BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayıdan post Putin’den dost?

Ayıdan post Putin’den dost?

Geçen yılbaşında, Yeltsin Başkanlıktan istifa ettikten sonra yerini bıraktığı ve o zamandan beri de Başkanlığa vekalet eden eski KGB’ci Vladimir Putin, pazar günü yapılan seçimlerde (bu yazı yazıldığı sırada) sandıklardan % 85’i açıldığında en yakın rakibi Komünist Gennadi Zyuganov’u % 20 farkla geçmiş durumda idi. Ama neticede Putin’in kazanacağı muhakkak...



Geçen yılbaşında, Yeltsin Başkanlıktan istifa ettikten sonra yerini bıraktığı ve o zamandan beri de Başkanlığa vekalet eden eski KGB’ci Vladimir Putin, pazar günü yapılan seçimlerde (bu yazı yazıldığı sırada) sandıklardan % 85’i açıldığında en yakın rakibi Komünist Gennadi Zyuganov’u % 20 farkla geçmiş durumda idi. Ama neticede Putin’in kazanacağı muhakkak... Böylelikle komşumuz Rusya’da, bütün Avrupa’yı ve dünyayı -ve özellikle Türkiye’yi- çok yakından ilgilendirecek yeni bir dönem başlayacak! Muamma ülke Gorbaçov ve Yeltsin’den sonra Putin birçok bakımlardan muamma bir lider. Aslında Yeltsin’den devraldığı Rusya büyük ve halledilemez gibi görünen sorunlar içinde; Grozni’nin yerle bir edilmesine rağmen, Çeçenler’in ezilemeyen mukavemeti karşısında devam eden Çeçen sorunu, ekonomideki durağanlık, ticaret ve iş âleminin mafya çetelerinin oyuncağı haline gelmiş olması... Vergilerin doğru dürüst toplanamaması... Yeltsin döneminde devlet mallarını paylaşarak zengin olan ve hükümet mekanizması üzerinde nüfuz kuran yeni zenginler, umumi fukaralık ve buna karşılık sosyal güvenlik sisteminin çökmesi... Bunlar adeta çözülemeyecek gibi gözüken bir sorunlar yumağı! Kısa zamanda kurnaz idarecilik vasıfları ortaya çıkan, Çeçen savaşında da acımasızca davranan Putin acaba Rusya’yı kurtaracak mı? Kurtaracaksa ne pahasına ve hangi istikamete götürecek?.. Yeni Başkan Putin, Rusya’nın kendisi gibi, birçok bakımlardan muamma içinde bir muamma. Bir taraftan KGB geçmişi ve kimliği var. Diğer taraftan demokrasi taraftarı gözüküyor, bir zamanlar hizmet ettiği komünist rejimin izlerini sileceğini vaad ediyor... Barış istediğini söylüyor ama kendi itirafı ile gücünü göstermek ve böylelikle Rus halkına “vatanperverliğini” kanıtlamak için, Çeçenistan’da acımasızca aşırı kuvvet kullandı ve Grozni’yi dümdüz etmekten kaçınmadı... Maksadının Rusya’ya Rus toplumuna nizam ve intizam getirmek olduğunu söylüyor ve bunun için de güçlü bir devlet mekanizması kurmayı vaad ediyor. Özgürlük taraftarı ama hâlâ Rus federasyonu içinde kalan Rus olamayan topluluklara ve birimlere hürriyet vermeye niyeti yok... Aksine, bir yabancı gazeteci Putin’i tarif ederken “KGB Demokratı” tabirini kullanmış... KGB ile demokrasi ne kadar telif edilebilirse!.. Bir diğer gözlemci de Putin’in Rusya’nın tarihi ile geleceği arasında “asılı kaldığını” ve ne tarafa düşeceğinin pek belli olmadığını yazıyor... Çelişkili kişilik Putin’in tezatları da bir başka yabancı gözlemciye göre çeşitli: “Çeçenler’in kaatili, ama cenaze merasimlerinde göz yaşlarını tutamayan bir hayvan ve köpek seveni... İnsan haklarına saygılı ama gazetecilere baskı yapmaktan da geri kalmıyor... Bir taraftan Batı ile uzlaşma ararken diğer taraftan Çin ile Batı aleyhinde ittifak kurmanın da yollarını arıyor!” Birçok gözlemci, Putin’in sadece Rus federasyonu içindeki toplulukları daha fazla baskı altına almakla kalmayarak Rusya’nın “arka bahçesinde”, yani Sovyet İmparatorluğun eski sömürgeleri Türk topluluklarında etkisini ve baskısını artıracağını söylüyorlar ve Putin’in yeni “emperyal vizyonundan” söz ediyorlar. Deniyor ki, Putin, Rusya’nın içinde bulunduğu sorunlar yumağı içinde, halkın desteğini kazanmak veya Rus halkının dikkatini başka tarafa çekmek ve de Generalleri de hoşnut etmek için ve hatta General Lebed gibi milliyetçileri, Jirinovski gibi aşırıları tarafına çekmek için, bu emperyal vizyonu kullanacaktır. Bunu yapacak güce sahip midir? Bu yolda giderse, silahlanma ve füze yarışına girişirse, Amrika’nın ve Avrupa’nın mali desteğini kaybetmeyi göze alabilir mi? Türkiye açısından Rusya, aramızdaki ticari ilişkiler ne kadar iyi ve kârlı olursa olsun, Türkiye için pek muamma değildir. Ne Çarlık döneminde, ne de şimdi Putin döneminde... Türkiye’ye hayırhah nazarlarla bakacak bir komşu da değildir... Dost olmaya çalışalım ama gerçekleri de bilelim ve hiç olmazsa şu dönemde uzun yıllar zebunu olduğumuz Kızılordu kompleksinden ve paranoyasından kurtulalım. Bu ayıdan bize kolayca post olmaz!” GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Rusya’nın geleceği konusunda bir tahminde bulunamayacağım. Rusya bir esrarın içine sarılı bir bilmecenin içindeki bir muammadır!” Winston Churchill
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT