BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu gidişat nereye?

Bu gidişat nereye?

Bugün çevre duyarsızlığı sebebiyle Ozon tabakasında yaşanan delinme ve buzulların erimesi; bize felaket olarak geri dönmektedir. Dünyanın dört bir yanında oluşan seller milyonlarca insanı tehdit etmektedir.



İNSANOĞLU ETTİĞİNİ BULUYOR Bugün çevre duyarsızlığı sebebiyle Ozon tabakasında yaşanan delinme ve buzulların erimesi; bize felaket olarak geri dönmektedir. Dünyanın dört bir yanında oluşan seller milyonlarca insanı tehdit etmektedir. ELİMİZE GEÇENİ DENİZE ATIYORUZ İnsanlar bilinçli veya bilinçsiz sokak ve denizleri kirletiyor. Pet şişe, poşet, izmarit, kısacası ellerine ne geçerse atıyorlar. Halbuki zehirlediğimiz balıklarla beslendiğimizin farkında mıyız! Artık uyanma vakti geldi... SANAYİ ŞEHİR DIŞINA PARKLAR İÇERİYE Küresel ısınmanın tehlikeli gidişatı düşünülerek bir an önce sanayinin kent içinden uzaklaştırılması ve Milli Parkların doğal hali ile toplumun hizmetine sunulması gerekir Kıymetli okurlar, bu hafta size değerli bir genç okurumuz olan sevgili ZEYNEP DİDEM GEZGİN kardeşimizin çevre ve gelecek nesiller adına son derece anlamlı, sevgi dolu yazısını sunuyorum... Beğeneceğinizi umar, genç okurumuza başarılarının devamını dilerim... Günümüzde çevre kirliliği, tüm gezegeni kaplayan boyutlara ulaşmış durumdadır. Başta deniz ve hava kirliliği olmak üzere doğaya karşı yapılan her türlü olumsuz girişim, yine dönüp dolaşıp bizi bulmaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde insanlar, çevre felaketine karşı korumasız, nükleer tehdit ve radyasyondan habersiz bir hayat sürmektedir. Bilim adamları, bu olumsuzlukların devamı halinde dünyadaki tüm canlıların ciddi biçimde tehdit altında olacağını yüksek sesle dile getiriyorlar. BİR ZAMANLAR DOĞAYLA BARIŞIKTIK Halbuki insanoğlunun gelişimi, ilk evrelerde yaşam ve doğal çevre ile uyum içinde sürmüştür. Ancak gezegenimizde toplumsal ve teknolojik gelişmelerin hızla artışı, ekolojik sistemin hassas dengelerini giderek bozmuştur. Bu tehlikenin seyircisi olan insanoğlu, dengeli bir çevrenin muhafaza edilmemesi halinde tüm canlıların hayatlarını sürdürmesinin imkansızlığını acaba ne zaman anlayacaktır? Geçtiğimiz yılın yaz başlarında meydana gelen aşırı yağışlar, dünyada büyük felaketlere yol açtı. Baraj, set ve köprüleri yıkan seller, birçok insanın hayatını kaybetmesine, yerini, yurdunu terk etmesine sebep oldu. Aynı dönemde ülkemizde de başta Rize ve Trabzon olmak üzere birkaç saat süren yağmur, Sürmene ilçesi ve haritadan silinen Beşköy beldesinde büyük can ve mal kaybına neden oldu. ÇİNLİLER “SU İLE ŞAKA OLMAZ” DER Yağışların etkili olduğu bir başka ülke olan dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi Çin’in birçok bölgesinde de barajlar yıkıldı. Sel, eylülün ortasında ise kıta Amerika’sının göbeğindeki Meksika’nın Chiapas eyaletinin Valdivia köyünü yok etmişti. Dünyadaki benzer felaketlerin verdiği zararlar ürkütücü boyutlarda. 240 milyon kişiyi etkilediği söylenen geçen yazın selleri, 2 binin üzerinde insanın ve sayısı bilinmeyen diğer canlıların yaşamlarına mal oldu. Yaklaşık 14 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Bu durum insana Çinlilerin, “Su ile şaka olmaz” özdeyişini hatırlatıyor. VAN DEPREMİ DE ÇEVRE FELAKETİ Gün geçmiyor ki çevre felaketleri gündemi meşgul etmesin. Büyük Okyanus’ta 30 metreye kadar yükselen dalgalar sahilleri yerle bir etti. Deniz dibindeki deprem ya da yanardağların patlamasından meydana geldiği söylenen bu dev dalgalara karşı uyarı ağları da işe yaramıyor. Hatırlanacağı gibi bu dev dalgalar, 1993’te Endonezya’da bir adanın tamamını kapladı ve 2 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Yeni Gine’de can kaybı 3 bini aşmıştı. Dev dalgalara yol açan depremin merkezi Büyük Okyanus’ta idi. Ama yer kabuğu, dünyanın başka bölgelerinde harekete geçecek şekilde etki alanını genişletti. Haziran başında başlayan depremlerin, dünyanın dört bir yanını salladığı ortaya çıktı. Ülkemiz de bundan nasibini almadı mı? Ozon’daki delinme ve hava kirliliğinin doğal hayatın temellerini dinamitleyeceğini küresel gözlükle niçin göremiyoruz? Çevre sorunlarının çözümü konusunda her ülke halkını bilgilendirmeli. Sanayinin kent içinden uzaklaştırılması ve Milli Parkların korunup doğal hali ile toplumun hizmetine sunulması sağlanmalıdır. 3 BİNLİ YILLARIN İNSANLARI İÇİN... 3 binli yılların insanları için; doğayla çok daha büyük uyum içinde yaşanacak, rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerjilerden beslenecek doğal konut yapımına geçilemez mi? Bu sahada yeni arayışlar içinde olmalıyız. Doğanın intikamının daha büyük olmaması ve acının yoksul ülkelere çektirilmemesi için insanların bir an önce kendilerine çekidüzen vermeleri gerekiyor. Ölümcül etkileri yıllardır sürmekte olan Çernobil olayından kim sorumlu? Bugün Çernobil’den on misli daha tehlikeli olacak, radyoaktif atıkların bulunduğu söylenen Sibirya’nın batısındaki Karaçay Gölü bir saatli bombadan farksızdır. Gölün altında, yaklaşık yüz metre derinlikte 5 milyon metreküp radyoaktif tozlardan oluşan kütlenin varlığı artık bir sır değil. BIKMADAN, USANMADAN UYARALIM! İnsanlığın geleceği ile ilgili dehşet dolu muhtemel tehlikelere karşı evrensel halk girişimlerinin etkinliği artırılmalıdır. Halkımız bilinçli veya bilinçsiz sokak ve denizleri kirletiyor. Denizlere pet şişeler, naylon poşetler ve ellerine ne geçerse atıyorlar. Halbuki denizde bir sürü canlı yaşıyor; balıklar, yosunlar... Daha sonra değer vermediğimiz bu balıklarla beslendiğimizin farkında mıyız? Bir bakıma bindiğimiz dalı kesmiyor muyuz? Sokaklara gelişi güzel çöp atıyor, tükürüyor, piknik yaptığımız alanları temizlemeden bırakıyoruz. Hepimizin paylaştığı bu gezegeni gelecek nesillere kirli bırakmaya hakkımız var mı? Geleceğe bir borcumuz yok mu? Hatalarımızın bedelini henüz doğmamışlara ödetmemeliyiz! Çevreye zarar veren insanları devamlı uyarmalıyız, usanmadan, bıkmadan... Tabiat ananın yasalarına yeterince duyarlılık göstermeli ve doğal afetlerini ciddiye almalıyız. Doğal zenginliklerle dolu olması gereken bir dünyadan daha fazla yoksun olmamalıyız. Böylece gelecek daha güzel olacaktır! YENİ YILIN bu ilk haftasında size “YEŞİL SAYFA” olarak en içten duygularımızla sağlık, mutluluk ve başarılar diliyoruz. Sevgiyle kalın. AĞACA DOKUNAN DAHA SAĞLIKLI Ağaçların yaydıkları titreşimler insan sağlığına iyi geliyor. İlk başta kulağa garip geliyor olabilir ama son bilimsel araştırmalar, ağaçlara sarılmanın insan sağlığına iyi geldiğini kanıtladı. “Bilim tarafından kör olanlar” adlı kitabın yazarı Mathew Silverstone, insanların ağaçlara dokunması gerektiğini söylüyor. Bunun için de doğada daha çok zaman geçiren çocukların daha sağlıklı olmalarına dikkat çekiyor. Tüm bunların nedeni ise ağaçların yaydığı titreşimler. Bu titreşimlerin varlığını fizikçiler de kabul ediyorlar. İşte bu titreşimlere yakın yaşamak insan sağlığını güçlendiriyor. Özellikle baş ağrısı, depresyon, dikkat eksikliği gibi sağlık sorunu yaşayanlar için ağaç birebir... Kızılay hayvanların imdadına da yetişti Kar kalınlığının 95 santimetreye ulaştığı Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, yiyecek bulmakta zorlanan yaban hayvanları için Türk Kızılayı tarafından doğaya yem bırakıldı. 2 bin 500 rakımdaki Çamaşır Deresi ile Sulu Deresi mevkisine giden 5 kişilik Kızılay ekibi, 100 kg buğday, 50 kg kemik ve yemekten oluşan yiyecekleri doğaya bıraktı. Yaban kuşlarının soğuktan etkilenmemesi için ahşaptan yapılan 50 adet kuş yuvasını da ağaçların üst kısımlarındaki dallara ekibiyle asan Kızılay Sarıkamış Şube Başkanı Mir Hasan Taşek, yaban hayatına yönelik çalışmalarının devam edeceğini söyledi. Dünyanın tek piramidal karaçam ormanı bizde Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bulunan ve dünyadaki tek piramidal (piramit biçiminde) karaçam ormanı (pinus nigra pyramidalis), çevre dostlarının ve gen ormanı niteliğiyle de bilim adamlarının dikkatini çekiyor. Vakıfköy yakınında bulunan orman, 1993 yılında “tabiat koruma alanı” olarak tescil edildi ve “Ehrami Karaçam” ya da “Mehmetçik Ormanı” olarak anılıyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünaldı, “Piramidal karaçam estetik bir ağaç olduğu için park ve bahçe süslemelerinde kullanılarak, ekonomik bir değer kazandırılabilir” dedi. Kafasına saplanan dart oku ameliyatla çıkarıldı İngiltere’de sorumsuz kişilerce kafasına 13 santim uzunluğunda dart oku saplanan ördek, veterinerler tarafından yapılan ameliyatla bundan kurtuldu. Kafasındaki ok çıkarılan ve yaraları pansuman edilen ördeğin sağlığının iyiye gittiği bildirildi. Bölge sakinleri ve kurtarma görevlileri, yaralı ördeği yakalayıp bakım merkezine götürmek için 1 saat mücadele verdiler. Sonunda ördek, dondurucu soğuğa rağmen birinin su kanalına dalmasıyla yakalanırken, Yaban Hayatı Kurtarma yetkilileri, “Ok, hayvanın omurgasına çok yakın bir yere saplanmış. Biraz daha aşağıya saplansa hayvan felç olurdu” bilgisini verdiler. Sigara izmaritlerine akılcı, pratik çözüm İnsanoğlunun olduğu her yerde önemli bir çevre problemi olan sigara izmaritlerinin oluşturduğu kirliliği ortadan kaldırmak için Giresun’da önemli caddelerde bulunan aydınlatma direklerine sigara kutuları monte edildi. Kentin en çok gelişigüzel atılan izmaritler yüzünden kirlendiğini belirten Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, “Temiz ve sağlıklı şehirler için bütün tiryakileri öncelikle sigara bırakmaya ya da bu kutuları kullanmaya davet ediyorum” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT