BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Waltonlar ve nasıl olabiliriz?..

Waltonlar ve nasıl olabiliriz?..

Gelecekte hepimizi büyük güçlükler bekliyor. İş, doğru karar vermeye geldiğinde öyle anlar olur ki dünyadaki bütün zekâ gücü, bilgi birikimi, askerî kudret ve diplomatik kıvraklık bir araya gelse de temiz ahlak ve iman gücü ile boy ölçüşemez..



Büyük lider, halkını ileriye taşır. Böyle liderleri Virginia dağlarındaki fakir bir ailenin ebeveyni olarak İstanbul’da ya da herhangi bir ülkenin köy, kasaba ve şehirlerinde bulabiliriz. Çocukluğumdan aklımda kalan en hoş hatıralardan biri, kardeşlerim ve anne-babamla soğuk kış günlerinde şöminenin yanına oturup, televizyonda Waltonlar dizisini seyretmekti. Kardeşlerimle buz hokeyi oynar, kızak kayar ya da komşularla beraber karda yürüyüş yapardık. Eve döndüğümüzde annemin hazırladığı sıcak kakao bizi bekliyor olurdu. “Waltonlar”ı seyretmek evimizdeki önemli etkinliklerden biriydi. Birlikte özel bir akşam yemeği yer, diziyi izler, sonra da üzerinde sohbet ederdik. “Waltonlar” dizisi 9 yıl sürdü ve biz çoğu bölümünü izledik. Hatta üniversitede okurken, master yaparken ve daha sonra çalışmaya başladığımda ailece bir araya gelip bu diziyi izlemeye devam etmiştik. Bu durum bizim evde gelenek gibi bir şey olmuştu. Evimizi “yuva” yapan küçük geleneklerden biriydi. “Waltonlar” dizisi ABD’deki Büyük Buhran zamanında geçiyordu. Walton ailesi Virginia eyaletindeki Walton Dağı’nda, fakir ama terbiye ve nezaketin bol olduğu bir yerde yaşıyordu. ZOR OLSA DA DOĞRU YAŞARLARDI Waltonlar baba John ve anne Olivia ile yedi çocuktan oluşan büyük bir aileydi. Büyük, temiz ve iyi çekilip-çevrilen evlerinde büyükbaba Zen ve büyükanne Esther ile beraber, ülke tarihindeki en zor dönemlerden birinde yaşıyorlardı. Walton ailesi fakirdi, çok çalışırdı, halinden çok şikayet etmezdi ve beraberce birçok macera yaşardı. Çocuklar çoğunlukla terbiyeliydi, kötü konuşmazlardı (eğer konuşurlarsa kardeşleri, anne-babaları ya da büyükanne-büyükbabaları tarafından düzgün konuşmaları için eğitilirlerdi) ve ebeveynlerine saygılıydılar. Kimi zaman yaramazlık yapsalar da, ciddi zorluklar yaşasalar da bu durum değişmiyordu. Misafirperver hem de ön yargı ve kötülüğe karşı duran bir aileydi. İnançlı bir aileydi. Bir kişi Müslüman, Hristiyan veya ne olursa olsun, gerçek inanca sahip olup olmadığı anlaşılır. Bir insanın ve ailesinin davranışı, içindeki inancı ve edebi yansıtır... BOYUN EĞMEDİLER Waltonlar birçok zorlukla karşılaşmıştı, mesela bir keresinde birisi arazileri üzerinde hak iddia etmişti ve onlar da buhran zamanı fakir bir aile için çok büyük bir para olan 200 dolar bulmak zorunda kalmışlardı-ve bu hiç kolay bir iş değildi. Bütün aile para bulma işine iştirak etmiş, hatta en büyük erkek çocuk John çalışmak için uzak bir şehre gitmişti. John, ailesinin topraklarını kurtarmak için çalışırken soyulmuştu. Birkaç gün sonra hırsızları yakalamış ve daha sonra aldığı ödül parasıyla arazinin tapusunun alınmasını sağlamıştı. Walton ailesi zor zamanların üstesinden beraberce geldi. Çocukluğumda bu aile ülkenin tamamı için bir örnek oluşturuyordu. Milletçe azim, vakar, dürüstlük ve gerçek aile değerleri konusunda ders alınabilecek bir sembol olmuştu. Bunlar, günümüzdeki ikiyüzlü siyasetçilerin daha güçlü ve zengin olabilmek için dayattığı sözde “aile değerleri” değildi. Bunlar iyi yetiştirilmiş insanlara ait saf ve temiz bir yapının değerleriydi. Bizi daha güçlü ve iyi yapan bu değerlere bakmak, yakın geçmişimize göre her zamankinden çok daha önemli olabilir. Türk, Amerikalı ya da herhangi biri için bu durum geçerlidir. ÖNYARGILARIMIZ ARTIYOR Genç sokak çocuklarının önemli kütüphaneleri yaktığı devrimler yaşıyoruz. Başka dinden, renkten ve inançtan olanlar arasındaki ön yargılar artıyor. Liderlerimiz ve diğerleri arasında suç teşkil eden, ikiyüzlü davranışlar var ve dünyadaki gerilim artıyor. Tüm bunların arasında daha iyi olabilmek için gereken gücü kendi içimizde bulmalıyız. Büyük lider, halkını ileriye taşır. Böyle liderleri Virginia dağlarındaki fakir bir ailenin ebeveyni olarak İstanbul’da ya da herhangi bir ülkenin köy, kasaba ve şehirlerinde bulabiliriz. Önümüzdeki dönemde hepimizi büyük güçlükler bekliyor. Öyle ya da böyle çetin bir dönemin gelmekte olduğunu hepimiz görüyoruz. İş doğru karar vermeye geldiğinde öyle anlar olur ki dünyadaki bütün zekâ gücü, bilgi birikimi, askerî kudret ve diplomatik kıvraklık bir araya gelse de temiz ahlak ve iman gücü ile boy ölçüşemez.. Karşılaştığımız şüphecilik, menfaatçilik ve en tepelerdeki siyasi ayak oyunlarının ilacı belki de sandığımızdan çok daha yakınlarda, kendi içimizdedir. Hepinize daha mutlu, daha müreffeh ve daha huzurlu bir yeni yıl dilerim...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT