BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Töremizi çiğnediler

Töremizi çiğnediler

Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a saldırı anında bedenini siper eden Emin Kaya’yı Türkiye muhabirleri buldu. Kaya, “Kürtlerin töresinde taziyeye gelen kanlın da olsa el kaldırılmaz, kırıcı bir söz söylenmez. PKK sempatizanları Kürt töresini çiğnediler” dedi.



ÖZEL HABER Osman Sağırlı - Adem Demir EVİNE MİSAFİR OLDUK SALDIRGANLAR KÖY DIŞINDAN GELDİ Taşdelenli Emin Kaya, 1965 doğumlu, kendi halinde biri... Kulakları ağır işitiyor. Pek Türkçe bilmiyor. Yaşadıklarını da Kürtçe anlatıyor. Oldukça içli ve öfkeli. Kaymakamı hastanelik edenlerin köy dışından geldiğine dikkat çeken Kaya, PKK’nın Taşdelen’de 14 masum insanı katlettiğini, köylerini yaktığını söylüyor. Uludere’de 35 kişinin taziyesine giden Kaymakam Naif Yavuz’a saldırı olayı uzun süre hafızalarda silinmeyecek gibi. Çünkü Kürtlerin gelenek görenek ve ananelerinde, taziyeye gelen hiç kimseye kötü söz bile söylenmez. Ancak bir grup kaymakam Yavuz‘u hastanelik etti. Olayın üzerinden zaman geçtikçe köylüler yapılanının yanlış olduğunu daha açık bir dille ifade ediyor ve saldırıyı kınıyorlar. Bu hadisenin köylüleri fazlasıyla üzdüğü belli. O saldırı olayında bedenini Yavuz’a siper eden köylülerden biri hafızalara kazanmıştı. Söz konusu köylünün Taşdelenli Emin Kaya olduğu ortaya çıktı. TÖREMİZ İHLAL EDİLDİ Emin Kaya’yı bulduk ve evinde konuştuk. Kaya, 1965 doğumlu kendi halinde biri. Kulakları ağır işitiyor. Pek Türkçe bilmiyor. O gün yaşadıklarını Kürtçe anlatıyor. Oldukça içli ve öfkeli. Zira kendince çok önemli bir gerekçe öne sürüyor. Ona göre Uluderelilerin sevinçlerini ve acılarını paylaşan üstelik de taziye evine gelerek üzüntülerini bildiren bir yöneticiye yapılan saldırının affedilmez olduğunu söyledi. Kaymakam Naif Yavuz’u daha önce hiç yakından görmediğini ve tanışıklığının olmadığını belirterek “vicdanlı her insanın yapması gerekten tavrı ortaya koydum” dedi ve ekledi: “Kürtlerin asırlarca devam eden bazı asil töreleri var. Onlardan biri de taziyeye gelen insana kötü söz söylenmeyeceği ve saldırıda bulunulmayacağıdır. Bu gelen kişi babanızın katili olsa bile avlunuzda onun kılına dokunamazsınız. İşte bu töremiz çiğnendi. Dik başımız eğdirildi ve utandırıldık. Çünkü taziye evimize gelerek üzüntülerini bildiren yöneticimiz dövüldü. Saldırı utanç vericiydi.” AYIPTIR, GÜNAHTIR DİYE BAĞIRDIM Emin Kaya saldırı anını da şu sözlerle anlattı: “İlk başta ne olduğunu tam anlamadım. Konuşmaların mahiyetini de bilmiyordum. Ama bir anda Kaymakam Beye saldırıldığını gördüm. O an 100 metre uzaktaydım. Manzarayı görünce birden koştum ve bedenimi kaymakam beye siper etmeye çalıştım. Canımı bile veririm. Böyle bir şey olur mu? Sürekli yalvardım, rica ettim. ‘gençler yapmayın, ayıptır, günahtır bu bizlere yakışmaz’ diye bağırdım ancak yinede Kaymakam Bey yaralandı. Büyük bir utançtı.” Kaymakam Naif Yavuz’un o anlarda hiçbir şey söylemediğini söyleyen Kaya, saldırıyı gerçekleştirenlerin Uludere dışında gelen provokatörler olabileceğini kaydetti. KAYMAKAMA YANLIŞ YAPILDI Kaya, kaymakamın bölgede kimseye karşı bir ayrımcılık yapmadığını, halkın töresini, gelenek ve göreneklerini bildiğini ve hassasiyetlere özen gösterdiğini de ifade ettikten sonra şunları dile getirdi: “Bende darbe aldım. Beni arayan herkese şunları söyledim, ‘keşke o taşlar, yumruklar ve sopaların hepsi bana değseydi. Kaymakam beye bir fiske bile değmemiş olsaydı. Çünkü bizleri utandırdılar. Kürtleri küçük düşürdüler. Büyük bir ayıp sergilediler. Kaymakam bey o saldırıyı asla hak etmedi.” PKK BİZLERE BÜYÜK ZARAR VERDİ 35 insanın öldürülmesinin PKK tarafından propaganda olarak kullanılmasına ise isyan ediyor. Taşdelen’de geçmişte örgütün 14 masum insanı katlettiğini, köylerini yaktığını ve köylülerin defalarca saldırılara maruz kaldıklarını belirten Kaya, “Şimdi acıdan menfaat elde etmenin gayreti içindeler. Onlardan daha katil kimse var mı? Gülyazı olayı karanlıktır. Kim bilir atında kimler çıkacak. Yeter artık. Bu kan dursun acılar son bulsun” dedi. Hasip Kaplan’ın insanları tahrik edip etmediğine gelince de şunları söylüyor Emin Kaya; “Doğruyu söylemek haktır. Ben oyumu Hasip Kaplan’a vermedim. Öncesini bilmiyorum ama saldırı anında Kaplan da kendisini ortaya attı ve insanları sakinleştirmek için büyük çaba gösterdi. Sürekli anons yaptı. Hadise saldırgan grup dışında herkesi fazlasıyla üzmüştür” dedi. ÇARESİZLİK TEHLİKE “35 kişi öldü artık kimse kaçakçılık yapmaz” diyorsanız yanılırsınız. Çünkü bu bölgede kaçakçılık önemli bir geçim kaynağı olarak kontrollü yaptırılıyor. Hakkâri ve Şırnak’ta işsizliğin hat safhada olması ve istihdam imkânlarının bulunmaması sebebiyle devlet, kaçakçılık gerçeğini yıllardır bilmesine rağmen yapılmasına göz yumuyor. Yani bir anlamda “Kaçak” ama serbest. Ayrıca yaşanan acıya rağmen kaçakçılık faaliyetleri sürüyor pek çok yerde. Sadece uzak mesafelerde değil Gülyazı ve Ortasu’ya yakın köylerde dün katırlarını önlerine katan gençler, Irak sınırının yolunu tuttular. Uludere’nin sınır köylerinin birinde yola düşen iki genç, “Saat 18:30. Önünüze kattığınız bu hayvanlarla nereye giriyorsunuz?” şeklindeki sorumuza “Nereye olacak. Ekmek parası. Tabi ki sınıra...” diyerek yüzlerini çekmememizi rica ettiler. Gülyazı’da da bugünlerde kaçağa giden var mı? diye sorduğumuz Özcan Encü, “Belli bir süre kimse gitmeyebilir. Ancak daha sonra giden olacaktır. Çünkü çaresizlik söz konusudur. Buralara yakın gümrük kapısı açılmadığı ve yeni iş imkânları oluşturulmadığı sürece kaçakçılık devam eder” dedi. Sadece bu değil. Aynı akşam Gülyazı Karakolu’ndan askeri yetkililer birçok köylüyü arayarak, “Irak sınırından termal kameralarla bir hareketlik tespit edildi. Sizden kimse kaçakçılığa gitti mi” diye sordular. Yapılan araştırmalarda gidenlerin Gülyazı köylüleri olmadığı kimlik bilgileriyle tespit edildi. Ancak bunların kim oldukları kimseyle paylaşılmadı. Eski korucu Mahmut Ürek: 200 liram olsaydı ben de gidecektim Uludere olayı konusunda bölge insanlarıyla görüştükçe farklı detaylarla ve farklı iddialarla kaşılaşıyoruz. Köylülerin söylediklerine göre, ilk gerginlik üç ay önce yaşanmış. Eski koruculardan Mahmut Ürek, “Bu köyde terörist olmayı tercih edenler olduğu gibi devletten yana tavır belirleyerek korucu olanlar da var. Ben de onlardan biriydim, silahımı elimden alıp işime son verdiler” diyerek anlatmaya başlıyor gerginliği; “Bundan üç ay önce Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askerlerle PKK’lılar arasında bir çatışma çıktı. Orada bizim köylülerden Ahmet Encü adındaki bir terörist öldürüldü. Bu kişi eşimin akrabasıdır. Cenazesi geldi. Ben de bir zorunluluk olarak taziyesine gittim. Benim dışımda 37 korucu daha taziyeye gelmişti. Gitmemiz normal çünkü hepimiz akrabayız. Ancak daha sonra bu 37 kişinin silahlarına el konuldu. Bir süre sonra 30 kişinin silahı geri verilirken 7 kişinin silahı verilmediği gibi işlerine de son verdiler.” KAÇAKÇIYI ASKER BİLİYOR Mahmut Ürek’in verdiği bilgiye göre kendisinin dışında; İslam Encü, Zeki Tosun, Tayyip Encü, Şahin Encü, Tevfik Encü ve Hacı Encü’nün silahları bir daha verilmedi. Üstelik bunların işlerine son verildi. Söz konusu bu kişilerin 18 yıldır bildikleri tek iş koruculuk ve aldıkları maaş sadece 750 Türk Lirası. Ürek’e göre sadece bunlar değil köyde daha pek çok kişinin kaçakçılık dışında yapacakları hiçbir işleri yok. Ürek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kaçakçılık yapanları devlet tek tek biliyor. 35 arkadaşımızın öldüğü o gece 200 liram olsaydı ben de gidecektim.” KÜÇÜK KARAKOLLAR BOŞALTILDI Kölülerin anlattıklarına göre; askerler kaçakçıları ve güzergâhları çok iyi biliyorlar. Kimi zaman yol veriyorlar kimi zaman ise yakalayıp mallarına el koyabiliyorlar. İsim vermek istemeyen bir köylü de şunları söylüyor: “Bölgede pek çok karakol var. Özellikle sınır bölgesi ile Ortasu’ya yakın küçük karakolların hepsi boşaltıldı. Buradaki askerler bir hafta 10 gün önce taburlara çekildiler. Küçük karakollara saldırı yapılabileceği hesaplamış olabilir. Eğer öyle değilse neden küçük karakolların tümü boşaltıldı? Görüşmeler niye artık rütbelilerle köylüler arasında yapılıyor?” Bu arada bazı köylüler ise olay yerinde 8 yaralı olduğunu, ancak zamanında yardım gelmediği için bunların kurtarılamadığını söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT