BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Az düşünen çok konuşur...

Az düşünen çok konuşur...

Bu lafı Montesquieu söylemiş... Defalarca anlatmaya çalıştığım “çapsızlıkla” ilgili sözlerimin anlaşılamaması nedeniyle “bu konunun en okkalı adamlarının” söylediklerini taşıyorum bugün bana ayrılan bu mahalleye...



-------------------------- Futbolun ahlaki çöküşünün, statların tribünlerinden döküldüğü o masum çimlerin kirlenmesinden sıtkım sıyrıldı artık. Birbirine saygı duymayan insanların, içi dışı para olmuş futbol aktörlerinin ve teknik adamlıkla takımı uğruna savaşmayı karıştıran çapsızların içi boş söylemlerinden bıktım artık... -------------------------- Bu lafı Montesquieu söylemiş... Defalarca anlatmaya çalıştığım “çapsızlıkla” ilgili sözlerimin anlaşılamaması nedeniyle “bu konunun en okkalı adamlarının” söylediklerini taşıyorum bugün bana ayrılan bu mahalleye... Biraz düşünürseniz hangi lafın kime kapak olduğunu bulabilirsiniz... Size güveniyorum... Şu tadı kaçmış, içine her türlü melanet sokulmuş olan ligimizde Gökhan Gönül’ün zarif ve kendine yakışan uyarısını yapmasının ne alemi vardı sanki... Hiç bize yakışıyor mu “dürüstlük...” Etik Kurulun raporunu 4 ay bir kasaya kilitleyip şimdi ortaya çıkarmak ne anlama gelebilir ki... Bunları hep yazdım ve anlatmaya çalıştım. Bugün ise; dünya düşünürlerinden yararlanmaya karar verdim. Belki onlardan daha iyi anlaşılır... Bütün şimşeklerin organize biçimde kendi üstlerine yönlendirildiğini sananlar için bir Çin atasözü: “Bir evin çatısı ne kadar büyük olursa, üstüne pisleyen kuşların sayısı da o denli çok olur...” Başladıktan sonra duramayanlar için: “Bir kere kaplanın sırtına bindin mi, inmek zordur...” Ben suçsuzum her şey iftira diyenlere: “Dünyada kusursuz iki tür insan vardır. Biri doğmamıştır, diğeri ise çoktan ölmüştür...” Ben nerede yanlış yaptım diyenlere: “Sakın bir kaplanın kuyruğundan tutmayın, ama tutmuşsanız da sakın bırakmayın...” Kurunun yanında yanmakta olan yaşlar için bir Yunan atasözüm var: “Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse, olan hep yumurtaya olur...” Bu iş nerede biter, diyenlere de bir sözüm var, hem de Bertold Brecht’ten: “Savaşan kaybedebilir, savaşmayan ise çoktan kaybetmiştir...” Sanıklara suçlu gözüyle bakanlar için Brecht ustadan bir sözüm daha var, onları destekleyen: “Gerçeği bilmeyen ve anlamayan sadece aptaldır. Fakat gerçeği bilen ve ona yalan diyen, suçludur...” Ya La Edri... Bakın ne demiş: “Hile oyunu kazandırabilir ama kaderi değiştiremez...” Ya buna ne diyeceksiniz. Ünlü Fransız edebiyatçı bakın ne diyor: “Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır. Ya kendi aklınızdan faydalanacaksınız, ya da başkalarının akılsızlığından...” Bir de Wendell Philips’den... Cuk oturanlardan: “Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğacaktır...” GÜÇ MESELESİ ANA MESELEMİZ Mİ?.. Gücün kontrolünü eline geçirmek isteyenleredir sözlerim. Mutlak güç peşinde koşmak isteyenlere, bir korku imparatorluğundan beslenmek isteyenleredir. Lord Acton mesela: “Güç yıkılır; mutlak güç mutlaka yıkılır...” veee “bir krala ihanet için bir bıçak yeter...” Peki Konfiçyüs altı aydır yaşadıklarımızı görüp de hiçbir şey söylememiş olabilir mi?.. Tabii ki olamaz: “Korkak, ancak tehlikede olmadığı zaman yumruğunu sallar...” Schiller de taşı tam gediğine oturtanlardan: “Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişiden daha güçlüdür...” “Cesurlar bir kere ölür, korkaklar bin kere...” diyenler şunu da söylemiş: “Kör bir ata ha gözünü kırpmışsın, ha başını sallamışsın...” Ve tabii ki bir Arap atasözü: “Bir şeyi yapmak isteyen yolunu bulur, yapmak istemeyen de nedenini bulur...” Platini’nin ülkesinden de üç anlamlı ve günün anlam ve mahiyetine uygun üç adet özlü söz: “Bir yanlışı haklı çıkarmaya çalışmak onu iki kere büyütür...” “Her akılsıza hayran olacak, başka bir akılsız mutlaka bulunur...” Ve üçüncüsü: “Her şey üstüne üstüne geliyorsa, belki de sen yanlış gidiyorsundur...” Ve son olarak... En güzel ve en anlamlı ve en beğendiğim ve yerine en fazlasıyla oturan sözcüğümü en sona sakladım... Bir Fransız atasözü.. “Pırıl pırıl gökkuşağını yaşamak için, önce sıkı bir yağmur gerekir...” Bilmem anlatabildim mi?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT