BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir günün satırbaşları

Bir günün satırbaşları

Geçen gün Beyoğlu Tünel’de İETT’nin tarihi binasında fikir ve kalem erbabı sevgili bir kardeşimi ziyaret ettim. Ömer Faruk Birpınar’ı... Tanışıklığımız ve hukukumuz çok eskiye dayanır ve fakat zaman ve mekan şartları sık sık bir araya gelmemize imkan vermemişti bugüne kadar...



Geçen gün Beyoğlu Tünel’de İETT’nin tarihi binasında fikir ve kalem erbabı sevgili bir kardeşimi ziyaret ettim. Ömer Faruk Birpınar’ı... Tanışıklığımız ve hukukumuz çok eskiye dayanır ve fakat zaman ve mekan şartları sık sık bir araya gelmemize imkan vermemişti bugüne kadar... O güzelim binanın akıllara seza manzaraları eşliğinde, “İETT Çayı” içtim... Binaya girerken müthiş bir rayiha zaten büyülemişti beni... Önce birileri sahlep içiyor da, tarçınını henüz üzerine serpmiş diye hayal etmiştim. Selamlaşmanın ardından yüzsüzlüğü ele alıp, “Güzel bir koku duyuyorum. Neyse o isterim” diye tutturdum... Şifası tadından belli, formülü gizli (!) hoş bir çaymış meğer. Özel bir karışım... Bir kaç bardak içtik sohbetin eşliğinde... Bütün sohbetimiz boyunca içimi iki mesele kurcalayıp durdu hep. Birincisi bir zamanlar yaptığım çeşitli işler sebebiyle “dost” ve “arkadaş” olduğumu zannettiklerimin “yok”luğu ile, o an oturduğum koltuktan evime neredeyse 70 kilometre uzakta oluşum... İnsan yaşadıkça, okudukça, dinledikçe, öğrendikçe küçülüyor... Evet küçülüyor... Hakim olduğunu, bildiğini, anladığını zannettiklerinin azlığına şahit olup içine büzüşüyor... Hayat bu... Fakat ne gam... İki tesellim vardı, içimi kurcalayan o iki mesele için... Ve sığındığım bir liman vardı bütün dertlerim için... Birincisi İstanbul’da metrobüs gerçekten uzakları yakın ediyor; kim ne derse desin... İkincisi iş ve mesleğe bağlı olmayan kadim dostlar her zaman var ve iyi ki var... Sonra o emin liman... Neleri tartıştık orada Ömer Faruk ve arkadaşlarıyla... Ve gün boyu bir yerlerde neleri tartışıyoruz siyasetten sanata... Ulaşımdan ekonomiye... Ümitsizliğe kapıldığımız veya canımızın acıdığı her yerde imdada yetişen o liman, inancımız... Allah var. Peygamber var. Ölüm var... Ve ehli sünnete iman, boynumuzdan kalbimize, kalbimizden beynimize düğümlü bir aşk kemendi. Ucu o kurtuluş limanına bağlı... Ömer’le vedalaştıktan bir buçuk saat kadar sonra evimde, her zamanki köşemde, kucağımda kedim... Halime şükrettim... İstanbul güzeldi... Dostlar güzel... Bir an bile olsa yaşamanın farkına vardığında hayat da güzel...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT