BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir yılın muhasebesi... Mümkün mü?

Bir yılın muhasebesi... Mümkün mü?

Soru provokatif gelebilir. Olsun, biraz da bunun için sordum zaten! Öyle ya, herkes kendine göre, geçen bir yılın değerlendirmesini yapıyor... 2011’de kim kazandı, kim kaybetti?



Soru provokatif gelebilir. Olsun, biraz da bunun için sordum zaten! Öyle ya, herkes kendine göre, geçen bir yılın değerlendirmesini yapıyor... 2011’de kim kazandı, kim kaybetti? Kazandığını zannedenler, hakikaten kazançlı mıydı? Yani, kazanç ve kayıp neye göre hesaplanacak?.. Maddeye göre mi, manaya göre mi? Çünkü bazı kayıpların telafisi mümkün değildir. Mesela 2011’in bitimine üç gün kala, Sinat-Haftanin bölgesinde, mahiyeti henüz aydınlatılamayan bombardımanla hayatını kaybeden Şırnak-Uludere’den 35 vatandaşımız için, nasıl bir muhasebe yapılabilir ki?!. Tamamıyla meşakkat içinde geçen kısa bir ömür... Bütün zorluklara rağmen, yeni bir seneye belki yeni umutlarla adım atacakken, hiç beklenmedik şekilde ve çok trajik biçimde sona eriyor. Onlar için artık kalem-defter veya bilgisayarla yapılacak bir kâr-zarar hesabının anlamı yok... Onlar için artık, çabuk biten (çoğu otuz yaşın altında idi...) geçici hayatın değil; asla sonu gelmeyecek olan, ebedi hayatın muhasebe ve murakabe devri başlamış bulunuyor. Kabir hayatı bunun ilk merhalesi... Geçen bir yılı kazançla kapattığını düşünenler, acaba doğru hesap yapıyor mu derken, şuna işaret ediyoruz: “KAZANǔ olarak gördükleri şeyler, nelere mal oldu? Kazanalım diye, canhıraş şekilde peşinden koşulan mal-mülk, servet; makam-mevki, şöhret vs. için neler feda edildi? Bir kısım dünyalık elde edilirken, karşılığında sağlık-sıhhatten; mutluluktan (hadi kimileri için şeref-haysiyet konusunu karıştırmayalım...), ne kadar taviz verildi? Daha açıkçası geçen 365 gün, ömürden ne kadar törpüledi? Sadece bir yıl mı, yoksa daha fazlası mı? En mühimi de şu: Bunu tespit etmek mümkün mü? Zira değil bir yıl, Cengiz Aytmatov’un muhteşem eserinde anlattığı gibi; bazen bir gün, asra bedel olacak kadar uzun olur!.. 2011 yılına girerken, Tunus’ta 23 yıldır iktidarda olan Zeynelabidin Bin Ali; muhtemelen selefi Burgiba gibi, en az otuz yıl saltanat sürmeyi hayal ediyor ve yerine de oğlunu bırakmayı düşünüyordu... Şimdi ise sürgünde yaşıyor. Mısır’da Hüsnü Mübarek, ilerleyen kanser hastalığı sebebiyle; 32 yıllık iktidarını oğlu Cemal’e devretme hazırlıklarına iyiden iyiye girişmişti... Şimdi sedyede, iki oğlu Cemal ve A’la ile birlikte mahkemeye taşınıyor. Akıbeti meçhul!.. Libya’da Muammer Kaddafi, 42 yıllık iktidardan yorulmuş olacak ki, işleri fiilen oğullarına devretmişti bile... Kendisi linç edildi, iki oğlu da öldürüldü. Onun yerine ülkeyi yöneten Seyfül İslam da, büyük ihtimalle idam sehpasında sonuçlanacak yargılama sürecini bekliyor. Yemen’de 33 yıldır iktidarını sürdüren Ali Abdullah Salih, havan topu ateşiyle vücudu önemli miktarda yandıktan sonra, koltuğu bırakmaya ikna oldu... Bu minvaldeki bir başka iktidar sahibi ise, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad. Onun iktidarının da sonu yaklaşmış görünüyor ancak, daha kaç bin kişinin hayatına mal olacak belli değil. Kaddafi, şayet elli-altmış bin kişinin ölümüne yol açan akılsız tavrını terk etseydi, kendi hayatını da kurtarabilir miydi?.. Dedik ya, bazı kayıpların telafisi mümkün değil. Oysa bunların hepsi, 2011 yılı başında bambaşka hesap ve hülya içinde idi. Hepsi için hüsran yılı oldu... O yüzden muhasebe mümkün mü, diye sorduk!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT