BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mehmed Kâmil Efendi

Mehmed Kâmil Efendi

“Cehennemden kurtulmak ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere tâbi olmaya bağlıdır. Bu yolun gayrısı dalâlet yoludur, şeytânların yoludur...”



Mehmed Kâmil Efendi, İstanbul velîlerindendir. 1824 (H.1240) senesi Edremit yakınında Ayvacık kazâsında doğdu. 1911 (H.1330) senesi İstanbul’da vefât etti. Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin halifelerinden Yâkûb Han’a talebe oldu. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Ma’sûm Fârûkî hazretleri buyurdu ki: Cehennemden kurtulmak ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere tâbi olmaya bağlıdır. Bu yolun gayrısı dalâlet yoludur, şeytânların yoludur. Abdüllah ibni Mes’ûd radıyallahü anhümâ buyuruyor ki: Bir gün Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz bize bir doğru çizgi çizdi ve (Bu, insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan doğru yoldur) buyurdu. Sonra, bu hattın iki tarafına, balık kılçığı gibi, eğik çizgiler çizip, (Bunlar da, şeytânların saptırdığı yollardır) buyurdu. O hâlde, bir kimse, Peygamberlere tâbi olmadan, doğru yolda yürümek isterse, muhakkak eğri yola sapar. Eğer eline bir şeyler geçerse, istidrâcdır. Ya’nî, sonu zarar ve ziyândır... Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri buyurdu ki: Kalbe gelen bütün keşifleri, hâlleri bize verseler, fakat kalbimizi Ehl-i sünnet i’tikâdı ile süslemeseler, kendimi mahv olmuş ve hâlimi harâb bilirim. Bütün harâblıkları, felâketleri üzerime yığsalar, lâkin kalbimi Ehl-i sünnet vel-cemâ’at i’tikâdı ile şereflendirseler, hiç üzülmem... Evliyâya hâsıl olan hâller, keşifler, eğer Peygamber efendimize tâbi olmakla berâber ise, nûr üstüne nûr olur ve İslâmiyyetin incelikleri, esrârı hâsıl olmaya başlar. Sahâbe-i kirâmın hepsi ve Selef-i sâlihîn ve Meşâyıh-ı müstakîm-ül ahvâl, böyle idi... FİTNEYE SEBEP OLMADAN!.. Emr-i ma’rûf iki sûret ile yapılır: Birincisi, söz, yazı ve her nevi yayın vâsıtası iledir. Bunu yaparken, bilgi az ise ve şahsa, âdetlere, kanûnlara dikkat ve riâyet edilmezse, fitneye sebep olabilir. İkinci yol, hâl ile, İslâmın güzel ahlâkına uyarak, nümûne olmaktır. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına göz dikmemek, kanûnlara uymak, vergilerini, borçlarını ödemek, en tesîrli, en faydalı nasîhat yapmak olur. Bunun içindir ki, (lisân-ı hâl, lisân-ı kalden entaktır) demişlerdir...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT