BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu dîni, fâcirlerle de kuvvetlendirir”

“Bu dîni, fâcirlerle de kuvvetlendirir”

“Âlimlerin dünyâyı sevmesi ve ona düşkün olması, güzel yüzlerine siyâh leke gibidir. Böyle olan ilim adamlarının, insanlara faydası olur ise de, kendilerine olmaz.”



Önceki asırlarda gelen İslâm âlimleri, kendilerine sorulan suâllere, fıkıh kitâplarından cevâp bulup, suâl edenlere bunları söylerlerdi. Sonradan gelen, önceki âlimleri anlayamıyan ve onları inkâr edenler ise, kendi noksan akılarına gelenleri söyleyerek suâl sâhiplerini aldatmakta ve onların Cehenneme gitmesine sebep olmaktadırlar. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz; (Âlimlerin iyisi, insanların en iyisidir. Âlimlerin kötüsü insanların en kötüsüdür) buyurmuştur. Bu hadîs-i şerifte bildirildiği gibi, Peygamber efendimizin ve Onun Eshâbının yolunda olan Ehl-i sünnet âlimleri, insanların en iyisi, Resûlullah efendimizi ve Onun yolunda olanları inkâr edip, kendi kafalarına göre yorum yapıp, kendilerine âlim süsü verenler de, insanların en kötüsüdür. Çünkü birinciler, insanları Resûlullah efendimize uymaya yani Cennete, ikinciler ise, insanları kendi sapık düşüncelerine uymaya yani Cehenneme sürüklemektedirler. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: İNSANLARIN EN ALÇAĞI!.. “Âlimlerin dünyâyı sevmesi ve ona düşkün olması, güzel yüzlerine siyâh leke gibidir. Böyle olan ilim adamlarının, insanlara faydası olur ise de, kendilerine olmaz. Dîni kuvvetlendirmek, İslâmiyyeti yaymak şerefi, bunlara âit ise de, bâzan kâfir ve fâsık da, bu işi yapar. Nitekim, Peygamber efendimiz kötü kimselerin de, dîni kuvvetlendireceğini haber vermiş ve; (Allahü teâlâ bu dîni, fâcir kimselerle de, elbette kuvvetlendirir) buyurmuştur. Bunlar, çakmak taşına benzer. Çakmak taşında enerji vardır. İnsanlar bu taştaki kudretten ateş yapar, istifâde eder. Taşın ise, hiç istifâdesi olmaz. Bunların da ilimlerinden kendilerine fayda olmaz. Hattâ, bu ilimleri, kendilerine zararlıdır. Çünkü, kıyâmet günü, bilmiyorduk, günâh olduğunu bilseydik yapmazdık diyemezler. Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Kıyâmet gününde, en şiddetli azâb görecek kimse, Allahü teâlânın kendi ilminden, kendisini faydalandırmadığı âlimdir.) Allahü teâlânın kıymet verdiği ve her şeyin en şereflisi olan ilmi, mal, mevki kapmaya ve başa geçmeye vesîle edenlere, bu ilim zararlı olmaz mı? Ders vermek, vaaz etmek ve dînî yazı, kitâp, mecmûa çıkarmak, ancak, Allah rızâsı için olduğu vakit ve mevki, mal ve şöhret kazanmak için olmadığı zamân faydalı olur. Böyle hâlis, temiz düşünmenin alâmeti de, dünyâya düşkün olmamaktır. Bu belâya düşmüş, dünyâyı seven din adamları, hakîkatte dünyâ adamlarıdır. Kötü âlimler bunlardır. İnsanların en alçağı bunlardır. Din, îmân hırsızları bunlardır. Büyüklerden biri şeytânı boş oturuyor, insanları aldatmakla uğraşmıyor görüp, sebebini sorar. Şeytân cevâb olarak; -Zamânın din adamı geçinen, kötü âlimleri, insanları yoldan çıkarmakta, bana o kadar yardım ediyor ki, bu mühim işi yapmama lüzûm kalmıyor, demiştir. Doğrusu, zamânımızda islâmiyyetin emirlerini yapmaktaki gevşeklikler ve insanların dinden yüz çevirmesi, hep din adamı perdesi altında söylenen sözlerden, yazılardan ve bu adamların bozuk niyyetlerinden dolayıdır. İNSANLARIN EN İYİSİ... Dünyâya gönül kaptırmayan, mal, mevki, şöhret kazanmak, başa geçmek sevdâsında olmayan din âlimleri, âhıret adamlarıdır. Peygamberlerin aleyhimüsselâm vârisleri, vekîlleridir. İnsanların en iyisi bunlardır. Kıyâmet günü, bunların mürekkebi, şehîtlerin kanı ile tartılacak ve mürekkeb, dahâ ağır gelecektir. (Âlimlerin uykusu ibâdettir) hadîs-i şerîfinde methedilen, bunlardır. Âhıretteki sonsuz ni’metlerin güzelliğini anlayan, dünyânın çirkinliğini ve kötülüğünü gören, âhıretin ebedî, dünyânın ise fânî geçip tükenici olduğunu bilen onlardır...” Netice olarak, insanların saâdeti, âlimlerin elinde olduğu gibi, insanları felâkete, Cehenneme sürükleyenler de, din adamı şeklinde görünen, din düşmanlarıdır. Din adamlarının iyisi, insanların en iyisidir. Dîni dünyâ isteklerine âlet eden, herkesin îmânını bozan din adamı da, dünyânın en kötüsüdür. İnsanların saâdeti ve felâketi, doğru yola gelmesi ve yoldan çıkmaları din adamlarının elindedir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT