BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sağlıktaki aksamaları biraz da bizden dinleyin!

Sağlıktaki aksamaları biraz da bizden dinleyin!

Hastayı karşılayan dahiliye asistanı, dert dinlemekten, vatandaşın sorularına cevap vermekten, bırakın muayeneyi, hastanın tansiyonunu bile ölçemiyor.



Sağlıkta yapılan reformlar vatandaşa nasıl yansıyor? Şahit olduğum bazı olayları hiçbir art niyet olmadan aktarıyorum... 15.12.2011 tarihinde eve geldiğimde, annemin ateşinin yükseldiğini, hastalandığını gördüm. Önceleri, akşam saatlerinde, özel hastaneler dahil, gidilebilecek en iyi yer her zaman acil servislerdi. Hemen Okmeydanı Hastanesi Acil Servisine götürdüm. Bu hastanenin acilinde daha önceden hasta, “İlk hasta karşılama” bölümüne müracaat ediyor; buradaki asistan, hastanın acil rutinlerini (biyokimya, hemogram, EKG ve akciğer grafisi gibi) yaptırıyor, sonra dahiliye veya cerrahi gibi bölümlerin acillerine gönderiyordu. Hasta o bölümlerde yatar vaziyette, dahiliye veya cerrahi asistanları tarafından muayene ediliyordu. Hastaneye vardığımda, baktım ki uygulama değişmiş. İlk hasta karşılama kalkmış, oraya dahiliye asistanları gelmiş, dahiliye bölümünde hiç doktor kalmamış. Hastalar sözde orada gözlem için yatıyor. Hastayı karşılayan dahiliye asistanı, dert dinlemekten, vatandaşın sorularına cevap vermekten, bırakın muayeneyi, hastanın tansiyonunu bile ölçemiyor. Kuyruk hiç azalmıyor, müşahededeki hastaya hiç sıra gelmiyor. Uzman ortalıkta hiç görünmüyor. İnanın, nöbetçi asistanın lavabo ihtiyacı gelse, gidecek durumu yok. Annem diyaliz hastası idi. Kan tahlili ve EKG çektirdik, doktora göstermek için sıra bekledik. Doktor hastayı hatırlamadı. Önce danışmam lazım dedi. Sonra diğer arkadaşa göster dedi. Ona gösterdim, o da USG istedi. Çektirdim onu gösterdim bu defa Ürolojiye gideceksin dedi. Oraya gittim nöbetçi üroloji asistanı sadece USG’ye yarım bakıp, kardeşim bu diyaliz hastası, benimle ne alakası var, işlerini doğru yapsınlar dedi ve dediğini de yazıp geri gönderdi. Geri doktora döndüm. Tekrar bir hemogram istedi. Zira ben hemşirenin kan almakta zorlanması sebebiyle tahlilin yanlış olabileceğini söyledim. Nitekim tekrar yapılan tahlilde hatalı olduğu ortaya çıktı. Neticede baktım asistanın benim hastamı değerlendirebilecek durumu yok. Ortada uzman da gözükmüyor. “Siz bir ilaç yazın, benim yarın Endokrinoloji’de randevum var” dedim. Yazdığı ilacı da nöbetçi eczane vermedi, zira doktorun yazdığı teşhise göre o ilacı SSK vermiyormuş. Bu arada bunları yaptırırken, kan kusan hastaya ve kanaması devam eden hastaya karşı nöbetçi doktorun çaresiz bir biçimde bakmasını hâlâ hatırlıyorum. Bütün bunları görünce o asistanları suçlamıyorum, çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. Ertesi gün diyaliz merkezinde, uzman dahiliyeci annemi muayene ettiğinde beni aradı ve bu hastanın ürolojiye gitmesi gerektiği hatta tomografi çekilmesi gerektiğini belirtti. “Uzmana ulaşmak mümkün değil. Gözümün önünde hastaneye yatması gereken birçok hasta öldü. Nasıl ilaç yazacağımızı bilmiyoruz. Bir ilaç çok yönlü kullanılabilir iken sadece bir teşhis için yazılabilir diye her gün yeni bir düzenleme çıkıyor. Artık elimizde ilaç kodeksleri bakıp yazıyoruz” diyor. Şimdi ben kimi suçlayayım? Ahmet Erdoğan Şehit yakınları arasında evli, bekâr ayırımı yapılmasın Şehit ailelerimiz arasında ayırımcılık yapan, evli, bekâr diye şehit yakınlarını ayıran, bekâr şehit ailelerini dışlayan böyle bir yasa çıkmasın. Şehitler arasında evli, bekâr ayırımı yapılırsa, şehit ailelerinin %80’lik gibi büyük bir bölümüne çok büyük haksızlık olur. Kaş yaparken göz çıkartılmasın. Şehit aileleri ile ilgili çıkarılacak olan kanunda bekâr şehit aileleri dışlanmasın, bütün şehit ailelerini kapsayacak şekilde çıkarılsın. Şehitlerin emanetlerine ayırımcılık yapılmadan sahip çıkılsın. Biliyorum, verilecek hiçbir hak abimin ve babamın acısını ortadan kaldırmaz ama devletimin bizleri eşit şekilde sahiplenmesi, devletim tarafından iş verilmesi acımı biraz olsun hafifletir ve bir şehit kardeşi ve şehit oğlu olarak devletim tarafından yalnız bırakılmadığımı gösterir. Emre Dursun Öğrenci yurdunda kullanılan elektrik için konut tarifesi uygulanamaz mı? Sayın Enerji Bakanı’nın dikkatine; Eskişehir’de, bir derneğe bağlı, üniversite öğrencilerinin kaldığı 60 kişilik özel bir yurt yönetiyorum. Yurt giderlerinin karşılanmasında zaman zaman hatta çoğu zaman zorlanıyoruz. Vergi sigorta gibi ödemeler geciktiğinde, gecikme bedeli ile daha sonra ödeme durumumuz oluyor. Elektrik ve doğalgazda ise, geçmiş CHP iktidarlarının zihniyetinde olan tekelci baskı uygulaması ile karşı karşıya kalıyoruz. 1- Bizim yurdumuz bir STK kuruluşu olduğu ve içinde öğrenciler barındığı halde, elektrik idaresi, elektrik fiyatlarını “iş yeri” tarifesinden uygulamakta. 2- Ödemede ihbar gönderildiğinde, ödeyemediğimizde yani geciktiğimizde anında elektriğimiz kesilmekte. 3- Açmakta ise, ödeme yaptıktan bir gün iki gün sonraya kadar gecikmeler oluyor. Kesmekte şahin gibi ama açmakta hiç acelesi yok. 4- 60 tane öğrenci ile beraber dünyamız kararıyor ve iki gün karanlıkta bekliyoruz. Sayın Bakanım, Şu anda doğalgazı kestiler. Yurtta çocuklara yemek hazırlatamıyorum. Kış ortasında öğrenciler ile soğukta kaldık. Parayı bulup buluşturup yatırdığımız, durumumuzu anlattığımız halde bir eleman gönderip açmadılar. Akşamdan önce eleman çıkartamayız dediler. Hatta doğalgazınızı komple kapatacağız diye tehdit ettiler. Karşılarında ikinci rakip bir firma olmadığı için de tamam kapatın kardeşim, diyemiyoruz. Sayın Bakanım, elektrik ücretlerinin ve doğalgaz fiyatlarının STK’lar için özel bir indirimli tarife ile uygulanmasını arzu ediyoruz. İlk etapta en azından elektrik fiyatlarında ev tarifesine geçilmesini arz ediyoruz. Yurdumuzun su giderleri de malum belediye tarafından “iş yeri” tarifesinden uygulanmakta. 60 öğrencinin kullandığı su bedeli de bizi sıkıntıya sokmakta. Sayın bakanım, Hükümet olarak yapmış olduğunuz fevkalade güzel ve başarılı çalışmalarınızın devamını diliyoruz. İsmi mahfuz > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT