin bana verdiği izlenim bu. Zaten yöre halkının gösterdiği teveccüh de bunu açık açık gözler önüne seriyor. 12 Haziran seçimi öncesi 3 aydan fazla bölgede kalan Çelik, ev ev, sokak sokak, köy köy, mezra mezra dolaşarak halkın güvenini sağlamayı başarmış. Bakan olduktan sonra seçim döneminde vadettiği “4 yılda 400 proje” taahhütnamesini gerçekleştirmek için kollarını sıvayan Çelik’in en büyük amacı Peygamberler diyarı Şanlıurfa’yı Türkiye’nin sayılı illeri arasına sokmak, Güneydoğu’nun İstanbul’u yapmak. Şanlıurfa’nın en büyük sıkıntısı iş ve aş. 1 milyon 700 bine yaklaşan nüfusun üçte ikisi 30 yaşın altında. Bakan Çelik işte bu genç nüfusla çok şeyler yapabileceğine, yapılabileceğine inanıyor. Şanlıurfa’yı âdeta şantiyeye çevirmiş Bakan Çelik. Hummalı faaliyetler gece gündüz sürüyor. Hastane, okul, sosyal tesislerden tutun da köylere asfalt yol götürmeye kadar... Şanlıurfa halkının güzel şeylere layık olduğunu söyleyen Bakan Çelik’in üzerinde durduğu başka önemli bir konu da insana değer vermek. Devlet burada varlığını bir türlü hissettirme gereği duymamış. Halk, devletin gülen yüzüyle yeni yeni tanışmaya başlamış. Halkın ortak görüşü: “Keşke Başbakanımız, Faruk Bey’i 10 sene önce bize gönderseydi...” Başbakan Erdoğan “Urfa’dan adaysın” dediğinde hayal kırıklığı yaşayan ve “Ben orada ne yapacağım” diye endişelenen Bakan Çelik’in şimdi varı yoğu Şanlıurfa... Alavere dalavere İsrail ile sondaj çalışmaları yapan Rum kesiminin Sözcüsü Hristofyas, Akdeniz’de doğalgaz bulunması halinde Türkiye’ye de pay verileceğini müjdelemiş! Sadece bir şart öne sürüyor, bu işin gerçekleşebilmesi için; Adada barış. Sayın Sözcüye sormak lazım; durup dururken bu teklifi niye yaptınız? Türkiye’ye neden zeytin dalı uzatma gereğini hissettiniz? Ortak çalışma yaptığınız müttefikiniz İsrail’in bir telkini oldu mu? Bataklıkta can çekişen hâminiz bize niye itiraz etmiyor? Hakkınızı ekonomik kriz batağında debelenen hâminize mi vereceksiniz yoksa? Bana kalırsa bu işin içinde bir gariplik; samimiyet değil de bir entrika kokusu var. Ama önemli değil nasıl olsa yakında ipliğiniz pazara çıkar. (Mesela gazınızı Türkiye’deki boru hatlarından yararlanmadan Avrupa’ya nasıl ihraç edeceksiniz ki!..) Dikkat “montofon” inek (!) aranıyor Ankara’da üç besi çiftliğine baskın yapan jandarma ekipleri 100’den fazla kişiyi kumar oynarken yakalamış. Sporda şike, reytingde şike derken şimdi de çiftlikte kumar... Ne âlâ memlekette yaşıyoruz! Öyle anlaşılıyor ki; çiftlik sahipleri “malları“ yemle beslemekle para kazanılmadığını anlayınca beslenmiş “mal”ları sağarak yüksek kazanç sağlamanın yolunu seçmişler. Allah ömür verirse bakalım daha neler göreceğiz neler!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT